
Tarih boyunca 33 medeniyete ev sahipliği yapan Amed’in Sur ilçesi, farklı inanç, kültür ve kimliğin ortak noktası olma özelliğini bugüne kadar taşıdı. Surlar, Dicle Nehri ve Hevsel Bahçeleri, 7 bin yıllık bir geçmişi, kiliseleri, tarihi evleri ve kendine özgü dar sokaklarla bütünleşmiş bir ilçeydi. Sur, sahip olduğu miras nedeniyle sürekli saldırılara maruz kaldı, savaşlara tanıklık etti ama tarihe direnişin ve özgürlüğün şehri olarak kazındı.
Sur’da 28 Kasım 2015 tarihinde Dört Ayaklı Minare’de Amed Barosu Başkanı Tarih Elçi’nin öldürülmesinden sonra ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” bir yıldır kesintisiz sürüyor. Aralıksız bir yıldır süren yasakla birlikte tarihi Sur ilçesi yerle bir edildi. Binlerce kişi zorla göç ettirildi.
İlçede hala devam eden sokağa çıkma yasağıyla birlikte toplamda 5 defa sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Sur’daki saldırılar “Bayrak-12 (Sur) Operasyonu” adıyla yürütüldü. Operasyonun başında yer alan en yüksek rütbeli isim ise 7. Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz’dı. Yılmaz’dan sonra operasyonun askeri komutasında yer alan ikinci kişi ise kamuoyunun yakından tanıdığı Musa Çitil’di. Çitil, Mardin 1993-1994 yıllarında 13 köylünün öldürülmesi olayının faili olarak yargılandı, ancak aklandıktan sonra bu operasyona görevlendirildi. Sur operasyonunun başında yer alan Diyarbakır 7. Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz ise darbe girişimi soruşturması kapsamında 27 Temmuz’da tutuklandı.
Dünyada başka örnek yok
Sur’da 2 Aralık 2015’ten bu yana aralıksız süren bir yıllık sokağa çıkma yasağının dünyada bir benzeri yok. 98 gün aralıksız süren çatışmaların ardından 9 Mart’ta İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın “Operasyon bitti” açıklaması üzerinden yaklaşık 9 ay geçmesine rağmen ilçede yasak kalkmadı. Çatışmalar boyunca ağır silahlarla yerle bir edilen ilçe, sonrasında iş makineleriyle yıkılmaya başlandı. Tarihte birçok ağır saldırılara maruz kalan Sur ilçesi, belki de yüz yılın en büyük saldırılarından biriyle karşıya kaldı. “Ya baş eğeceksiniz ya baş vereceksiniz” söylemiyle Sur’a binlerce asker, polis ve özel kuvvetlerle operasyon düzenlendi. Kurulan barikatlara karşı tanklar ve ağır silahlar kullanıldı. Sahip olduğu 7 bin yıllık tarihine bir de “öz yönetimi” ekleyen Sur, tarih kitaplarında yazılan bilgilere meydan okudu,adını dünyaya duyurdu.
Tüm savaş unsurları
Sur’da ilan edilen yasakla birlikte çatışmalar her geçen gün artarken, ilçeye ilk olarak PÖH ve JÖH timleri girmek istedi. Ancak bunların yetersiz kalması üzerine tank ve korucular devreye konuldu. Bunun da sonuç vermemesiyle Türk ordusunun en seçkin birliği olan “Bordo Bereli” olarak bilinen Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde 4 tabur gönderildi. Bu kadar güce rağmen bir sonuç alınamazken, günlerce süren çatışmalar yaşandı.
Yerle bir edildi
Sur’a dönük ağır silahlarla aylarca süren operasyon sonrasında binlerce yıllık tarih yerle bir edilirken, ticaret ve yaşam merkezi olan ilçede farklı inançlara ait kiliseler, camiler, konaklar, hamamlar gibi binlerce tarihi yapı da yok edildi. İlçedeki yüzlerce ev ve işyeri yapılan saldırılardan nasibini alarak kullanılamaz hale geldi. Mahallelerdeki yıkım, ortak senaryolar ve basın yoluyla örtülmeye çalışıldı.
Bilanço ağır oldu
Sur’da günden güne şiddeti arttırılan operasyonda yaşamını yitirenlerin sayısı net öğrenilemedi. Ancak Sur’dan 73 kişinin cenazesi çıkarıldı. Kuşatmanın son bulması için Sur dışında yapılan protestolarda ise 11 kişi katledildi. Bu sürede sadece resmi rakamlara göre, 2 yüzbaşı ve teğmenin de aralarında bulunduğu 53 asker, 17 polis ve 1 korucu olmak üzere toplam 71 devlet görevlisi öldü. 392’si asker, 128’i polis, 3’ü korucu olmak üzere toplam 523 kişi de yaralandı.
Bin 312 yapı yıkıldı
Operasyonun ardından TMMOB Şehir Plancıları Odası, eski uydu görüntüleri ile yasak sonrası görüntüleri karşılaştırarak bir bilanço çıkardı. 10 Mayıs’ta elde edilen uydu görüntüsü ile yapılan karşılaştırmada bölgede toplamda bin 312 adet yapının yıkıldığı tespit edildi. Yıkımın olduğu bölgenin alan büyüklüğü 11,6 hektardı. Yıkılan bu yapıların içerisinde 56 Adet Tescilli Sivil Mimarlık Örneği, 68 Adet de Çevresel Değerli Yapı bulunuyor. Yıkım riski altındaki bölgede 3 bin 187 adet yapı daha bulunuyor. Valiliğin vermiş olduğu bilgi doğrultusunda oransal bir analiz yapıldığında geri kalan 3 bin 187 yapının bin 434 adetinin daha yıkılma tehlikesi olduğuna dikkat çekildi.
2 Başbakan paket açıkladı
Sur’da onca yıkım ve tahribatın yaşanmasının ardından, “Sur’u yeniden inşa edeceğiz” diyerek 1 Nisan 2016’da kente gelen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu “Teşvik paketini” açıkladı. Teşvik paketinin açıklanmasının ardından Sur’da gün geçtikçe sadece yıkım arttı.
Davutoğlu başbakanlık görevinden 5 Mayıs 2016 tarihinde alınırken, yerine 22 Mayıs’ta Binali Yıldırım atandı. Davutoğlu’nun açıkladığı Sur teşvik paketi gibi Başbakan Binali Yıldırım da 4 Eylül’de Cahit Sıtkı Tarancı Kültür ve Kongre Merkezi’nde 23 ili kapsayan “Doğu ve Güneydoğu Yatırım Destek Hamlesi” adı altında bir paket açıkladı. O günden bu güne Sur’da yıkımın ötesine geçilmedi.
Cenazeler aylarca verilmedi
Sur’da çıkan çatışmalarda şehit düşen YPS ve YPS-Jin üyelerinin cenazeleri günlerce sokak ortasında kaldı. Polis ve askerler ailelerin cenazelerini almasına izin vermedi.
Yasak bir yılı geride bırakmasına rağmen burada yaşamını yitiren Hakan Aslan’ın cenazesi hala alınmadı. Cenazesini almak için aylarca direnen aile, tüm çabalarına rağmen hiçbir ize ulaşamadı.
Her yere karakollar
İlçede okul, yurt, otel gibi birçok yere el konularak karakola dönüştürüldü. Green Park Otel özel mülkiyet olmasına rağmen özel harekat timleri tarafından karargah olarak kullanıldı. Birçok Aile Sağlık Merkezi ve okul boşaltılarak polis noktalarına çevrildi. Yine Sur’da 12 noktada güvenlik kulübeleri adı altında karakollar kuruldu.
Acele kamulaştırma
Devlet kurumlarından Emniyet, Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ve Bakanlar Kurulu işbirliğiyle Sur’da yeni plan devreye konuldu. 23 Mart 2016’da Koruma Kurulu’na Diyarbakır Emniyeti tarafından sunulan molozların çıkarılmasından Sur’un açıklarının kapatılmasına, her yerde karakol ve kulekolların kurulmasına kadar 8 madde kabul edildi. Bu maddelerle Sur’un yakılıp yıkılmasına hukuku kılıf bulunurken, 21 Mart günü Bakanları Kurulu tarafından Sur’un “acil kamulaştırma” kararı onaya sunuldu. 25 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, Sur’un 6 bin 300 parseli kamulaştırıldı. Kamulaştırılan parseller arasında kiliselerden hamamlara kadar yüzlerce tarihi yapı da yer aldı.
AZİZ ORUÇ / DİHABER / AMED
İrmez: Anılarımızı da yok etmek istediler

Yasağın kısmi olarak kaldırıldığı Şırnak'taki son duruma ilişkin konuşan HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez, yıkımın en ağır yaşandığı Cumhuriyet Meydanı'na dikkat çekerek, “92 Newrozu'nun yaşandığı bu meydanda anıları yok etmek istediler" dedi.
Sokağa çıkma yasağının kısmi olarak kaldırıldığı Şırnak'ta yıkılan mahallere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Aycan İrmez, bugün yaşananların 90'ları aştığını belirtti. Şırnak'ın molozlar içinde kalmış halini gösteren İrmez: "Burası Cumhuriyet ve İsmetpaşa Mahalleleri. Buralar Şırnak'ın merkezi. Hem de çarşı merkeziydi ama maalesef şu an Şırnak'ın bir merkezi yok. Yok ettiler. Şırnak'ın 12 mahallesi bulunuyordu, şu an 7 mahalle tamamen yıkıldı, diğer 5 mahallenin de yarısı yıkıldı. Tamamen insansızlaştırmak amaçlanmıştır."
Molozlar arasında kalan hayatlar
Yıkımın hala devam ettiğini hatırlatan İrmez, molozların altında kalan eşyalara dikkat çekerek şöyle devam etti: "Halka, eşyalarını alma fırsatı bile tanınmadı. Halkın şu an hiçbir şekilde maddi bir olanağı yok, ellerinde ne varsa tükenmiş. Asıl amaçlanan, bir şehrin kimliğini ve kültürel değerlerini yok etmek. Ben Şırnaklıyım ve 31 yaşındayım, 28 yılım buralarda geçti. Her yerinde her adımda bir anım var, her köşesinde geçmişim var."
İrmez, parmağı ile durduğumuz yerin ilerisini göstererek şöyle söylüyor: "Şu gördüğünüz 92 Newrozu'nun yaşandığı Cumhuriyet Meydanı'ydı, orası önemli olayların yaşandığı bir yerdi, bu anıları yok etmek istediler."
İrmez, Şırnak için planlanan projeye göre meydana büyük bir cami yapılacağını söylüyor. Yüzlerce evin yakılıp yıkıldığını söyleyen İrmez, hiçbir devlet dairesine dokunulmadığını ifade etti. Şu an bir iskân politikasının devreye konulduğunu söyleyen İmrez, "Hedef, bu halkı Türk illerine sürmek, buraya başka bir nüfusu yerleştirmektir" dedi.