Dr. Şivan yaşasaydı Kemal Burkay, yolda kalmazdı.
Ya da Kemal Burkay bu Kemal Burkay olmazdı.
O, kendisinden iki yıl sonra (1937'de) doğan Kemal Burkay, 1965’de Türkiye İşçi Partisi Üyesi olduğunda, Kürdistan’da illegal bir Kürdistan Partisi kurmaya hazırlanıyordu.
Ve nihayet 1969’da Tde-KDP’yi kurdu.
Sağ kalsaydı Dr. Şivan, Zazalar ilk "Kürt topluluğu" olarak biçimlenirlerdi.
Ya da, kendisinden 13 yıl sonra doğan Çewlîkli Zeki Adsız ile Dêrsim’den Serhad’a uzanan bir sosyalistler koridoru oluștururdu.
Dêrsim hiç "Tunceli" olmazdı.
Ve Dr. Şivan yaşasaydı, Dêrsim Kürdistan devrimi için sosyalist kadrolar yetiştiren "merkez" olurdu.
Dr. Şivan’in "tarihe imza atan" özelliği, 70’li yılların kapısında, Gerilla örgütlenmesine gitmek istemesidir.
Bunlar Şivan isminin üzerinde yükseldiği nostaljik metin denemeleri değil.
Dr. Şivan yazdığı temel bir eserle yașıyor.
Ve bu eser Kuzey Kürdistan’da Kürdistan’la ilgili yazılan ilk teorik temel eserlerden biri.
Dr. Şivan’ın 6 Mart 1970 tarihini tașıyan "Kürt Milli Hareketleri ve Irak’da Kürdistan İhtilali" ismini tașıyan eseri, o kurșuna dizilmeden (26.11.1971) birbuçuk yıl onca yazılmış.
Barzani güçleri tarafından kurșuna dizilmiș.
Tarih öyle yazıyor.
"Oyun" dendi.
Türkiye’nin direktiflerine, ABD’nin ricasına ve kendi hükümranlığını koruma hırsına boyun eğen Baba Barzani "zanlı" kabul ediliyor.
Geçmişte, ne "şahitler", ne de azmettirenler doğru söylediler.
KDP’nin O'nu ve arkadaşları Çeko ile Brusk’u "kurşuna dizmek mecburiyetinde" kaldığı yaygın olan düşünceydi.
Ancak titiz bir gözlem, Dr. Şivan’ın Gerilla mücadelesini öğrenmek için Güney Kürdistan’daki "özgür topraklara" sığındığını gösteriyor.
Ancak Dr. Şivan, Mustafa Barzani’nin egemenliğindeki "Kürdistan toprakları"na ayak bastığında, MOSSAD uzmanlarının eğitici olduğu kampların kapanından kurtulamıyor.
Bir yerde ABD’nin "53. Cumhuriyeti"ne ayak basıyor
Önemlisi kurșuna dizilmesini azmettiren MİT’in gölgesindeki "tuzak"a düșüyor.
Sosyalist/komünist olarak, karșısına Barzani, ABD ve MOSSAD’ı alıyor.
Gerilla örgütlenmesini "ithal" etmek için gittiği o topraklarda, karșısına Kürdistan parçalarında, kolonyal faşizan sistemlerin koordine eden Türkiye’nin "affedemeyeceği azılı düşman" oluyor.
Tedbir almadığı görülüyor.
Saf ve temiz bir devrimci lider olduğu anlașılıyor.
Kürdistan Milli davasının "Komünist ve milliyetçilerin ortaklığı" üzerinde yükseleceğine inanıyor.
Daha önemlisi, Barzani-Türkiye ilișkilerini, devrimci romantizminin gölegesine bırakıyor.
Dr. Şivan yukarıda bahsettiğim eserine iki not düșmüș: "Irak Kürdistan’ı aylardan beri 'bijî kurd û Kurdistan-Serok Mustafa Barzani". Bu not, Barzani onun yașamına nokta koymadan birbuçuk yıl öncesine denk düşüyor. Daha önce Süleymaniye bölgesinde Mustafa Barzani tarafından kabul ediliyor ve ona: "Dağlarımızdan hiçbir kuvvat bizi söküp atamaz… ve yok edemez" (S.4) diyor. Dr. Şivan’ı kurșuna dizilme ihtimali dünyasından ırak tutan, yüksek dozda sözler bunlar. Ve Dr. Şivan Che Guevera kadar devrimin "saf ve insancıl" dünyasına inanıyor.
O dağlardaki devrimin, yaz-kış dört yandan yayılıp gelen "bebext" tufanın etkisinde, ona karşı ve bazen de onun "emrinde" olduğuna inanmadan.
Aktaracağım satırları okuyunca: Dr. Şivan kadar yüksek düzeyde inançlı, yürekli ve aynı zamanda "optimist" başka bir Kürt önderi var mıydı diye düșündüm: "Baas iktidarı da, bütün cahşları silahsızlandırmak ve Kürdistan’da bulunan askeri birlikleri geri çekmek suretiyle, tamamen samimi bir davranıș içinde bulunduğunu ve Kürt millet meselesinde geriye dönüşün imkansız olduğunu isbat etti (S, 267)".
Belki de Türk kolonyalizminin inkarcı, hunhar ve katl politikası karşısında, bir umulmadıkla karşılaştığında, "devrim" niteliğinde bir gelişmeye karşı sarfettiği satırlar.
Kuzey Kürdistan’daki Kürt Hareketi’nin mecbur ettiği Ankara’da Erdoğan, Diyarbekir’de değil, Ankara Kızılay Meydanı’nda: "Tüm korucuları silahsızlandırıyoruz ve Kürdistan’daki tüm askeri birlikleri geri çekiyoruz" derse ne düşünürsünüz?
Dr. Şivan’ı ancak öyle anlıyorum. O’nun kehanetini ispatlayacak an kapıyı çalıyor, çalacak.
Dr. Şivan’ın kehaneti
Kızıl dünyanın Kürt öncülerinden Dr. Şivan yaşasaydı, 78’inde olurdu.