Muş'un Bulanık İlçesi'nde 15 Aralık 2009 tarihinde DTP'nin kapatılmasını protesto eden halka, JİTEM elemanı Arap korucular Turan ve Metin Bilen kardeşler tarafından ateş açılması sonucu Necmi Oral ve Kemal Ağca isimli yurttaşlar katledilmişti. Cinayetlerin 4'üncü yıldönümünde ilçede düzenlenen anmada Oral ve Ağca'nın faillerinin beraat ettirilmesine ve benzer bir infazın Gever'de uygulanmasına tepki gösterildi.

BDP ve HDP Bulanık ilçe örgütleri öncülüğünde, BDP binası önünde biraraya gelen yüzlerce yurttaşın yanı sıra BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, BDP PM üyesi Nizamettin Öztürk, BDP Bulanık İlçe Eş Başkanı Nusret Filiz, HDP Bulanık İlçe Başkanı Yakup Şahin, Bulanık ve Malazgirt belediye başkanları, il genel ve belediye meclis üyeleri Aslanpaşa Caddesi'ne doğru yürüyüşe geçti. Gever ve Bulanık'ta katledilenlerin fotoğraflarının bulunduğu, "Dün Bulanık, bugün Gever. Katil devlet hesap ver" yazılı pankart taşındı. İlçede bulunan esnaflar kepenk kapatırken, Aslanpaşa Caddesi'nde bulunan dörtyolda özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunan kitle tarafından hep bir ağızdan "Çerxa Şoreşê" marşı okundu. Burada konuşan HDP Bulanık İlçe Başkanı Yakup Şahin, sistemin 100 yıllık "imha terörü"nü barış sürecine rağmen devrede tuttuğuna dikkat çekerek, tek taraflı olarak sürdürülen süreçte katliam girişimlerinin Kürtlerin sabrını sınamaktan başka bir anlam taşımadığını ifade etti. Şahin, "Gever'de yapılan demokratik gösteriler sırasında, polisler 9 gün ilçede terör estirmiş, Mehmet Reşit ve Veysel İşbilir ile Bemal Tokçu'yu katletmiştir. Bilinmelidir ki yıllardır ölümle sınanan bu barışçıl halkın sabrı sonsuz değildir. Aynı kirli olayları Bulanık halkı 15 Aralık 2009'da bilir. 4 yıl önce devreye sokulan paralel devlet katliamının failleri, devlet eliyle aklanmış, silahları iade edilmiş, malları yüksek bir bedelle kamulaştırılarak ödüllendirilmişlerdir. Bu katliamın bir benzeri tetikçileri değiştirilerek Gever'de devreye girmiştir. Gever'in yurtsever halkı bilmelidir ki Bulanık, Necmi Oral ve Kemal Ağca'nın ruhuyla onların yanındadır. Gever halkı ve onun onurlu serhıldanı yalnız değildir" diye konuştu.
Kemal Ağca'nın kuzeni Tahir Ağca da söz alarak, "4 yıl önce Bulanık'ta yapılan katliamın bir benzeri geçtiğimiz günlerde Gever'de yapıldı. Kürt halkının bu katliamlara, bu ölümlere sabrı kalmamıştır. Kürt halkının bu katliamlara karşı yekvücut olarak mücadele etmesi gerekir" dedi.
Konuşmaların ardından kitle tekrar sloganlar eşliğinde BDP binasına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş güzergahında bulunan ve Ağca ile Oral'ı katleden korucuların o dönemki dükkanı ve AKP İlçe Örgütü binası gençler tarafından taşlandı. BDP yöneticilerinin araya girmesi ile gerginlik sonlandırıldı. BDP ilçe binasına kadar yürüyen kitle sessizce dağılırken, kitleyi temsilen BDP'liler ile çok sayıda yurttaş Necmi Oral ve Kemal Ağca'nın mezarını ziyaret etti.

Bulanık'ta ne olmuştu?

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararla Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatılmasını protesto etmek için 15 Aralık 2009 tarihinde Muş'un Bulanık İlçesi'nde düzenlenen yürüyüşe katılan kitlenin üzerine ateş açan JİTEM  elemanı korucular Turan ve Metin Bilen kardeşler; Necmi Oral ve Kemal Ağca isimli yurttaşları katletmiş, onlarca kişiyi yaralamıştı. Bilen kardeşler hakkında açılan dava, 'güvenlik' gerekçesiyle 12 Nisan 2010 günü Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne taşındı. Samsun'daki ilk duruşmanın çıkışında ise, davayı izleyen kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk'e adliye önünde yumruklu saldırıda bulunuldu. Gündeme oturan Türk'e dönük bu saldırı sonrası dönemin Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Canip Yetişir olayların daha da büyümemesi için davanın bir başka ilde görülmesi istemiyle Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulundu. Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından alınan karar üzerine duruşma ikinci defa "güvenlik" gerekçesiyle Samsun'dan Ankara'ya alındı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 29 Temmuz 2010 tarihinde görülen davada, olaydan sonra tutuklanan Turan ve Metin Bilen kardeşler, "meşru müdafaa" gerekçesiyle tahliye edildi. 4 Nisan'da görülen karar duruşmasında ise, sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Bilen kardeşler, bir yıl geçmeden çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakılıp, sonrasında tahliye edilirken, olay günü yaşanan polis müdahalesinde gözaltına alınan birçok yurttaşa ise 10 yıla kadar varan hapis cezaları verildi. Serbest bırakılan Bilen kardeşlerin dükkanı da yine devlet tarafından kamulaştırılarak, tamir edildi.

Acıları katmerleşti

Kemal Ağca'nın kuzeni Tahir Ağca, devletin katil zanlılarına sahip çıktığını belirterek, "Eğer burada devletin parmağı olmasaydı, katliamı gerçekleştirenlerin bugün elini kolunu sallayarak dolaşmaları mümkün olmazdı. 4 yıl geçmesine rağmen, bu olaylarda yaşamını yitirenlerin, haksızlığa uğrayanların acısı katillere sahip çıkılarak arttırıldı. Bu katliamı gerçekleştirenler, bugün cezaevinde olup cezalarını çekmiş olsalardı bizim acımız bir nebze de olsa dinmiş olacaktı. Eşitsizlik ve adaletsizlik az da olsa ortadan kalkmış olacaktı" dedi.

'Gün geçtikçe çoğalacağız'

Faillerin ödüllendirilmesiyle kendilerinin suçlu konumuna düşürüldüğünü ifade eden Ağca, şunları söyledi: "Kemal Ağca'nın ölümünün üzerimizde şok etkisi oldu, büyük bir kayıp yaşadık. Daha sonra davanın nakledildiği Samsun'da 2 bin kişi bize saldırdı. Bize hakaret edildi. Milletvekillerimiz saldırıya maruz bırakıldı. Bunları ölene kadar unutmayacağız. Devlet madem 'barışı getireceğim, haksızlığı ortadan kaldıracağız' diyorsa, önce böyle katilleri tutuklayıp cezalandırması gerekir. Bizim de içimizde yanan ateşe az da olsa su serpildiğini fark edip, acılarımızın dinmesi için kendimizi teselli ederiz. Dün olduğu gibi bundan böyle bizler yılmadan mücadelemize devam edeceğiz. Bizi katlederek, öldürerek bitiremeyecekler. Gün geçtikçe çoğalacağız. Kanımızın son damlasına kadar direnceğiz."

'Başkaları da vardı'

Kemal Ağca'nın bir diğer kuzeni Efendi Doğru ise, 4 yıldır her 15 Aralık günü yaklaştığında yüreklerine ateş düştüğünü dile getirdi. Olay günü Kemal'in yanında olduğunu belirten Doğru, saldırının faillerinin sadece Turan ve Metin Bilen kardeşler olmadığını da kaydetti. Doğru, o güne dair tanıklığını "Üst kattan bizim üzerimize doğru silahlı iki kişi de ayrı şekilde hedef gözeterek ateş ediyordu. Bizzat gözlerimle gördüm. Bizler saçak altında olmasaydık, 10 kişi orada ölebilirdik" sözleriyle anlattı.

'Hep gözümün önünde'

Göğsüne isabet eden kurşunla yaşamını yitiren Necmi Oral'ın kardeşi Rahmi Oral da, "Olaydan sonra her şeyimizi kaybetmiş gibi olduk. Elimizden hiçbir şey gelmiyordu. Ağabeyim bizim evimizin bel kemiğiydi. O hayattayken kendimizi çok güvende hissediyorduk. Hep aklımızda, gözümüzün önünde. Burada suçlu olan devlettir. Katiller devlete güvenerek bu suçu işlediler" diye konuştu.

DİHA/GEVER