Salon, hakikat arayıcılarının, halk önderlerinin erdemli tarihini film şeridi gibi kadimden, güncele yansıtan resimlerle bezenmiş. Qazi Muhammet, Molla Mustafa Barzani, Qasimlo, Ali Şer (Nedense Zarife Anayla resmi yerine tek başına resmedilmiş?) Kemal Pir ve yoldaşları, Mazlum Doğan, Sema Yüce ve Leyla Qasim, Sakine Cansız, Saidê Kurdî, Abdullah Tmoqî, Mahsun Korkmaz, Cegerxwîn…

Ahde vefanın, mücadeleye, emeğe, üretime ve tarihi değerlerimize saygının gereği olarak resimler çok anlamlıydı. Görselliği daha da anlamlandıran tam orta yerde Şex Said ve Pir Seyit Rıza'nın arasına Kürt Halk Önderi Öcalan’ın sımsıcak gülümseyen resmiydi! "Resimlere takılmış!" demeyin canlar! Tarihi, kültürel, inançsal, siyasal yaşamda, hafızayı diri tutmak için düşünce ve eylem ne kadar önemliyse simgeler de o kadar önemlidir. Tabloyu oluşturanların aklına ve yüreğine sağlık! Orada Baba Taher Hemedanî, Sühreverdi, Melayê Cezirî, Ehmedê Xanî, Feqiyê Teyran, Aram Tigran, Yılmaz Güney, Beritan, Yücel Halis’in resmi de olmalıydı! DTK Kürdistani halkların ve inançların "Kongresi" Süryani, Ermeni, Arap, Mehellemi ve Türkmenlere hak ve hakikat için hizmet etmiş tarihi, inançsal, kültürel, siyasal kişilerin de tabloda olması gerekmez miydi?...
Rojhilat ve Başur’dan gelen hele Rojava’dan gelen kadın canların, konukların, konuşmaları çok etkileyici ve öğreticiydi. Adeta parçalanmış bir bedenin uzuvları birleşiyor, yaralarına merhem çalınıyor! Ayak Başur, kollar Rojhilat, yürek Rojava, beyin Bakur! Mevcut tablo "Olağan bir durum" gibi algılansa da hakikat kongreyi dikkatle izleyen Ruşen Çakır’ın yazısındaki "Abdullah Öcalan’ın lideri olduğu, nerdeyse 40 yıllık bir geçmişi olan KSH’nin tarihinin en güçlü dönemini, yani altın çağını yaşamakta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" cümlesinde yatıyor.  
30 Eylül 2007’de 1. DTK Kongresinden beri, Alevi hareketine hizmet eden bir birey olarak yapılan kongrelere katılma onuruna erdim. Kongrenin geçirdiği evrimi anlatmak buraya sığmaz! 6. Kongre elbette çok şey üretti. Toplumsal barış, demokratik özerklik, dil, sağlık, ekonomi, Alevi, Êzîdî, Demokratik İslam vb. konferans kararlarını toplumsal yapımıza taşıyıp nüfuz ettirememek 6. Kongrenin temel eksiğidir.
7. Kongrede delegasyon bir hayli yenilenmiş. Yeni delegeler olanları anlamaya çalışırken, öncekiler bu kongrenin yeni durumu yansıttığını fark etmiş olmalılar! Önceki Eşbaşkan Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk canların "Çoğulculuk, eleştiri ve ifade özgürlüğü konusunda kongrenin eksikleri var!" yorumunu ve delegelerin kimi eleştirilerini "Kongrede sorun var!" diye yorumlayanlar olabilir. Oysa eleştiri yoksa "Sorun var" demektir. Eleştirilecek o kadar şey varken eleştiriler kesinlikle yeterli değildi! Unutmamalı ki, "Ahlaki politik toplum" yapısını amaçlayan kongremiz için eleştiri ve özeleştiri toplumsal, bireysel, örgütsel hakikat içinde kutsal bir haktır.
 Divanın yetkinliği, konukların ve delegasyonun akıcı Kürtçeyle konuşması çok etkileyiciydi! Delegasyonun karar tasarılarına, tartışmalara, sonuç bildirgesinin oluşturulmasına katılımı kimi acemiliklere karşın düzeyli ve üretkendi. Etnik, inançsal, cinsel bakımdan çoğul olmamız, çoğulculuğu kavradığımız ve içselleştirdiğimiz anlamına gelmez. Kürdistani halklar ve inanç toplulukları olarak yüz yıldır sistemin kirli oyunlarıyla yabancılaştık, egemen olanlar kimilerimize inanılmaz acılar yaşattı! Ama 40 yıllık mücadelenin yarattığı değişimle birbirimizi dinleyip, anlayıp saygı ve kabul çerçevesinde bir araya geliyorsak bu toplumsal devrimdir.
"Kongre sözleşmesi" iyi bir hukuk metni olabilir. Hakikat metin değil uygulamadır! Kongrede "Ahlaki politik toplum, radikal demokrasi, demokratik ulus" politikasını anlamak ve yaşatmak isteyen somut bir irade var. Demokratik Toplum Kongresi (DTK)'yi amacından saptırmak veya güçsüz kılmak için KCK operasyonunda uyduruk gerekçelerle tutuklanan, siyasal olgunluğun ve tevazunun sembol isimlerinden Hatip Dicle’nin ve kadın özgürleşmesinin coşkusu, mücadele heyecanı yüzünden okunan Selma Irmak’ın Eşbaşkan seçilmeleri ayrıca değerlidir. "Gerekçeli yenilgileri değil, gerekçesiz zaferleri yaratacağımıza" inanarak kongremizi selamlayan Öcalan’ın örgütlediği ve Kemal Pir’in 34 yıl önce "Ortadoğu’nun geleceğini bu harekette görüyorum!" dediği "Gelecek" geldi!...