Bilim-Teknik GÜNDEMİ


Karşımıza biri çıkıp bize “dünya düz” dese tuhaf tuhaf bakarız. Ancak bilim insanları evrenin düz olduğunu söylüyor. Hem de mutfağınızdaki ekmek tahtasından daha düz. 

Uzayla ilgili olarak söylenen birçok şey birbiriyle çelişiyormuş gibi durur. Mesela paralel evrenler teorisi ile büyük patlama teorisinin nasıl yan yana durduğunu açıklamak zor bir iştir. Yine sınırsız ve sürekli genişleyen evrenin nasıl düz olduğunu açıklamak da çok basit değil. Bilim insanları uzun zamandır evrenin nasıl bir şekle sahip olduğunu açıklamaya çalışıyor. Şu ana kadar yapılan tüm araştırmalar ve gerçekleştirilen ölçümler evrenin düz olduğunu gösteriyor. 

Einstein’in İzafiyet Teorisine göre uzay, kütle tarafından bükülebilen bir varlık. Bu da uzayda bulunan maddenin yoğunluğunun onun şeklini belirlediği düşüncesini doğuruyor. 

Bilim insanlarının bunun için önce evrenin “kritik yoğunluğunu” hesapladı. Evrenin kritik yoğunluğu şu andaki genişleme hızının devam etmesi için gerekli yoğunluk miktarı. 

Bilim insanları buradan hareketle evrendeki madde yoğunluğunun kritik yoğunluktan daha fazla olması durumunda bunun evrenin küre şeklinde olduğuna, daha az olması durumunda bir at eyeri gibi bükük olduğuna işaret ettiğini hesapladı. Ancak günümüzdeki madde yoğunluğu ile kritik yoğunluk eşitse evrenin düz olması gerekiyor. Ve bugüne kadarki tüm hesaplamalar, tüm araştırmalar evrenin dümdüz olduğunu gösteriyor. Masanızın üstünde duran bir kağıt parçasından daha düz. 13.8 milyar yıldır, sınırsız bir düzlemde genişleyen bir düzlük. 

Nasıl ölçülüyor

20. yy başlarında astronom Edwin Hubble evrendeki galaksileri incelerken, onların Samanyolu’ndan uzaklaştığını gördü. Bunun üzerine evrenin genişlediğini duyurdu. Astronomlar, bu olaydan sonra süpernova ölçümlerine önem verdi.

Evren’in şeklini belirlemek amacıyla kullanılan diğer araçlar arka plan radyasyonunu ölçmeye çalıştı. NASA’nın büyük patlamadan geriye kalan kozmik mikrodalga arkaplan radyasyonunu ölçmek için uzaya yolladığı uydu Wilkinson Microwave Anisotropy Probe, evren açık mı kapalı mı sorusunu cevaplandırabilmek için kullanıldı.

Bu uydunun hem ışınım ve bundan hareketle hem madde yoğunluğu üzerinde yaptığı incelemeler evrenin tamamen düz olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları bu hesaplamanın hata payını yüzde 0.4 olarak hesaplıyor. 


Dünyaya en çok benzeyen gezegen

Proxima B, kızıl bir cüce olan Proxima Centauri yıldızının yörüngesinde yer alıyor. Dünyadan sadece 1.3 kat daha büyük olan Proxima B’nin üzerinde insan yaşamına uygun koşullar oluşturulabileceği düşünülüyor. Bilimsel araştırmalardan hareket eden sanatçılar da bu gezegeni yüzeyini tuvallerine yansıtıyor. 


Düşünce gücüyle kontrol edilen robotlar

Robot el, kol ve ayağın ardından bilim insanları, insan beynindeki aktivite ile kontrol edilebilen robotlar geliştirdi. 

AB’nin desteklediği VERE projesi kapsamında bir grup bilim insanları gönüllüler üzerinde bir deney gerçekleştirdi. Deneyde kafalarına sensörler bağlanan bir grup bir işlemci yardımıyla robotlara sadece düşünceleri ile komutlar gönderdi. 

Denekler sola döndüklerini hayal ettikleri zaman robot 30 derece sağa, ayaklarını oynattıklarını düşündükleri zaman robot ileri doğru hareket etti. Bu sırada beyindeki elektrik dalgalanmalarından faydalanan robot işlemcisi gerekli komutları doğruya çok yakın bir oranda robota iletti. 

Bilim insanları bunun basit hareket için geçerli olduğunu ancak gelecekte komplike görevlerin düşünce gücüyle robotlara iletilebileceğini öne sürüyor. Örneğin buzdolabından bir şişe sütü düşünce gücüyle robotun size getirmesini sağlayabileceksiniz. 

Bu çok geniş bir uygulama alanına sahip gibi gözükse de bilim insanları öncelikle engelli insanların yaşamlarının kolaylaşması için kullanılacağını ifade ediyor. 


İnsan hücrelerinin haritası çıkarılıyor

Bir an insan vücudundaki hücrelerin tümünün Google Maps ayrıntısında haritasının çıkarıldığını düşünün. Bilim insanları bu girişimi geçtiğimiz hafta İngiltere’nin başkenti Londra’daki bir toplantı ile başlattı. 

İnsan Hücresi Atlası adı verilen proje kapsamında insan vücudundaki sağlıklı, sağlıksız tüm hücrelerin yüksek çözünürlüklü görüntüleri bir araya getirilecek. 

Harvard Üniversitesi ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsünün başını çektiği bir grup elit üniversitenin katıldığı proje, insan DNAsının haritasının çıkarılması ile eşdeğer zorlukta bir proje olarak nitelendiriliyor. 

İnsan, iki hücre – bir yumurta ve bir sperm- ile başladığı canlı yaşamına yetişkinliğinde yaklaşık 70 trilyon hücre ile devam ediyor. Yumurta ve spermin birleşmesinin ardından oluşan canlı sürekli hücre bölünmeleriyle çoğalıyor. 

Tıp alanında yaşanan bütün gelişmelere rağmen henüz tüm hücre tipleri konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz. Her ne kadar mikroskop altında bilim insanları birçok hücre tipini incelemiş olsa da henüz hepsinin yüksek çözünürlüklü görüntülendiği bir atlas oluşturulmuş değil. 

Atlas projesiyle sadece görüntüleme değil her hücreye kendi kimliğini veren mesaj RNAsını da bilim insanlarının gözlemlerine sunacak. 


Zenginler gerçekten uyuz insanlar

Google’ın gözlüğünü kullanan insanların hareketlerini inceleyen bilim insanları zenginlerin sokakta yürürken diğer insanların yüzlerine, orta halli ve düşük gelirli insanlar kadar bakmadığını ortaya çıkardı. 

ABDli bilim insanları, sokaktaki insanların sosyal ilişkilenmeleri konusunda Google gözlüğü ile bir araştırma yaptı. Gözlüğü kullanan insanların başka insanların yüzlerine ne kadar baktığını inceleyen bilim insanları gelir düzeyi yüksek olanların başkalarının yüzleriyle pek de ilgilenmediğini tespit etti. 

Psychological Science adlı dergide yayınlanan araştırmada 61 kişiden Google gözlüğü takıp sokaklarda dolaşmaları istendi. Katılımcılar dolaştıkları sırada dikkatlerini çeken şeyleri inceleyen bilim insanları orta ve düşük gelirli insanların daha fazla sokaktaki insanların yüzlerine baktığını, yüksek gelirlilerin ise yüzlerle pek ilgilenmediğini gördü. 

Ancak ilk deneyde gözlerin baktığı yerleri tespit edemeyen sadece kafanın dönmesini tespit edebilen bilim insanları gözbebeği izleme teknolojisine sahip yeni gözlükle deneyi yineledi. Burada da zenginlerin başkalarının yüzlerine fazla bakmadığı görüldü. 

Yine de sonuçlardan emin olamayan bilim insanları bu kez 400 kişi üzerinde bir deney gerçekleştirdi. Bu deneyde kişilere 5 obje ve 1 yüzün olduğu görüntüler gösterildi. Bu deneyin sonucunda da zengin insanların insan yüzlerinden ziyade eşyalarla daha fazla haşır neşir oldukları görüldü. 

New York Üniversitesinden Pia Dietze araştırmanın sınıfsal farkların sosyalleşmeye etkilerini gösterdiğini belirterek ancak bu tür çalışmaların daha genişletilerek sürdürülmesi gerektiğini belirtti.


HAZIRLAYAN: Doğan Barış ABBASOÐLU