
Genel Kurul’un ardından açıklanan sonuç bildirgesinde, Türk hükümetinin nasıl ve niye savaş kararı aldığı anlatıldı; Cumhurbaşkanı’nın Dolmabahçe Mutabakatını tanımadığını belirten açıklaması, izleme heyetlerine karşı çıkması, Öcalan’a uygulanan tecrit ve 7 Haziran’da ortaya çıkan halk iradesinin tanımamasının çözüm sürecini tamamen rafa kaldırdığı ve savaşın fitilini ateşlediği kaydedildi. Bildirgede, alınan kararlar şu şekilde sıralandı:
* AKP hükümeti, Rojava politikalarında stratejik değişiklikler yaparak; Rojava Özerk Yönetimi ile doğrudan görüşme başlatmalı.
* Türkiye Cumhuriyeti devleti ve AKP, Kürtlere karşı sürdürdüğü savaş politikasından vazgeçmeli; siyasi soykırım, gözaltı, tutuklama, yargısız infazlar ve askeri operasyonlara son vermeli.
* Türkiye Cumhuriyeti devleti ve AKP’yi Dolmabahçe sürecine geri dönmeye, Mutabakat metni üzerinde anlaşılmış bütün maddeleri hayata geçirecek uygulamaları acil olarak başlatmaya çağırıyoruz.
* Sayın Öcalan’ın, eşit koşullarda barış ve çözüm çalışmalarını nihai sonuca götürebilmesi için özgürlük koşulları oluşturularak, özgürlüğü sağlanmalıdır.
* Çözüm sürecinde Kürdistan coğrafyasına yönelik yapılan kalekol ve barajlar gibi tahribatlara, savaş süreci ile birlikte yoğun bombardımanlarla ormanları yakma, köy boşaltma özel güvenlik bölgeleri oluşturarak Kürdistanı insansızlaştırma politikaları güncellenerek hayata geçirilmiştir. Özellikle İŞİD çetelerine karşı insanlık mücadelesi yürütürken yaşamlarını yitiren YPG-YPJ savaşçılarının cenazelerinin defnedilmesine izin vermemek saldırı politikasının kapsamını ortaya koymaktadır. AKP’yi ve devleti, halkımızda infiale yol açacak olan bu politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz.
* Kürdistan halkının meşru savunma temelinde direnmesi ve kendi çözümünü geliştirmesi, meşru, ahlaki ve insani bir tutum olacaktır.
* Kürdistan’daki siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, İslami kesimleri, farklı kimlik ve inanç topluluklarını, aydınları, ruspileri, kadın ve gençlik kurumlarını, yeni savaş konseptine karşı birlik ve dayanışma içinde olmaya, tutum almaya çağırıyoruz.
* Kürt meselesinin demokratik çözümü için bütün dünya kamuoyunu, AB ülkelerini ve Birleşmiş Milletler’i Kürtlere karşı başlatılan savaşa karşı durmaya, sorumluluklarını yerine getirmeye, savaş suçlarına karşı soruşturma yapmaya çağırıyoruz.
* Devletin yıllardır deneyip sonuç alamadığı savaş politikalarından vazgeçip tarafları tahkim edilmiş ateşkes sürecini başlatmaya, Dolmabahçe Mutabakatı sürecine dönmeye ve gereklerini pratikleştirmeye çağırıyoruz.
AMED
HDK: Darbeyi durduralım
HDK Eşsözcüsü Sebahat Tuncel, 7 Haziran seçim sonuçlarına rağmen AKP’nin halkı zor ve baskıyla yönetmeye çalıştığını belirterek, “dur” denilmesi gerektiğini söyledi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüleri Ertuğrul Kürkçü ve Sebahat Tuncel, yaşanan son siyasal gelişmeleri değerlendirmek amacıyla önceki gün İstiklal Caddesi’ndeki HDK bürosunda basın toplantısı düzenledi. Türkiye’nin çok ciddi bir kaos ve gerilim süreci yaşadığını belirten Tuncel, bu gerilim ve kaosun durdurulmasını önlerindeki en acil görevlerden birisi olduğunu söyledi. 7 Haziran seçimlerinde Türkiye halklarının AKP’nin baskı politikalarına “dur”, HDP’nin yeni yaşam projesine ise “evet” dediğini dile getiren Tuncel, sonucun bu olmasına rağmen AKP’nin baskı ve zorla hala halkları yönetmeye çalıştığını söyledi. “AKP şu anda bir sivil darbe yapıyor” diyen Tuncel, “Bu savaş hepimiz yakar. Sadece Kürtler değil, tüm Türkiye halklarının bu savaşa karşı tavrını ortaya koymalıdır” diye konuştu.
Tuncel, bir an önce Dolmabahçe Mutabakatı’na dönülmesi ve müzakerelerin başlaması, gözlemci heyetlerin İmralı‘ya gitmesi ve TBMM’nin çözüm sürecinde rol oynaması çağrısında bulundu.
HDK Eşsözcüsü Ertuğrul Kürkçü de ulusal ve uluslararası boyutta çatışmalı ortamın meşrutiyetinin sorgulanması gerektiğini ifade ederek, “AKP, Türkiye’nin IŞİD’in tehdidi altında olduğuna dair bir resim verdi. Bu resimle ABD ve Avrupa’ya yanaştı. Ancak ABD ve Avrupa ile IŞİD’e karşı mutabakata varan Türkiye’nin savaş uçakları İŞİD mevzilerini es geçerek, Kandil’i ve PKK’nin kamplarını bombaladı. Türkiye Kürtlere karşı savaş açtı. Buna NATO, ABD ve diğer ülkeler tepki gösterdi. Türkiye IŞİD’e karşısında Kürtleri bombalayarak, IŞİD’in güçlenmesine yol açmıştır” diye konuştu.