Xorasan Kürtleri arasında düğünün çok önemli bir yeri var, düğünlerini ulusal değerlerin sergilendiği bir gösteriş alanına çeviriyorlar. Burada öncelikle Kürt müziği yaygın bir şekilde çalınıyor. Bunun yanında Kürt ulusal giysilerinin sergilendiği önemli bir platforma dönüştürülüyor. Kürt giysilerinin olmadığı bir düğün onlar için sönük geçen ve başarılı olmayan bir düğün. Yine, Kürt halayının baştan sona kadar oynanması da önemli bir aşama.
Düğünlerde kadınlar genelde kırmızı renkte elbiseler giyiyor. Sarı da var ama genelde kırmızı. Evli ve evli olmayan kadınları birbirinden ayırmak için ayrı renkler kullanılıyor. Evlenmemiş kızlar sarı, evli olanlar ise kırmızı renkli fistanlar giyiyor. Bu, bekar arayanların işini kolaylaştırırken, evli kadınlara bakılmasının da önüne geçiyor.
Buna benzer bir başka gelenek de kapı tokmaklarıdır. Kapıların dışına iki tokmak asılıyor. Küçük olanını kadınlar kullanıyor ve bir kadının kapıyı açmasını gerektirir. Büyük ve tok sesli olanı da erkekler içindir. Düğünlerde erkek gömleğinin rengi kırmızıdır, şalvarı da siyah. Ayakkabılar kırmızı deriden yapılmış çarık, çoraplar uzun ve ayakkabıların derisinden yapılmış uzun ipler çorabı dizin etrafında sarmalar. Belde kuşak, boyunda büyük bir mendil ile iyi bir savaşçı giysisi görünümü verir ve rahattır.
Xorasan Kürtlerinin halayları farklıdır. Alevi cemindeki ibadete benzer. Oyuncu hem kendi etrafında hem de büyük halkada döner. Birbirinin elini tutmazlar. Bana göre, yasaklar ve baskılar nedeniyle bu Kürtler, din ayinlerinin kaybolmaması veya onların yaşatılması için bunları halay formu ile kamufle etme yoluna gittiler. Bunun için oyun tarzları diğer Kürtlerin halayından farklı. Şahıslar ferdi oynar, hem kendi etrafında hem de hepsi beraber dönerler. Dünya sistemine benzer. Bunun, müslüman baskısının en şiddetli olduğu dönemlerde, ibadetlerinin yasaklanması veya ölüm getirmesi nedeniyle ibadet şeklinin halay formuna dönüştüğünü düşünüyorum.
Düğünlerde, kadınlar kafalarının üzerinde ‘Tubar’ dedikleri sinilerin üzerinde gelinin eşyalarını getirirler. Kadınlar sıraya dizilir ve kafalarının üzerinde süsledikleri şeker, yağ, pirinç, un, ayakkabı, giysi, çanta gibi eşyaları getirir ve gelinin önüne bırakırlar.
Bunların dışında düğün meydanının ortasında, bir ateşin üzerine üzerlik bitkisi koyarak düğün boyunca yakıyorlar. Kokusunun kötü ruhları dağıtacağına inanıyorlar. Sanırım bu gelenek bütün Kürtlerde vardır, zira daha önceleri Orta Anadolu Kürtleri arasında bu geleneğin yaşatıldığına şahit oldum.
Nişan
Söz kesildikten sonra ‘şeker kırma’ günü için söz alınır. O gün iki büyük şeker kız evine getirilir. Aileler ve büyük erkekler toplanır. Şekerler bir kabın içinde bir yaşlının önüne bırakılır. Bu şekerleri kıracak olan yaşlı erkekte,
- İki kadınla evli olmaması
- Eşinin ölmüş olmaması
- Ahlak ve terbiyesinin iyi olması
- Toplum içinde sevilir, güler yüzlü olması
- Her konuda örnek biri olması şartı aranıyor. Ancak bu özellikleri taşıyan biri şekerleri kırabilir. Bu istekler aynı zamanda damat adayında da olması gereken özellikler ve temenniler.