ALİ ÖZŞERİK / ZÜRİH

Cenevre’deki Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin 38. Oturumları ikinci haftasını geride bıraktı. Konseyin gündeminde kadın hakları vardı. Dünyanın çeşitli bölgelerinde kadın hakları konusunda alarm verici uygulamaların hala devam ettiğine dikkat çekildi. Direnişini sürdüren kadın hakları savunucularının, dünya çapındaki çabaları ise övgüye değer bulundu.

BM İnsan Hakları Konseyi’nin 18 Haziran’da İsviçre’nin Cenevre kentinde başlayan 38. Oturumlarında gündem dünya genelinde kadın haklarıydı. BM raportörleri dünyanın dört bir yanındaki kadın haklarını zayıflatmak, aşındırmak ve hatta geri çevirmekle tehdit eden akımlara karşı derhal harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

Cenevre İnsan Hakları Konseyi, ‘Kadına Karşı Ayrımcılıkla İlgili Çalışma Grubu’, muhafazakar siyasi ideolojiler ve dini köktenciliklerin ittifakla, dünyanın çeşitli bölgelerinde kadın hakları konularında alarm verici etki ve uygulamalarda bulunulduğuna dikkat çeken raporunu paylaştı.

Kazanımlar tersine dönme riski taşıyor

“Çok eşlilik, çocuk evliliği, kadın sünneti, namus cinayetleri olarak adlandırılan ve kadınları cinsel ve üreme özelliklerini suçlu kılan uygulamaların kabul edilebilir gerekçesi yoktur” denilen raporda şu belirlemelerde bulunuluyor: “Yükselen otoriterlik, ekonomik krizler, eşitsizlik, her alanda kadın  haklarını için ciddi zorluklar doğurdu. Kadınların mücadeleleriyle edindiği kazanımlar ve zorlu başarıları artık tersine dönme riski taşıyor.” Çalışma Grubu ayrıca yıllar boyunca yapılan bazı ilerlemelere de işaret ederek, kadınların haklarını geri almak için farklı bölgelerde önemli adımlar attığına dikkat çekti.

Tolere edilmemeli veya normalleştirilmemeli

Raporda ayrıca şu vurgulara yer verildi: “Dünyadaki hiçbir ülke kadınlara karşı ayrımcılığı tamamen ortadan kaldırmamış ya da tam eşitliği sağlayamamıştır. Bu tolere edilmemeli veya normalleştirilmemelidir. Geçmiş kazanımları korumak için acil olarak ileri adımlar atılmasına ihtiyaç var.”

Cinsiyetçiliğe karşı duyarlılık çağrısı

Raporda, kadınların hayatları boyunca karşılaştıkları toplumsal cinsiyet eşitsizliği, aile ve kültür alanlarının yanı sıra, cinsel ve üreme sağlığı ile ilgili birçok engelinde devam ettiği belirtiliyor. Raporda: “Aile ve kültür, cinsel ve üreme sağlığı alanlarındaki sürekli ayrımcılık, kadınların hayatın her alanında eşit hak iddia etmesi üzerinde, zayıflatıcı bir etkiye sahip.”

Uzmanlar yaptıkları çağrıda, uluslararası toplumu toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda duyarlı olmaya çağırdı. Direnişi sürdüren kadın hakları savunucularının, dünya çapındaki çabalarının ise övgüye değer buldu.

2011 yılında İnsan Hakları Konseyi tarafından oluşturulan Çalışma Grubu beş bağımsız uzmandan oluşuyor: Alda Facio (Kosta Rika), Meskerem Geset Techane (Etiyopya), Melissa Upreti (Nepal / ABD), Ivana Radacici (Hırvatistan) ve Elizabeth Broderick (Avustralya).