Emekçi Kadınlar tarafından düzenlenen konferansa Türkiye'nin çeşitli illerinin yanı sıra Filistin ve Rojava'dan kadınlar katıldı. 

“Kadın ve Şiddet: Neden Öldürülüyoruz” başlıklı oturumla başlayan konferansta ilk olarak Av. Feyza Altun konuştu. Son 13 senedir Türkiye’de kadın cinayetlerinin arttığına işaret eden Altun, "Türkiye’de toplumsal cinsiyet rolleri kadın katliamını meşrulaştırıyor. Kadın cinayetlerinin durdurulması noktasında zihniyetin değişmesi, hızlı bir şekilde yasaların çıkarılması gerekiyor. Her kadın kendi devrimini yapsa, başkaldırsa, toplumu değiştiririz” diye belirtti. Ardından söz alan Av. Emel Diril de, İstanbul Sözleşmesi’ne değindi. Sözleşmeye göre toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda devletlere de görev düştüğünü hatırlattı.


Örgütlü mücadele gerekiyor

Av. Eren Keskin ise, devlet kaynaklı cinsel şiddete dikkat çekti. 1995’li yıllarda devlet tarafından cinsel işkenceye uğrayanlara hukuki yardım vermek için çalışmaya başladıklarını söyleyen Keskin, Türk yargısının cinsel işkencenin belgelenmesinde de sadece adli tıp kurumunun raporlarını delil saydığını belirtti. Keskin, “Büromuza 500’e yakın kadın başvurdu, fakat iç hukukta ceza alan bir tane bile devlet görevlisi yok. O kadar çok sorunumuz var ki! Örgütlü bir mücadele gerekiyor” diye konuştu.


Kadınlar hala tarih yazıyor

Konferansta gerçekleştirilen bir diğer panel başlığı ise 'Zindanda kadın olmak'tı. Bu oturumda 1950'li yıllarda TKP üyesi iken gözaltına alındıktan sonra 8 yıl cezaevinde kalan sosyalist yazar Sevim Belli konuştu. Belli, gözaltında yaşanan işkenceyi anlattı. 

Yazar Aysel Bölücek Serdar ise kadınların zindanlarda bir direniş tarihi yazdığını, buna paralel zindan politikasının da kadınlarda daha katmerli bir saldırı haline geldiğini söyledi. Diyarbakır Cezaevi'nde Sakine Cansız önderliğinde yürütülen direnişe ve Mamak ve Metris cezaevlerinden de kadınların direniş tarihine ilişkin bilgiler paylaşan Serdar, "Kadınlar hala cezaevlerinde direnişin tarihini sürdürüyor" dedi. 


Kürdistanlı annelere selam

Ardından konferans, aralarında Cumartesi Anneleri, Gezi Anneleri, Devrimci Tutsak Anneleri ve Barış Anneleri'nin de yer aldığı "Çocuklarından Doğan Analar" adlı panelle devam etti. Kısa konuşmalar yapan anneler, devletin katliam ve sindirme politikalarına karşı birlikte mücadele mesajı verdi. "Yüreğimizle Kürdistan'daki annelerin yanındayız" diyen anneler ayakta alkışlandı. 


Irmak: Öz yönetimle tüm toplumu  özgürleştireceğiz

  Konferansın, "21'in yüzyılda kadının durumu mücadele yol ve yöntemleri" başlıklı oturumunda konuşan Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Selma Irmak, öz yönetim alanlarında kadınlar öncülüğünde yeni yaşamın inşa edildiğine vurgu yaparak, "Hem Türk hem de Kürt kadınları olarak bu toplumu yeniden inşa edeceğiz. Bize unutturulanları yeniden hatırlayacağız. Bu sistemle hem kadını hem erkeği hem toplumu özgürleştireceğiz" dedi. 


Ortam kadının yaratıcılığını desteklemiyor

Konferansın son oturumunda ise "Sanatsal Yaratım Sürecinde Kadın" konusu masaya yatırıldı. İlk konuşan şair Berrin Taş, kadının sanatsal yaratım sürecinin toplumsal alandaki durumundan bağımsız değerlendiremeyeceğini dile getirerek, toplumsal ortamın kadının yaratıcılığını desteklemediğini, bu nedenle aralıksız bir mücadelenin zorunlu olduğunu söyledi. 

Yönetmen Lisa Çalan ise sinemada Kürt kadının yerine ilişkin düşüncelerini paylaştı. Çalan, "Kürt kadını sinemalarda eksik verilmiştir. Halbuki Ağrı İsyanı'ndan beri Kürt kadını isyanın içindedir. Ama hala Kürt kadını filmlerde iyi işlenmiyor. Halil Uysal 'Beritan' filmi ile Kürt kadının yerinin nerede olduğunu göstermiştir. Bir özeleştiri olarak kadınlarımızın da yetmediğini düşünüyorum" dedi.


‘Sömürüye karşı siyaseti öğrenmeliyiz’

Konferansın ikinci gününde ise ‘Çalışma yaşamındaki kadının sorunları tartışıldı. Oturumda konuşan Basın İş Genel Sekretri Özge Yurttaş, işçi sınıfının kadın ve gençlerden oluşturulduğuna dikkat çekerek, güvencesiz yaşam koşullarına dikkat çekti. Emekçi Kadınlardan (EKA)Serpil Kaplan ise kadınların sömürüye karşı politika yapmayı öğrenmesi ve geniş kitleleri arkasına alarak örgütlenmesi gerektiğini söyledi. 

Filistin’de kadın direniş deneyimine ilişkin konuşan Filistin Kadın Komiteleri Kurulu başkanı Rasima Şallaldah ise kadın özgürlüğünün ulusal özgürlükten bağımsız ele alınamayacağını beklirterek, ‘İşgalciye karşı direnmenin en önemli ayağı örgütlenmedir” dedi. 

Gazetemizin baskıya hazırlandığı saatlerde konferans devam ediyordu. 


  HABER MERKEZİ