Tarih, üst üste yığılmış külü çağrıştırıyor. Tarihsel-toplumsal yaşanmışlıkta, külün altında aktif közü harlamak, bizleri dünden bugüne ve yarına taşıyacak olan tözdür.

Sümer atasözü, "Dünün hayatı bugün tekrarlanır" der. Her çağ kendi meşrebince akıp giderken, insana dair her ne varsa birbiriyle kesişerek çakışır. İnsanın doğayı, toplumu ve evreni anlamlandırması ekseninde verdiği reaksiyonların geçmişten günümüze örtüşmesi garip kaçmamalı. İnsan evlatları her dem arayış içerisindeydiler. Bu arayışta, bilgelik mertebesinde toplumsal sorunlara çözüm getirenler çokçadır. Kimisi unutulmuşlukta anonim belleklerin kıvrımlarında deneyim niyetindeyse de kimileri de tarihin sayfalarında dipnotlara dönüştürülmüştür.
Geçmişin fanusu olan 'bilgeleri' yad etmek ve günümüzdeki toplumsal çelişki ve çatışkılarda ön açıcı işlevlerini görünür kılmak boynumuzun borcu. Gün yüzüne çıktıkça "dünün hayatı bugün tekrarlanır" ve taşlar yerine oturur.
İşte parıldayan bilge düşünürlerden biri de Mo-Tzu (Mo-Ti)'dir. Bilge Mo Tzu, kadim Çin'in düşünce okullarından birinin kurucusudur. Kesin doğum ve ölüm tarihleri bilinmese de, İ.Ö 479-381 yılları arasında yaşadığı rivayet edilir. Mo-Ti yoksul halk tabakalarından gelmekteydi. Mo-Ti ve ardılları Mohistlerin düşünce etkinliklerinin pratiğe dökülmesi çarpıcıdır. Fikriyatının ana kaynağı, bizatihi kendi adını taşıyan ve 53 bölüm ihtiva eden Mo-Tzu Derlemeleri'dir. Ardılları Mohistler, Kanonlar'ı oluştururken, üste yeni bilgiler de ekleyecek ve bütünsel düşünüşe evrileceklerdi.
Kadim Çin'de yoksul kesimden gelen "Hsieh"lar vardı. Türkçeye "şövalye - serseri" diye çevrilse de özü-sözü bir olan bir kesimdir, anlatılan. Güven vericilikleri samimiyetlerine dayanmaktaydı. Temel özellikleri, verdikleri söze sadık olmaları ve feda üzerine şekillendirdikleri kişiliklerini hiçe sayarak tehlikelere koşmalarıydı.
Etik duruşları ahlaki temellenmelerine yansımıştı. Mo-Ti'nin kendisi de Hsieh'lardandı. Yoksulun, zayıfın yanında yer almasıyla tanındı. Sefahat içinde yaşayan soylulara cephe alarak, insanları haksızlık ve zulme karşı savaşa çağırdı.
Mo-Ti kendi öğretisini yerleşik geleneksel medeniyet eleştirisiyle gerçekleştirmişti. Bu yüzden Konfüçyüs'ün geleneksel duruşunu sorgulayacaktı. Konfüçyüs'ün kadim medeniyeti meşrulaştırmasına karşı durdu. Kurumsallaşmış zihniyet kalıplarını sorgularken kendi öğretisini şekillendirecekti.
Mo-Ti'nin eserinde doğru düşüncelerin yanlış düşünüşlerden nasıl ayırt edileceği işlenir. Gene, madde ve enerjiyi tarif ederek, enerjinin hareket halindeki madde olduğunu ilk tespit eden düşünür olacaktı. Öğretisi fizik bilimlerine dayanmaktaydı. Bilimi halkın yararına kullanıyorlardı. Kimi çağdaş kaynaklarda Mo-Ti ve ardılları Mohistlerin, askeri eylemlerde üstün bilgilerini disiplinli bir örgütsellikle perçinledikleri yazılır. Bunu insanın evrensel sevgisini örgütleyerek yerine getirirdi. Askeri dehasını saldırı savaşına göre değil, bizzat meşru savunma üzerine kullanırdı. Temel öğretisini benimseyenler de saldırı kurbanlarına yardım etmek için askeri tekniklerde yetkinleşiyordu. Bu da disiplinli ve ahlaklı bir duruş sergilemeleriyle parallelik taşıyordu. Evrensel sevgi doktrinini yayarken pasifist olmayacaklardı. Temel ölçüleri halkın faydası üzerineydi. Silahşörlükleri de zayıfları korumak içindi.
Mo-Ti, aynı zamanda çağının en büyük mühendisiydi. Saldırganlara karşı sığınılan kaleleri, mancınıklardan ve başka muhasara makinelerinden koruma tekniklerini bulan Mo-Ti'dir. Bu teknikleri acıda ve ferahta, eşitliği sağlamak için geliştiriyordu. Dünyada herkesin herkesi eşit ölçüde sevmesi ve ayrımcılığa gidilmemesini savlarken, bunun eylemini ilk kendinde gerçekleştirmekteydi.
Mo-Ti'nin insanseverlik ve doğruluğu, her şeyi kuşatan bir sevgiye işaretti. O, ayrımsız sevgi anlayışını, "Kendim için olduğu kadar arkadaşlarıma, kendi aileme olduğu kadar onların ailelerine de ilgi göstermeliyim" söylemine oturtmuştur.
Yaşamı ilkelere dayanıyordu. Her ilkeyi, "temeli, doğrulanabilirliği ve uygulanabilirliği" testine tabi tutardı. Ülkeye ve halka faydalı olmayı tüm değer yargılarının önünde görürdü.
Öğrencileri Mohistler de, epistemolojik ve mantık hakkında saf bir sistem yaratmaya çalıştı. "Mohist Kanonlar" diye şekillenecek öğretilerinde öne sürdükleri epistemolojik teori bir nevi saf realizmdi. Bu teori, "kendisi vasıtasıyla insanın bildiği bir bilme yetisinin bulunduğunu, ancak bu bilme yetisinin kendisini zorunlu olarak bilmediğini" ileri sürer. Bunun nedenini, bilenin bilgi yetisiyle karşılaşma zorunluluğuna dayandırmaktaydı. "Bilginin bilme nesnesiyle karşılaşmasının nesnenin biçimi ve şeklini anlayabilmeyi" doğurduğunu savlarlardı.
Mo-Ti'nin açtığı yolda ilerleyenler, savunma stratejilerinde ve istihkam konularında eğitiliyorlardı. Bu saiklerle bilimin temel yöntemlerini incelerken, mekanik ve optikte yoğunlaştılar. Gölge konusunu inceleyerek ışığın doğru boyunca ilerlediğini çıkarsamışlardı. Gene ışığın düzlem, iç bükey ve dış bükey aynalardan yansısını inceleme sonucunda cisimlerle imgeleri ve aynanın eğrilikleri arasındaki yer ve büyüklük ilişkileri hakkında ampirik kurallar çıkardılar. Deneye dayalı bilimi incelerken, temel mantık tartışmalarını sürdüreceklerdi. Gözlenen şeylerin akıl tarafından nasıl düzenleneceğini, neden-sonuç ilişkilerini ele  alacaklardı. Bunu yaparken tümdengelim ve tümevarım gibi iki önemli düşünce yöntemine ulaşacaklardı. Kavramları tanımlamada da şekillerden yararlanma fikrini benimseyeceklerdi.
Dedik ya; süreçle biçimlenip hayat felsefesine dönüşen Mo-Tzu ve Mohizmi harekete geçiren dürtü, insanlık sevgisiydi. Açığa çıkacak irade, tüm insanlığın birbirlerini sevmesine dayanmaktaydı. Günümüzde çağdaş Mo-Ti'ye ne denli ihtiyaç olduğunu öğretinin gücünün evrenselliğinden anlamaktayız. Halkın yararına eylemde bulunmak, maruz kalınan baskı ve zulmü ortadan kaldırmak için ibreyi mazlum ve madunların tarafına döndürmek ve az olanı arttırmak üzerine şekillenen bir duruş bugünün de sorunu değil mi? Mo-Ti ve Mohistlerin halkın güvenliğini sağlarken, halk yararına kurulacak bir dünya sisteminin sömürü düzenine karşı gelmekle olacağını çağlar öncesinden tespit etmişlerdi. Mo-Ti ve Mohistleri benzersiz kılan da buydu. İyiyi faydalı olanla özdeşleştirirken, faydalılığı iyinin özü yapmışlardı.
Mo-Tzu'nun açtığı yolu bugünün demokratik modernite arayışına tekabül ettirmek yanlış olmaz. Savaşların halklara büyük felaketler getirdiğini bilirlerdi. İnsanlığın, ancak bütün halkların birleşmesiyle kurtulabileceğinin ayırdındaydılar. Dolayısıyla Demokratik Konfederal yapılanmanın muhtevasıyla özdeşleştirilmesi hususu, Mo-Ti'yi ve öğretisini değerli kıldığı gibi hakkını teslim etmeyi gerektirir. Evet, Özgürlük-İnsanlık Hareketi'ni tırnaklarıyla kazıyarak bugünlere getiren de çağdaş Mo-Tzu'muzdur.
Evrensel barış, sömürü düzeninin yok edilmesi, halkların özgürleştirilmesi uğruna evrensel sevgi kapsayıcığındaki meşru savunma ilkeleriyle hayata müdahale etmenin zorunluluğu tartışmasızdır. Geçmişten günümüze süreklilik arz eden bilgeliğin tezahürüne tanıklık etmenin onurunu yaşarken, Demokratik Konfederal yapılanmanın özsavunma ilkelerini hayata geçirmenin evrenselliğini Mo-Tzu'da ve çağdaş Mo-Tzu'da gözlemlemek ne muazzam bir durumdur. Nitekim, çağlardan süzülüp gelen direniş damarının varlığını iliklerde duyumsamak kabil. Bugün Mo-Tzu'nun direniş damarı, İnsanlık Hareketi'ni yaratan Çağdaş Mo-Tzu'da yaşamakta. Mazlum ve madunların sömürü ve zulme karşı hayallari, umutları ve özlemlerini inşa etmek için kesintisiz emek sarf etmenin önemi yakıcılığını korumakta.
Feda ruhuyla şekillenen İnsanlık Hareketi de bu özüyle, Demokratik Konfederal bir dünya inşa etmeye çıkmıştır. Tarihte unutturulmaya çalışılan direngen bilgeliğin mayasından beslendiğinden, deneyimleri içselleştirmeyle yükümlülük duyar ki özgür yaşamı baki kılsın!
Yeter ki iç gözümüzle onları görünür kılalım. Kıldıkça bugünlere ulaşan köprü kavi olur. Yâd ederken Mo-Tzu ve Mohistleri, selam eyleyelim çağdaş Mo-Tzu ve İnsanlık Hareketi'ne. Onlar ki halkımızın/halkların umudu, özlemi ve yüz akıdırlar.
* D Tipi Cezaevi, Diyarbakır
***
Kaynakça:
1- Çin Felsefesi Tarihi, Fung Yu-Lan, Bilgi Üni. Yay.
2- İnsan Nasıl İnsan Oldu, M.İlin-E.Segal
3- Bilim Tarihi, Colin A. Renan, Tübitak Yay.
4- Bilimler Tarihi, Stephen F. Mason