Türk devletinin, Kürtlerin öncülüğünde gelişen statüyü yok edip nüfusu yapısını değiştirmek için işgal saldırısı başlatmaya hazırlandığı Rojavayê Kurdistan ve Kuzey-Doğu Suriye’nin DAİŞ ve benzeri çetelere karşı verdiği savaşı unutmayan demokratik dünya ve insanlık vicdanı, iki gündür ABD Başkanı’nın, Türk Cumhurbaşkanı’nı salmasına tepki gösteriyor.
AKP-MHP-Ergenekon yönetimindeki Türk devletinin, Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal edip Kürtsüzleştirerek, kendisine bağlı Sünnilerden bir koloni oluşturma çabasına onay veren ABD Başkanı Donald Trump yalnız kaldı. Türk devletinin işgal girişimini ve ABD Başkanı’nın önünü açmasına dünyada destek veren tek bir devlet, lider, siyasetçi, kurum veya medya organı olmadı. Trump’ın partisinden senatörler dahil Amerika kamuoyu Kürtlerden yana tavır aldı. Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi, ”Dikkatsiz ve kılavuzu hatalı bu tehlikeli kararından vazgeçmeli” derken, Senato lideri ve Cumhuriyetçi Mitch McConnell ise Rusya, İran, Esad’ın yararına olacağını söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kuzey-Doğu Suriye’ye Türkiye’nin işgali için vize vermesinin ardından ABD kamuoyundan tepkiler yükselmeye devam ediyor. ABD’li senatörlerin sert tepki gösterdiği işgal vizesi ve ABD askerlerini geri çekme kararına hiçbir destek yok. Özellikle Cumhuriyetçi senatörlerden yükselen tepkilerde, Trump’ın aldığı yanlış karardan bir an önce vazgeçmesi çağrıları yapıldı. Tepkiler karşısında çelişkili açıklamalar yapmayı sürdüren ABD Başkanı Donald Trump, son olarak sosyal medya hesabından şunları paylaştı: “Birçok insan Türkiye’nin ABD’nin büyük ticaret ortağı olduğunu, aslında F-35 avcı uçağımız için gövdesindeki çelik çerçeveyi yaptığını unutuyor. Onlarla iş yapması iyi sonuç vermiştir, İdlib’de pek çok canın kurtarılmasında bana yardım ettiler… Daha hapis yatacağı uzun yıllar bulunan Pastor Brunson’ı talebim üzerine çok sağlıklı biçimde geri gönderdiler. Şunu da hatırlamak önemli, Türkiye NATO’da itibarı olan önemli bir üye. Erdoğan, 13 Kasım’da benim misafirim olarak ABD’ye geliyor. Suriye’den ayrılma sürecinde olabiliriz, ama hiçbir şekilde özel ve harika savaşçılar olan Kürtleri terk etmedik. Aynı şekilde, bir NATO ve ticaret ortağı olan Türkiye ile olan ilişkimiz çok iyiydi. Türkiye zaten geniş bir Kürt nüfusu var ve tamamen ve Suriye’nin o bölümünde sadece 50 asker olmasına rağmen onların geri çekildiğini anlıyorlar.”
Senatörlerden sert itiraz
ABD Kongresi’nde Trump’ın Suriye kararına hem iktidardaki Cumhuriyetçi Parti liderleri, hem de muhalefet Demokrat Partili liderler karşı çıktı.
Cumhuriyetçi Lindsey Graham, Suriye’deki son gelişmelere en sert tepki gösteren isim oldu. Graham, şunları dile getirdi: “Biraz önce Senatör Chris Van Hollen ile Suriye’deki durumu konuştum. Suriye’yi istila etmesi halinde Türkiye’ye partiler üstü yaptırımlar getireceğiz ve DAİŞ halifeliğinin yıkılmasında ABD’ye yardım eden Kürt güçlerine saldırmaları durumunda da, NATO üyeliklerinin askıya alınması çağrısı yapacağız. Türkiye’ye karşı yaptırımların veto edilmemesini umuyor ve bekliyoruz.”
Cumhuriyetçilerin en etkili isimlerinden ve Cumhuriyetçi Partili Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Ocak ayında ABD Senatosu nitelikli çoğunluk ile iki partinin de desteklediği, Suriye’de süren DAİŞ ve El Kaide tehditine karşı endişeyi ifade eden, Suriye ve bölgede ABD’nin uzun süreli güvenlik çıkarlarını idrak eden ve Suriye’deki askeri varlığın devamını destekleyen bir yasa tasarısı geçirdi. İki partinin de aynı yönde oy kullanmasına sebep olan şartlar bugün de geçerli. Halifelik fiziksel açıdan ortadan kaldırılmış olsa da DAİŞ ve El Kaide hâla Suriye’de tehlikeli güçler olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Suriye’deki iç savaş ciddi güvenlik ve insani risk oluşturuyor. ABD güçlerinin Suriye’den aceleci bir şekilde çekilmesi sadece Rusya, İran ve Esad rejimine fayda sağlar. Ayrıca DAİŞ ve diğer terörist grupların toparlanma riskini yükseltir. Başkana ABD liderliği gösterme, çok ülkeli koalisyonumuzu bir arada tutma ve NATO müttefikimiz Türkiye ile Suriye’deki yerel terörizm karşıtı partnerlerimizin ciddi bir çatışma içerisine girmesini engelleme çağrısı yapıyorum. Türkiye’nin Suriye’deki partnerlerimizle bir büyük çatışma içerisine girmesi Türkiye’nin ABD ile bağlarını ciddi anlamda riske atar ve Türkiye’nin dünya sahnesinde daha da izole olmasına sebep olur. Obama yönetiminde zor yoldan öğrendiğimiz gibi ABD’nin çıkarlarına en iyi şekilde ABD’nin liderliği hizmet eder, geri adım atmak veya geri çekilmek değil.”
Müttefiklerimize ihanet etti
Demokratların en etkili senatörlerinden Nancy Pelosi yaptığı açıklamada Trump kararını sert şekilde kınadı. Pelosi, “Trump bir kez daha bir diktatöre hitap edebilmek için aptalca bir karar aldı ve DAİŞ’in kökünü kazıyan Kürt müttefiklerimize ihanet etti” dedi.
Kürtleri ölüme terk edemeyiz
Eski ABD BM özel temsilcisi Nikki Haley de karara sert tepki gösterenler arasında yer aldı. Haley, “Mutlaka müttefiklerimizin yanında yer almalıyız. Kürtler Suriye’de DAİŞ’le mücadelede başarılı oldular. Onları ölüme terketmek büyük hata” ifadelerini kullandı.
Trump Kürtlere ihanet etti
Bir diğer ABD’li senatör Bob Casey de yaptığı açıklamalarda şu ifadelere yer verdi: “Kürt güçleri ABD’nin sağlam bir müttefikiydi ve Başkan Trump onlara utanç verici şekilde ihanet etti. Erdoğan gibi diktatörlere hayran olan ve ABD dış politikasını da bu şekilde kontrol eden Başkan Trump tarafından terkedilmelerine karşın binlerce Kürt, DAİŞ’e karşı savaşta yaşamını yitirdi. Kürt halkına ihtiyaç duydukları anda sırtımızı çevirmek bize olan güveni azaltacaktır. Potansiyel müttefiklerimiz de artık hükümetimize güvenmeyecektir. “
DAİŞ yeniden canlanabilir
Senatör Marco Rubio da twitter üzerinden yaptığı açıklamada Trump’ın kararına tepki gösterdi. Rubio, şunları söyledi: “DAİŞ’i Kürtlerin temel güç olmasıyla düşürebildik. Şimdi onlar Türk Ordusu tarafından imha edilmekle karşı karşıya ike onları yüzüstü bırakıyoruz. Kürt güçleri Türkiye ile savaşmak zorunda kaldıklarında binlerce tutsak DAİŞ’li çıkabilir ve yeniden canlanabilirler.”
Suriye’yi istikrarsızlığa sürükler
Demokrat Parti’nin adaylarından Vermont Senatörü Bernie Sanders da karara sert tepki gösterdi. Sanders, şunları kaydettiı: “Uzun zamandır, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri müdahalelerinin ölçülü bir biçimde sona erdirilmesinden yanayım. Ancak, Trump’ın ani (tutarsız) bir şekilde Suriye’den çekilme ve Türkiye’nin saldırısına arka çıkacağı yönündeki açıklaması aşırı derecede sorumsuzca. Bu durum daha fazla istikrarsızlığı ve acıyı da beraberinde getirecek gibi görünüyor.”
Yerimizde oturamayız
Senatör Ted Cruz da yaptığı açıklamada, “Erdoğan’ın Trump’a söylediği gibi Türkiye Kürtleri katlederken yerimizde oturur isek, bu bizim için utanç verici olacaktır. Kürtler uzun yıllardır bizle birlikte savaşmak için hayatlarını riske attı” dedi.
Karar, DAİŞ’in zaferi
Senatör Mitt Romney de yaptığı açıklamada, Trump’ın Kürtleri yüzüstü bırakma kararını Esad, Rusya, İran ve DAİŞ’in zaferi olarak yorumladı ve bunun çok ciddi sonuçları olacağını dile getirdi.
Ortak açıklama
Kongre üyeleri Elise Stefanik (Cumhuriyetçi), Jason Crow (Demokrat), Abigail Spanberger (Demokrat) ve Chrissy Houlahan (Demokrat), Türkiye, Afganistan ve Suriye-Ürdün sınırına yaptıkları ziyaretin ardından ortak bir açıklamada bulundu.
Stefanik’in kendi sayfasında yayınladığı açıklamada, “QSD, DAİŞ’e karşı mücadelede sahadaki temel ortağımız oldu” denildi. Kürtlerin DAİŞ’e karşı kazanımları korumak için ön saflarda yer aldığına dikkat çeken temsilciler, “Eğer Türkiye Kürt askerlere saldırırsa, ellerindeki DAİŞ savaşçılarının kaçma ve savaş alanına dönmesi konusunda ciddi bir risk var” dedi.
Amerikan yönetiminin Suriye’ye ilişkin açıklaması için “Ulusal güvenlik alanındaki çıkarlarımıza felakettir” diyen temsilciler, bu kararın bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştıracağı uyarısında bulundu.
Cumhuriyetçi partiden senatör Dan Sullivan da Twitter üzerinde yaptığı açıklamada, Trump’ın kararının “İran’ın etkisinin artmasına” neden olacağını belirterek, “Birliklerimizin sonsuza kadar Suriye’de kalmaması gerektiğini kabul etsem de aceleye getirilen bir çekilme ve Kürt ittifaklarımızı bırakmak gelecekte ortak güçlerin Amerika ile çalışmasını daha zorlaştıracaktır” diye uyardı.
QAMIŞLO
McGurk net anlattı
ABD’nin DAİŞ’le Mücadele Koalisyonu eski Özel Temsilcisi Brett McGurk, Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’ye dönük olası operasyonuna karşı çıkmayan ABD yönetimini neden yanlış yaptığını ve Kürtlerin fedakarlığını tek tek anlattı.
Brett McGurk, eleştirilerini sürdürdü. Trump’ın önceki gün Twitter hesabından yaptığı bir paylaşımına yanıt veren McGurk, “Sayın Başkan, tüm saygımla bunların hiçbiri doğru değil. Tarihsel yaşam ve ölüm kararlarını vermeden önce uzmanlarınız ve politika ekibinizle toplantı yapmanızı öneririm. Yabancı liderlerden bir defalık aramanın ardından böyle kararlar almak yanlış uygulamadır” dedi.
Trump ve ABD yönetiminin izlediği politikaları ve aldığı kararları Twitter hesabından eleştiren McGurk, şu paylaşımlarda bulundu: “Suriye ve Türkiye ile ilgili olarak orada bazı dezenformasyonlar var (POTUS’un kendisi de dahil), bu yüzden, kuşkusuz kolay veya sihirli formülleri olmayan karmaşık bir mesele hakkında biraz bilgi:
- Birincisi: DAİŞ’in başkenti Reqa’yı almak için Demokratik Suriye Güçleri’nin Kürt kanadı olan YPG’yi silahlandırma kararını veren Trump’tır, Obama değil. Bu kararı, ulusal güvenlik ekibinin incelemesi için seçenekler geliştirmesinin ardından verdi. QSD, Reqa’da binlerce kayıp verdi. Tek bir Amerikalı hayatını kaybetmedi. Trump daha sonra operasyonu ERV’ye doğru genişletti. Siyasi mitinglerde aslında savaşma ve ölme işini kimin yaptığını düşünmeden siyasi mitinglerde bu operasyonların çığırtkanlığını yapıyor.
Sağlanan silahlar yetersizdi, ancak DAİŞ’e karşı hayatta kalabilecekleri kadar. QSD koyun sürülerini satarak DAİŞ’lileri temizledi. Yani onlara Trump’ın söylediği gibi ‘inanılmaz miktarlarda para ve teçhizat sağlanmış’ falan değildi. Neredeyse tüm fon Koalisyon’dan geldi.
- İkincisi: ABD, gerçekçi alternatifler üzerinde QSD ile ortak olmadı. Hem Obama hem de Trump, çoğu El Kaide’ye bağlı olan ve ne yazık ki aşırılık yanlısı olan Türkiye destekli muhalefetle çalışma seçeneklerini geliştirdi ve değerlendirdi. Velhasıl, en iyi strateji uzmanlarımız her iki taraf yönetiminden mevkidaşları ile Türkiye’de aylarca çalıştılar. Türkiye’nin onayladığı tek seçenek Kuzey-Doğu Suriye’de binlerce Amerikan askeri gerektiriyordu. Her iki ABD Başkanı da bu seçeneği kabul etmedi.
- Üçüncüsü: ABD Suriye’de DAİŞ’in tutuklularını ‘tutmuyor’. Hepsi QSD tarafından tutuluyor ve buna rağmen yetersiz kaynaklar veriliyor. Devlet ve Savunma Bakanlığı Genel Müfettişleri bunu derinlemesine ele aldı. Türkiye’nin zorla Kuzey-Doğu Suriye’ye girmesi QSD’ye zarar verme riski taşıyor. Savaşçılarını daha önce DAİŞ’e ait olan kalelerden çekmeleri, hapishanelerinden çekilmeleri ABD askerlerinin küçük gruplar halinde karada kalmalarını imkansız hale getirecektir.
- Dördüncüsü: 2018’de Suriye misyonunu dramatik bir şekilde genişleten İran, Suriye’den çekilene ve sivil savaş bitene kadar (bu çok uzun bir zaman demek) orada kalma kararını veren Trump yönetimiydi. Gerçekten de yönetim Suriye’deki misyon ve politika hedeflerini genişletti. Trump, ABD kaynaklarını yüzde 50’den fazla keserek, askerlerimizi bölgede desteksiz bıraktı. Hizasız amaçlar ve araçlar = politikada tutarsızlık ve risk. Trump daha sonra (iki kez), ilk olarak bir yabancı lider çağrısından ve ikinci olarak kendi askeri danışmanlarına danışmadan aniden süreci tersine çevirdi. Eğer hala Trump’ın Suriye’yi umursadığını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Umursamıyor. Ve fevri kararları yerdeki askeri personelimizi ciddi bir risk altında bırakıyor.
Koalisyon ABD tarafından yönetiliyor. Koalisyon 80’den fazla ülke, Suriye’deki istikrarsızlaştırma amacında iki düzine sağlayıcıyı kapsıyor. Koalisyona liderlik, büyük kararlar alınmadan önce Koalisyon ortaklarıyla istişareyi gerektirir. Bu basit. Oval Ofisi’n bu güvenilmezliğinin sonuçları Suriye’nin çok ötesinde yankılanacak. Amerika’nın el sıkışmasının değeri düşmüştür. Trump, bugün DAİŞ’i tekrar ezebileceğimizi söyledi. Kiminle? Kim onun sözü ile savaşa girer?
Satır arasını okuyacak olursak: Bunlar savaş ve barış, yaşam ve ölüm meseleleridir. Askeri personelimiz, dostlarımız ve müttefiklerimiz, kararlar alınmadan önce müzakere etmeyi tartışmayı hak ediyorlar. Gelgitli ruh halleri Moskova, Pekin ve Tahran’da hasta düşmanı desteklemeye yarıyor.”
Pentagon: Bilgileri vermeyeceğiz
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Türkiye’nin Birleşik Hava Operasyonları Merkezi tarafından Suriye’de Hava Görev Emri’nden çıkarıldığını, Türkiye’ye keşif ve gözlem bilgilerinin verilmesinin durdurulduğunu açıkladı.
Pentagon Sözcüsü Yarbay Carla Gleason, yaptığı açıklamada, ”Türkiye, Birleşik Hava Operasyonu Merkezi tarafından Hava Görev Emri’nden çıkarıldı, Türkiye’ye keşif ve gözlem verilerinin sağlanması durduruldu” ifadelerini kullandı. ”Bunun hava sahasını Türkiye’ye kapatmak anlamına gelip gelmediği”ne ilişkin soruya ise Gleason, ”Teknik olarak bu anlama gelmese de bir hava unsuru Hava Görev Emri’nden çıkarıldığında söz konusu bölgede koordinasyonsuz uçması neredeyse imkansız hale geliyor” yanıtını verdi.
Kremlin Sözcüsü: Yakından izliyoruz
Türkiye’nin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik tehditlerine dair konuşan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Durumu çok yakından izliyoruz” dedi.
Suriye yönetiminin en güçlü müttefiki olan Rusya, Türkiye’nin olası işgal saldırısı hakkında temkinli açıklamalarını dün de sürdürdü. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinden asker çekerek Türkiye’ye geçit vereceğine dair bir anlaşma konusunda Washington ya da Ankara tarafından önceden bilgilendirilmediklerini söyledi. Kaç Amerikan askerinin çekileceğini henüz bilmediklerini ve planlara ilişkin diğer ayrıntıların hâlâ belirsiz olduğunu belirten Peskov, “Durumu çok yakından izliyoruz” dedi.