DTK 8. Olağan Kongresi, tehdit ve tehlikelere karşı tüm Kürdistani yapılara çağrı yaparak, çalıştayların Ulusal Kongre ile taçlandırılmasını istedi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), 8. Olağan Kongresi’nin sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede yer alan bazı maddeler şöyle:

*  OHAL ve KHK’larla kurumlaştırılmaya çalışan faşizme karşı tüm demokratik güçlere, birlikte demokrasi mücadelesinin yükseltilmesi için dayanışma çağrısı yapıldı.

*  Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün halkımızın özgürlüğü olduğunun bilincinde olarak, bunu tüm çalışmalarının odağına yerleştirmeye ve tecridin halkımızın kırmızı çizgisi olduğunu vurgulamıştır.

*  Kürt halkının seçilmiş siyasi iradesi olan milletvekilleri, belediye eşbaşkanları ve Kürt siyasetçilerine yönelik yapılan operasyon, gözaltı ve tutuklama uygulamalarını; halkımızın binbir emekle kazandığı belediyelerine kayyum atamalarını; Kürt sivil toplum örgütü ve iş insanlarına yönelik sindirme politika ve uygulamalarını bir siyasi kırım olarak değerlendirdi.

*  SİHA’larla sivil halkımıza yönelik gerçekleştirilen cinayetler, Türkiye metropollerinde çalışmaya giden Kürt inşaat ve tarım işçilerine yönelik yapılan linç ve katletme uygulamaları karşısında halkımız başta olmak üzere tüm ulusal ve uluslararası kamuoyunu, demokratik çevreleri duyarlı olmaya çağırmıştır.

*  KHK’larla ihraç edilen, gözaltına alınan, tutuklanan ve sürgüne gitmek zorunda kalan yüzbinlerce işçi, kamu emekçisi, siyasetçi, akademisyen, gazeteci ve basın çalışanı tüm kesimler ile dayanışmanın ve sahiplenmenin halklarımız açısından ortak bir değer ve sorumluluk olduğunu vurgulamış, bunun için mücadele sözü vermiştir.”

*  Öz yönetim talebinin halkın en doğal ve meşru hakkı olduğuna dikkat çekildi. Hasankeyf ve Sur başta olmak üzere tarihi ve toplumsal-kültürel hafıza ile özdeşleşen değerlere dönük saldırlar da kınandı.

*  Halklarımız ve tüm demokratik güçlerle tam bir dayanışma içerisinde, tek tipleştirme politikalarına karşı zindan direnişçilerinin yanında olacağını yüksek bir kararlılıkla dile getirmiş, tüm Kürdistan ve Türkiye halklarını bu konuda duyarlı ve sahiplenici bir tutum geliştirmeye çağırmıştır.

*  DTK 8.Olağan Kongresi; 25 Eylül’de Güney Kürdistan’da yapılacak olan Bağımsızlık Referandumuna karşı bölge devletlerinin geliştirdiği tehdit, şantaj ve baskı politikalarını şiddetle kınamış, Güney Kürdistan halkıyla tam bir dayanışma içerisinde olduğunu belirtmiş, tüm dünya halkları gibi Kürt halkının da, Kürdistan’ın dört parçasında kendi kaderini belirleme hakkının meşru, evrensel ve inkar edilemez bir hak olduğu gerçeğine vurgu yapmıştır.

Güney Kürdistan halkının Bağımsızlık Referandumunda çok güçlü bir irade ve kararlaşma ortaya çıkartacağına ve bunun ulusal birliğimizin güçlendirilmesinin vesilesi olacağına olan inancını ve isteğini tüm halkımızla paylaşmayı ulusal bir görev ve sorumluluk saymıştır.

Gecikmeli olarak da olsa, 15 Eylül 2017 tarihinde Güney Kürdistan Parlamentosu’nun toplanarak referandum kararını, parlamentonun ortak kararı haline getirmesini olumlu ve önemli bir gelişme olarak değerlendirmiştir. 

*  Sömürgeci İran rejiminin, Rojhilat’taki halkımıza yönelik geliştirdiği operasyonları, baskıları şiddetle kınamış, Rojhilat halkının mücadelesinin yanında olduğu kararlılığını tekrardan teyit etmiştir.

* Halkımızın karşı karşıya olduğu tehdit ve tehlikelere karşı tüm Kürdistan’i yapıları öngörüye ve duyarlılığa çağırmıştır. Bu nedenle Ulusal Birliğin, günümüzde her zamankinden daha büyük bir anlam ve hayati önem kazandığına vurgu yapmıştır. Süleymaniye’de gerçekleştirilen Ulusal Birlik çalıştayını son derece önemli görmüş ve bu çalışmanın derinleştirilerek Ulusal Kongre ile taçlandırılması isteğini, beklentisini ve inancını yüksek bir Kürdistan’i duygu, inanç ve refleksle ortaya koymuştur.  


 AMED