
Türkiye'nin Rusya'ya ait bir savaş uçağını düşürmesiyle gelişmeler farklı bir boyuta taşındı. Birçok çevre şaşırmış gibi; Türkiye bile bile nasıl böyle bir risk alabilir, Rusya'nın uçağını düşürebilir diye anlamaya çalışıyor. Ortada bir yanlış anlama veya sıradışı meydana gelmiş bir olay yok. Türkiye başından beri Suriye'deki savaşın içindeydi. Bu savaşı esas olarak IŞİD ve El Nusra eliyle yürütüyordu. Bu güçler sonuç alamadı. Giderek etkisizleşecekleri anlaşılınca Erdoğan ve AKP eliyle Türkiye adeta ateşe atılacak hale getirildi. Erdoğan ve AKP nasıl bu kadar çılgınca hareket edebilir diye düşünenler olabilir.
AKP hiç gerek yokken Rojava Devrimine, Kürtlerin satatü kazanmalarına tavır aldı. Kırmızı çizgileri olarak ilan ettiler. IŞİD dahil tüm yıkıcı, vahşi güçleri desteklediler. Binlerce militan hiçbir risk ve zorlukla karşılaşmadan Suriye'ye aktarıldı. Türkiye toprakları, sınırları IŞİD'e tamamen açıldı. Binlerce TIR silah ve malzeme aktarıldı. Bunun tersini yapabilirlerdi. Kuzey'deki Kürtleri de kucaklayarak, Rojava'yı destekleyebilirlerdi. Ortadoğu'nun en etkin gücü olmak işten bile olmayacaktı. Dört parça Kürdistan'da Kürtlerin desteğini yanlarına alacaklardı. Ama onlar klasik, tarihi Kürt düşmanlığını esas aldılar. Kürtleri yenmek ve ezmek için insanlığa düşman olanlarla, en vahşi faşizan güçlerle koyun koyuna olmakta sakınca görmediler.
"Esad diktatördü, halkını öldürüyordu, bizde demokrasi, özgürlük sevdalısıydık, onun için tavır aldık" palavralarına herhalde inanacak kadar akıldan yoksun, saflar bulunamaz. Öyle olsaydı en başta Kürtleri desteklemeleri gerekirdi. Kürtler kimliklerini istediler, kendilerini koruyup savunmaya çalıştılar. Halklara, kültürlere karşıtlık yapmadılar. Demokrasinin dayanağı ve ittifakı bir güç olarak hazır bekliyorlardı. AKP ise başından beri Kürtleri dıştalamaya, etkisizleştirmeye çalıştı. Güya Esad diktatördü, sanki Suudi kralı çok demokrattı! Suudi kralı öldüğünde Türkiye'de AKP bayrakları yarıya indirip yas tuttu. Demokrasi diye bir dertlerinin olmadığı ortada. Olsaydı en başta yönettikleri Türkiye'de, kendi ülkelerinde demokrasiyi geliştirirlerdi. 12 Eylül generallerinin yaptığı ırkçı-faşist anayasayla ülkeyi bugüne kadar yönetmeye katlanamazlardı.
Türkiye'yi yönetenler IŞİD'i Kürtlerin üzerine saldırttılar. Kobanê'yi düşürümek için binlerce militanın ölümünü göze aldılar. IŞİD'i yönlendiren, savaştıran MİT ve Türk gladiosunun etkin unsurlarıydı. IŞİD'in tüm ihityaçlarını karşılamaktan, eğitmekten ve binlercesini aktarmaktan hiç çekinmediler. Dünyayı ve gelecek tepkileri dikkate almadılar. Kürtlerin bu kadar direneceklerini, dünyanın işin içine bu kadar gireceğini hesaplamadılar. Hatırlanırsa mültecilere Hatay'da kamplar açıldığında IŞİD, El Nusra gibi çetelere eğitim verildiği, kampların savaşçı örgütleme alanlarına dönüştürüldüğü haberleri basına çokça sızdı. CHP milletvekilleri kamplara gidip görmek istediler. İnsani ve sivil amaçlı kamplara ülkenin milletvekillerini sokmamak ne anlama gelebilir? Anlamı çok açık tabi. Dünyanın ve basının gözü önünde milletvekilleri bu kamplara sokulmadı.
IŞİD darbelendikçe, Kobanê'den sürüldükçe, ardından Kêzwan dağı temizlendiğinde, Til Ebyad alındığında Türkiye adeta paniğe kapıldı. Harekat Cerablus'a kayacaktı. IŞİD kırılmış ve tutunamaz olmuştu. Cerablus da alınsaydı IŞİD'in Türkiye bağlantıları kesilecekti. Bu da Türkiye'nin Suriye'den tümüyle dışlanması ve etkisizleşmesi anlamına gelecekti. Çünkü Türkiye, Suriye'de sadece ve sadece IŞİD ve El Nusra'ya dayanıyordu. Bu güçler yenilip temizlenirse Türkiye'nin müdahalesi ve etkisi sıfıra inecekti. İşte bugün Rusya'ya savaş açmayı göze alacak kadar çılgınlaşmaları, IŞİD'i, El Nusra'yı korumak onlar için stratejik önemde olduğundandır.
Türkiye Suruç Katliamından sonra aslında suç üstü yakalandı. Alelacele ABD ile görüşüp İncirlik havaalanını açma kararı aldı. Koalisyon güçleriyle tüm çabalara rağmen daha önce ortaklaşmamıştı. Güya IŞİD'e karşı koalisyona girecekti ama esas alarak PKK'ye karşı saldırıya geçti. Onlarca uçağı 24 Temmuz'da kaldırıp dörtyüz bomba yağdırdılar. Bu manevra ve taktikler Kürtlere karşı savaşı yürütmek ve Batı'nın tepkilerini törpülemek içindi. Daha sonra da Ankara Katliamı yapıldı. Bu katliamların tümü Kürtlere, demokratik muhalefete yönelikti. Hükümet, istihbarat ve IŞİD kol kola yürüyordu. IŞİD içeride Kürtlere karşı da aktifleştirildi. İş bununla sınırlı kalmadı. Bu katliamlar Avrupa'ya taşındı, Fransa gibi ülkelere ihraç edildi. Tüm Avrupa katliamlarla tehdit edilir oldu. Türkiye, Amerika'yı durdurdu. YPG'nin Cerablus'a yürümesini engelledi. Fırat'ın batısına geçerlerse vururuz, diye açıktan tehdit ettiler. ABD ve Avrupa buna tavır almadı. İşin vahametini görmediler.
ABD ve Avrupa, Türkiye'nin Suriye'de yaptıklarından habersiz değildi. Ancak tutarlı bir tavır almadılar. Eğer YPG tehdit edilmeseydi ABD, Türkiye'ye tavır alsaydı, Cerablus IŞİD'ten temizlenseydi Paris'teki katliamlar olmayacaktı. Türkiye, ABD'yi hep oyaladı. Kerry yaptığı açıklamada Suriye'nin kontrole alınmayan kısmı yüzde onbeştir, dedi. Dediği kesim IŞİD'in elinde olan Türkiye'yle olan sınırdı. Kürtlerin elinde olan sınırlar IŞİD'ten temizlenmiş, güvenlikliydi. Türkiye çeteleri kontrolüne alarak bu kısımları IŞİD'den birlikte temizleyeceğiz, diyordu. Ama öyle bir şey olmadı, sürekli IŞİD'e zaman kazandırmaya çalışıyordu.
Rusya operasyonlara başlayınca bütün bu bilgi ve istihbarata sahipti. Türkiye'nin IŞİD'ten vazgeçmeyeceğini iyi biliyordu. G20 zirvesinde Putin açıkça burada IŞİD'e destek veren ülkeler var, dedi. Türkiye buna cevap veremedi. Rusya, Türkiye sınırlarını IŞİD'ten temizlemeye başlayınca, AKP tüm oyunlarının sona ereceğini gördü ve o sınırların çetelerden temizlenmemesi için Rusya uçağını düşürmeyi göze aldı.
Türkiye'nin IŞİD'le kirli ittifaki ve işlenen suçlardaki ortaklıkları daha fazla ortaya çıkacaktır. Batı dünyasının atacağı en doğru adım AKP'nin bu oyunlarına bir nokta koyması ve IŞİD'e karşı gerçekten savaşan YPG gibi güçlere destek vererek bölgeyi ve dünyayı bu beladan kurtarmaktır. IŞİD'i temizlemek o kadar da zor değildir. Şengal ve Hol'den Til Ebyad'a kadar IŞİD temizlenmiş, kalan Türkiye sınırı da kapatılırsa Rakka ve Musul'da kuşatılıp etkisiz hale getirilecektir. Bölgede IŞİD'in en temel dayanağı Türkiye'dir. Kararlı ve doğru tutum alınırsa bu mesele çözülür.