Kürdistan hareketi tek başına insanlık savaşı veriyor orada. Dayandıkları tek güç halklarının fedakarlığı, evlatlarının benzersiz can feda direnişi...
NATO'nun babası Amerika Birleşik Devletleri ve öteki ağır topu Fransa, "medeni dünyayı" temsilen, İslam'ın adını da kullanan barbarları Irak'ta havadan bombaladıklarını; Almanya ise direnenlere silah gönderdiğini açıklıyor.
NATO'ya hayat verenler, sergiledikleri manzara ile barbarlığa karşı insanlık savunucuları olarak görünüyorlar. Ama insan sevinemiyor. Çünkü bu ülkelerin televizyon görüntülerinin ikinci karesine Türk devletinin, cephane, tank filoları, ağır makineli silah ve bunları kullanan personeliyle IŞİD'in yanında, Kürtlerle savaştığının sesi dökülüyor.
Bir anda kendinizi yalanlarla süslü, muazzam bir entrikalar cangılının içinde buluyor, kifayetsiz beyinlerin komedilerini seyrediyorsunuz. Yandaşlarını bile ikna edemeyen bir yalanlar dolambacı.
IŞİD Türk devletine cephe almış ve personelini rehin almış oluyordu, bir komedi sahnesinde. Fatih Altaylı bile bu zekanın ucuz ürünü olan oyunu şöyle anlaya anlatıyordu:
"IŞİD, Türk konsolosluk görevlilerini rehin aldığı zaman bu rehinelerin IŞİD'e bir faydası yoktu. Hatta zararı vardı. Dost sayabileceği, giriş çıkış yaptığı bir ülkeyi karşısına alıyordu durduk yerde. O dönem rehineler, IŞİD için gereksiz yüktü. Ama niyeyse bu rehineleri tuttu. Şimdi ise tam tersi bir durum vardı. IŞİD'e karşı bir uluslararası operasyon yapılacak ve bölgedeki en önemli askeri güç Türkiye, IŞİD'in elinde Türk rehineler olduğu için bu operasyona destek vermekten kaçınıyordu. Rehineler Türkiye'nin elini kolunu bağlıyordu. Yani rehineler asıl şimdi gerekliydi IŞİD'e. Ama o da ne, en gerekli olduğu anda IŞİD rehineleri serbest bıraktı."
Öte yandan Türk devleti NATO'nun çocuğuydu. Amerika, Fransa ve Almanya da NATO'nun gerçek babaları...
TC'nin IŞİD'e verdiği silah, cephane ve her türlü istihbari bilgi, NATO envanterinde ve TC, NATO'ya rağmen haydutlara hizmet servisi yapıyor, görünüyordu.
Müsamere metnini yazan zekanın ucuzluğuna bakın siz. NATO'nun babaları "iyi polis" olarak insanlık; himaye ettiği, eline silah verdiği evladı da düşman cephesinde çirkin, acımasızca kötü polis rolünde...
NATO'nun silah ve personeli NATO'nun babalarına karşı kullanılıyor; babalar uzaktan seyrediyor. Fakat bir tek kınama, "Benim verdiğim silahları düşmanıma veremezsin" sözü bile yok.
İki yüzlü dünyada oyun içinde oyun. Kanan, kandırılmaya teşne olan varsa beri gelsin...
Ancak Kürtlerse dünün Kürtleri, tek başınalık da artık Kürtlerin kaderi değildir. Onlar da ittifaklar kurmak zorundadırlar.
Bu konudaki son düşünceden önce, bir parantez açmak istiyorum:
Otuz yıl, insan hayatında belki bir şey, ama devlet ve halkların hayatında otuz dakika kadar kısa bir andır. PKK, otuz yıl önce, iki manga gerilla ile ortaya çıktığında çok kişi, "Türk solu" örneklerine bakarak hareketi çakıp sönen bir kıvılcım sanmış ve uzun zaman "acaba" diyerek uzak durmuştu. Ama, "Zaman her şeyin ilacıdır" derler. Kürt fedailer, süreç içinde şaşırtan kararlı bir direngenlik ve inanılmaz fedakarlıklar gösterince, bakışlar, eğilimler de değişti. Kürdistan'a adanmış fedakarlıklara şahitlik eden halk (elbette eleştirilecek tutum ve politikaları vardır, ancak gün bu gibi gevezeliklerin günü değildir) malı ve canıyla destek oldu. Bu destek de boşa gitmedi.
Kürdistan bugün, birçok cephede savaşan muazzam gerilla ordusu ve halk desteğiyle devlettir. İnsaniyete bakış açısını, savaş meydanlarında ispatlamış bir devlet...
Bölge ise haydut çetelerinin devlet ve emirlikler adıyla cirit oynadığı bir alandır. Hırsız, soyguncu, yalancı, talancı ve katillerin şenlik alanı...
Batı'nın geçmişte kalan haydutları, "Şarlo" tipindeydi. Ortadoğu haydutları Türk komedyen İsmail Dümbüllü'nün canlandırdığı karekterler...
Hiç komplekse gerek yok, NATO'nun iki yüzlülüğü karşısında, Dümbüllü'nün düşmanı kimse, Kürt hareketi (haydutların istilasına uğrayan Esad yönetimi dahil) işbirliğine gitmek zorundadır.
Haydut (terör) devletlerle mücadelenin bir yolu da, düşmanlarıyla ittifaktır, çünkü.
Dümbüllü’ye karşı ittifak
Dünya, IŞİD (DAİŞ) adı verilen haydut çetelerinin Rojava'ya saldırılarını, televizyonlardan film gibi seyrediyor. Haydutların seyredilen, gazetelerde okunan dehşeti, Moğolları da aratan vahşetin hortlaması, modern silahlarla çağımızı kirletmesidir.