
DTK en başta da toplumun örgütlenmesi, öz gücü ve öz savunması olacaktır. Kürdistan’da demokratik devrim gerçekleşmiştir. Hem de kadın Özgürlük Mücadelesi ekseninde derinleşerek gerçekleşen bir demokratik devrim söz konusudur. Ancak bu demokratik devrim hak ettiği kadar demokratik örgütsel kurumlaşmaya kavuşup toplumun öz yönetimi haline gelmemiştir. Böyle olunca da kültürel soykırımcı sömürgecilik Kürdistan’da kapitalizmi geliştirerek bireycilik ve tüketim toplumu üzerinden demokratik devrimi çürütmek istemektedir. Bireyciliğin geliştiği Kürt toplumu da güçsüzleşerek kültürel soykırımcı sistemin kendi hükmünü icra edeceği bir toplumsal yapıya dönüştürülecektir. Şimdi Kürdistan böyle bir yol ayırımına da gelmiştir. Türk devleti bu yol ayırımını toplumsallığın dağıtılıp kültürel soykırımcı siyasi sömürgeciliğin hakim olduğu bir yöne evriltmek istemektedir. AKP ve Türk devletinin programında Kürt sorununun çözümü değil, böyle bir özel savaş programı vardır. Bunu da Kürt sorununu kabul ediyor ve çözecekmiş gibi bir algı ortamında yürütmektedir.
İşte böyle bir ortamda DTK’ye tarihsel görevler düşmektedir. Kapitalist modernitenin bireyciliği hakim kılmasına karşı demokratik toplumu hakim kılma tarihi sorumluluğu vardır. Bunu da başta ekonomik alan olmak üzere tüm toplumsal alanlarda karşı çıkıp kapitalist moderniteyi toplumsal yaşamın her alanından söküp atmakla mümkün olur. Bunun için de en başta antikapitalist olmak, kapitalizme büyük öfke duymak ve yaşam biçimine karşı durmak gerekir. Bunu da DTK temsilcileri kendilerinden başlatarak gerçekleştirebilirler. Şunu tüm Kürtler ve DTK delegeleri, temsilcileri, kurumları bilmelidir ki, kapitalist modernite ve bireycilik Kürtler için kültürel soykırım demektir. Kürtler bugüne kadar ayakta kaldıysa bunun nedeni, ilk toplumsallığı yaratan halk olmanın toplumsal karakterinin gücüdür. Bu toplumsallığı dağıtıldığında varlık gerekçesi de, kültürü de, kendisi de yok oluş sürecine girecektir. Başka topluluklar kapitalist moderniteyle belki belli düzeyde varlıklarını sürdürse de, Kürtler sürdüremez. Bir süre sonra yok oluşla karşı karşıya kalır. Kapitalist modernite bir kültür düşmanı ve kültürel soykırımcı sistemdir. Bu açıdan kültürel gücüyle şimdiye kadar var olan toplumlar için bir soykırım sistemidir. Kapitalist sistemin Kürtler için bir kültürel soykırım sistemi olduğunu Kürdistan’da görülen etkileriyle açıkça görmek mümkündür.
DTK bir yönüyle de HDK’nin Kürdistan ayağıdır. Kürdistan’daki yerel demokrasi ve özyönetimin komünlere ve meclislere dayalı sistemin somutlaşmış ifadesidir. Bu açıdan Kürdistan’da demokrasiyi yaygın geliştirmek gerekir. Bu, Batı’da görülen egemenleri güç yapan demokrasi değildir. Orta sınıfın egemenlerinin toplumda hakim olmasını sağlayan liberal demokrasisi de değildir. Kaldı ki esas olarak toplumu değil, egemenleri güç yaptığı için bu, demokrasi de değildir. Kürdistan’da ise kültürel soykırımcı sömürgeciliği meşrulaştıran özel savaş demokrasisidir. DTK’nın esas alacağı ise toplumu güç yapacak radikal demokrasidir. Tüm toplumun tabandan örgütlenerek demokratik konfederal temelde güç olduğu demokratik sistemdir. Tüm toplumun örgütlülüğüne dayanan, tabanın güç olduğu demokratik sistemdir. Toplum köyde, sokakta, mahallede, semtte, kasabada, şehirde kendi işlerini kendi yapacaktır. Amiyane deyimle söz, karar ve uygulama gücünün kendinde olduğu özyönetim sistemidir. Toplumun demokratik özerkliği de bu demokratik karakterinden ileri gelmektedir. Çünkü demokrasi ve demokratiklik her yerelin, her etnik ve dinsel topluluğun özerk yaşamı anlamına gelmektedir. Demokrasi özü itibariyle farklılıkların ve yerellerin özerkliğidir.
Bu özerkliklerin olabilmesi için ekonomik yaşamın da kendini örgütlemesi gerekir. Kapitalist modernite tüm ekonomik alanları merkezileştirerek ve kontrolü altına alarak özerklikleri de öldürmekte ve anlamsız hale getirmektedir. Zaten Türk devleti ekonomik alandaki gücüne ve hakimiyete dayanarak Kürdistan’ı kontrol altına alıp, toplumu güçsüz bırakıp, özerk olmasının önüne geçip kültürel soykırımı tamamlamak istemektedir. Bugün Kürdistan’da kültürel soykırımın en temel aracı ekonomik talan, ekonomik yok etme üzerinden ekonomik hakimiyet kurmak olmuştur. Artık ekonomiye dayanılarak yürütülen kültürel soykırım, dil ve kültür asimilasyonuna dayalı kültürel soykırım kadar etkili hale gelmiştir. İnsanlık tarihinde toplumların bu düzeyde ekonomik bağımlılık temelinde soykırıma uğratıldığı başka bir dönem olmamıştır. Özellikle Kürtler açısından Kürdistan’da sömürgeci egemenliğin ekonomi politikası bu rolü oynamaktadır.
DTK’nın kültürel soykırımcı sömürgeciliğe karşı kendi yerel demokrasi ve özyönetimini kurarak, demokratik komünal ekonomiyi esas alması ve buna dayalı ekonomik sistem kurmaya yönelmesi temel görevidir. Kürt Halk Önderi Kürdistan’da ancak yüzde on kapitalist ekonomi olabilir, dedi. Yani komünal ekonominin esas olduğu bir ekonomi ve sosyal yaşamdan söz etti. Yerel yönetimlerin de bunu esas alması gerektiğini vurguladı. Zaten bunu esas almayan yerel yönetimler büyük demokratik devrim yapmış Kürt halkına ait yerel yönetimler olamaz. Halkın yerel yönetimlerden rahatsızlığı da bu yöndedir. Müteahhit ve taşeronlar çalıştıran ve onları zengin eden yerel yönetim sistemi aşılmamıştır. Böyle olunca “onlar yiyorsa biz neden yemeyelim” biçiminde bir anlayış gelişmiştir. İşte tüm bunlara son verecek olan, komünal ekonomidir. Bu da örgütlü topluma dayalı geliştirilen ekonomidir.
Her şeyden söz ediliyor; demokrasi derken başka kurum ve yaşam alanlarından söz ediliyor, ama sıra ekonomik alana gelince bu alanda demokrasi ve demokratikleşme konusundan kaçınılıyor. Bu alanın demokratikleşmesi, yani bu alanın topluma devredilmesi sağlanmadığı müddetçe diğer alanların demokratikleşmesi gerçekleşmiyor, gerçekleşemez de. Sadece kapitalist moderniteye hizmet eden, ona örtü olan bir demokrasi anlayışı ortaya çıkar. Bu açıdan gerçek demokrasiden söz edenlerin ilk önce ekonomik alanın demokratikleşmesine el atmaları gerekir. Yani ekonomik alanda da toplumun güç olması, toplumun kendi ekonomik işini kendi yapması gerekir. DTK bu konuya el atarsa gerçek anlamda gerçek demokrasi ve özyönetime el atmış olur. Yoksa Kürdistan koşullarında havanda su dövülür.
DTK köye ve sokağa iner ve orada ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamı örgütlerse kimliğine kavuşur. Kendisinin misyonunu yerine getirmiş olur. Yoksa zaman zaman toplanmak, bazı konularda kararlar alıp uygulamakla yerel demokrasi kurulmaz, özyönetim haline gelinmez. Yani Demokratik Özerklik 9 boyutta inşa edilmez. Dolayısıyla yaşamın hücrelerine inmeleri gerekir. Her gün, her saat yaşama dokunmak gerekir. Toplumun güç olmasına çalışmak gerekir.
Örgütlü toplumun üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yoktur. Örgütlü toplum demokratik toplumdur, ekonomik toplumdur. Zaten örgütlü toplum dışında ekonomik toplum yoktur. Bu örgütlenmeyi egemenler mi yapıyor, sömürgeciler mi yapıyor, yoksa demokratik toplum mu yapıyor? Bu sorunun cevabına göre ekonomik modeller ortaya çıkıyor. Kürt Halk Önderi, toplumun en temel faaliyetinin ve demokratik faaliyetinin ekonomik alan olduğunu söylüyor. Bu nedenle toplumu dağıtan kapitalizmin ekonomi ve demokrasi karşıtı bir sistem olduğunu vurguluyor.
DTK başarılı bir kongre gerçekleştirdi. Bu başarısının sürmesi için ekonomik alana ağırlık vermesi gerekir. Kürdistan’ı kültürel soykırımdan kurtaracak olan en temel çalışmalardan birisi budur. Hatta öncelikli çalışmadır. Bu açıdan DTK bu çalışmaya özel önem vermelidir. Yerel yönetimler derhal böyle bir sistem üzerinde kafa yormalıdır. Bunu başaramayan yerel yönetimler yenilmiş ve sisteme entegre olmuş yerel yönetimlerdir. Kürt halkının örgütlü gücüyle bu yerel yönetimler alındıysa, o zaman bunun gerekleri yerine getirilmelidir. Yoksa yerel yönetimler şu partinin adayı gitsin, şu partinin adayı gelsin anlayışıyla Kürt demokrasi güçlerinin ilgi alanına girmemiştir.
Artık Kürdistan’da Kürt halkının gerçekleştirdiği demokratik devrim, toplumun kendi kendini yönettiği yerel demokrasi haline gelmelidir. Bu da toplumun güç olduğu ve kendi kendini yönettiği radikal demokrasidir. Bu başarılmazsa kültürel soykırımcı sistem içinde yok olmaktan ve kapitalist moderniteye hizmet etmekten başka bir şey yapılmış olunmaz.