Dünyanın farklı ülkelerinden yazarlar, eleştirmenler ve akademisyenler en etkili ve edebi öyküleri seçtiler.

Howard Timberlake’in katkılarıyla hazırlanan sebepleriyle birlikte dünyayı şekillendiren 10 hikâye… Oggito sitesi için BBC’den M. Gizem Erkol’un çevirisini yaptı.

Odysseia (Homeros M.Ö. 8. yüzyıl)

   

Odysseia, Homeros’un epik şiiri. Listenin en başında yer alıyor. Peki neden ilk tercih bu? Yazar ve yayıncı Natalie Haynes şöyle yanıtlıyor: “Çünkü o, batı kültürünün en temel mitlerinden biri; çünkü kahraman olmanın ne anlama geldiğini soruyor; çünkü harika kadın karakterler içeriyor; çünkü canavar ve tanrılarla dolu ve layıkıyla destansı ve bizi savaş, arayışlar ve eve dönmenin ne demek olduğuna dair varsayımlar üzerine sorgulamaya zorluyor.”

Chicago Üniversitesi’nde İngilizce profesörü olan Kenneth W. Warren ise “Eser, arayış öyküsü mimarisini ve öykü anlatma alışkanlıklarımızı günümüze kadar şekillendiren, bunu mümkün kılan ve sınırlayan yollarla erkek ve dişi erdemi karakterize eden bir taslak hazırladı” diyor.

Roman yazarı Beverley Naidoo, daha geniş bir kültür yelpazesinden konuyu alarak yorumluyor: “Odysseus’un Troya savaşından sonraki 10 yıllık yolculuğundaki çoklu hikâyeler, sadık Penelope onu beklerken ve oğlu Telemachus onu ararken, kültürel bilincimizin derinlere kök salıyor. Bu sayısız öykü içindeki insan unsurları, yüzyıllarca derinlere doğru yankılanarak yeniden yorumlanmaya devam ediyor.

 

Tom Amca’nın Kulübesi (Harriet Beecher Stowe, 1852)

   

İkinci sırada Harriet Beecher Stowe’un 1852’de yazdığı romanı var. Zimbabveli yazar Tendai Huchu, “Günümüzde böylesine etkili başka bir eser düşünmek çok zor” diyor. PopMatters editörlerinden Jenny Bhatt, eseri ‘Birleşik Devletler’de çok okunan ilk politik roman’ olarak belirtiyor ve ekliyor: “Köleliğin acımasızlığını, insan sömürüsünü, dengesiz hukuk sistemini, kemikleşmiş ataerkilliği, feminizim ihtiyacını ve daha fazlasını açık açık ele alan ilk kurgu çalışması.”

Tom Amca’nın Kulübesi yüzyılın en popüler kitaplarından biri oldu ve yürürlükten kaldırma hareketindeki etkisini belirten birçok destekçiyle, kölelik algısını radikal bir şekilde değiştirmesinden dolayı takdir edildi.

Çevirmen Caroline Alexander ise “Utandıracak derecede duygusal” diyor.

Roman yazarı, şair ve eleştirmen Elizabeth Rosner ekliyor: “Bütün bir ulusun yalnızca konuşlandırılabilir yasalarını ve uygulamalarını sorgulamakla kalmayıp aynı zamanda sonsuza dek şiddetli bir şekilde ırkçı insandışılaştırma sistemini değiştirmesine de yardımcı oldu. Bu, benim için edebiyatı en iyi şekilde tanımlar.”

 

Frankenstein (Mary Shelley, 1818)

   

Bu yıl 200. yaşını kutlayan Mary Shelley’nin 1818’de yazdığı roman, Roger Kuckhurst’a göre ‘modern dünyanın en öz hikâyesi’. Yazar ve edebiyat eleştirmeni Lev Grossman, “Modernitenin acımasız ışığında, yaşam ve ölüm, tanrı ile insan ve makine anlayışımızı yeniden yapılandırmak zorlu bir şey” diyor. Eserin hem edebiyatta hem de kültürdeki etkisinin ölçülemeyeceğini söyleyen romancı ve Financial Times yazarı Nilanjana S. Roy şunu belirtiyor: “Frankenstein, yazarları etkilediği kadar bilimcileri de etkiledi... Bizim kontrolümüzün dışına çıkan yaradılışın modern korkusunu anlatır.” Şair ve NPR için eleştirmenlik yapan Tess Taylor içinse roman ‘yalnızca şimdilerde temel anlatılarda sıkça paylaştığımız bir klasik değil, aynı zamanda dünyamızı okumak için baktığımız bir araç’.

 

1984 (George Orwell, 1949)

   

George Orwell’ın çığır açan distopya romanı 1984, listede en çok oy alanlar arasında. Niçin? “Çünkü, insanlık tarihi ve totaliterizm hakkındaki bir gerçeği yansıtıyor” diyor kitap eleştirmeni Alex Clark. Bu arada, Rebecca Steinitz, hikayenin ‘totaliterlik, teknoloji ve gözetim temalarının ortaya çıktığı günden beri nasıl da alakalı ve ses getirici olduğu’ hakkında yorum yapıyor.

Missing Fay romanın yazarı ve eleştirmen Adam Thorpe, kitabın geçmiş ile geleceğin eşsiz bir harmanı olmasına parmak basıyor: “Adı geçen yılın kendisi uzun geçmiş olsa da romandaki aletler artık ilginç, hatta yenilikçi bir havaya sahiptir, ancak tarih hâlâ kâbus kılığında bir geleceğin vizyonu olarak mühürlenmiştir.”

“Büyük Birader bütün dikkati çekiyor” diyen yazar Nilanjana S. Roy devam ediyor: “Ama gerisi, çetelere katılma, itaat etme, canını yakma, çok unutulmaz bir şekilde yakalanma arzusu.” BBC Kültür editörü Rebacca Laurence kısaca şöyle ifade ediyor: “20. yüzyıl romanından nihai bir 21. yüzyıl romanına dönüşüyor. Korkutucu.”

 

Parçalanma  (Chinua Achebe, 1958)

   

Bir Afrikalının gözünden Nijeryalı bir kabilenin sömürgeleşmesini anlatan Parçalanma, Afrika hakkındaki klişeleri çürütüyor ve kültürlerarası yanlış anlaşılmanın gerçek etkisini ortaya çıkarıyor. Chinua Achebe şöyle demiş: “İlk kez kendimizi, yarı insanlardan veya Conrad’ın dediği gibi “ilkel ruhlar”dan ziyade özerk bireyler olarak gördük.” Listeyi hazırlayanların birçoğu bu konuda aynı düşünüyor ve böylelikle kitap, listenin 5. sırasında yer alıyor.

Roman yazarı Beverley Naidoo, “Hayatım boyunca yayımlandığı sürece, tek bir kurgu çalışmasının kökten farklı bir ‘Afrika görüşü’ sunmadaki etkisini görmek mümkündü” diyor. “Avrupa sömürge anlatısı, Achebe tarafından yayımlanan bu ilk çalışmadan sonra asla aynı olamaz.”

Uganda’daki Makerere Üniversitesi’nde Edebiyat profesörü olan Dominica Dipio’ya göre, eser ‘Afrika deneyimini, başka hiçbir Afrikalı kurguda olmadığı gibi anlatabilen, güçlendirici bir Afrika romanı’. Togolu yazar ve gazeteci Noun Fare Chiuna, Achebe’nin romanını şöyle tanımlıyor: “Afrika edebiyatında bir mil taşı. İngilizcedeki arketipik modern Afrikalı romanı artık görülebilir oldu ve Nijerya’dan başlayıp bütün Afrika boyunca okundu.”

 

Binbir Gece Masalları

   

Binbir Gece Masalları da bir başka çok oylanan. “Zamansız bir çalışma,” diyor Marquette Üniversitesi’nde Edebiyat profesörü olan Ainehi Edoro-Glines ve ekliyor: “Asla sonlanmayacak olan yaşamı temsil edebilecek asla sonlanmayan bir hikaye için ilkel insanın arzusuna erişir.”

Yazar ve yorumcu Ahdaf Soueif şunu ifade ediyor: “Bu öyküler dizisindeki birçok karakter, motif ve alıntı (Açıl susam açıl!) tüm dünyada ortak bir tabir haline geldi. Batıda, ‘Geceler’ kesinlikle ‘Şark’a dair görüşü renklendirdi.”

Nilanjana S. Roy “En iyilerin en iyis” diyor ve ekliyor: “Ortaçağdan ve modern zamanlara, yazarlardan şarkıcı ve sinemacılara kadar, asla ondan ilham almayı bırakmadık.”

Bu esnada, eleştirmen Muneeza Shamsie hayranlığını dile getiriyor: “Şehrazat’ın azmi, zekâsı, güveni ve başarılı olduğu gerçeği, bizim dünyamızın ideaları ve ideallerini çok güçlü bir şekilde etkileyen tiranlık ve terör konusu boyunca hayal gücünün ve hikâye anlatıcılığının gücünü ortaya koyuyor.”

 

Don Quijote (Miguel de Cervantes, 1605-1615)

   

Listeyi oylayanlardan birçoğu Don Quijote’yi, ilk roman olarak kabul ediyor. Eleştirmen Terry Hong ise kesinlikle şöyle düşündüğünü belirtiyor: “Batılı düzen, hep yeşil kalan asla yaşlanmayan bu dostluk macerasıyla inşa edildi.”

Eleştirmeni Susan Larson, romanın nasıl bu kadar uzun süre dayandığını açıklıyor: “Bu komik şaheser, sorgulayan kahramanının ve sadık yardımcısının şaşırtıcı bir biçimde modern çekiciliği ve ısrarı sayesinde yüzyıllar boyunca sayısız yazar ve okura ilham verdi.”

Peki Don Quijote’yi tarihteki ilk dostluk komedisi olarak adlandırabilir miyiz? David Varno açıklıyor: “Birinin hayatında anlam ifade etmeyi hayal etmedeki bu kararlılık, insan olmanın ne anlama geldiğine dair anlayışımızı derinleştirmeye devam ediyor. ‘İyilikte ya da delilikte’ hepimiz bir Don Quijote olma potansiyeline sahibiz ve Cervantes bize, başkalarında ve kendimizde bu durum ortaya çıktığında buna gülmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.”

Efsanevi devrimci Che ise Don Quijote’un tüm devrimcilerin ilham kaynaklarından biri olduğunu belirti.

 

Hamlet (William Shakespeare, 1603)

   

Amerikalı şair, yazar ve eleştirmen Elizabeth Rosner için başı dertli Dane’nin hikâyesi şöyledir: “Shakespeare’in nüanslı nihayetinin çoğunda insan ruhunun derinlemesine anlayışını örnekleyen oyun. Temalar ve karakterler ve oyunun yapısı bile aynı anda dâhi ve kendini sabotaj eden hallerimizin harmanını, sevgi ve nefret, yaratıcılık ve yıkım kapasitemizi ortaya koyuyor.”

 

Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel García Márquez, 1967)

   

Listede dokuz numarada olan Yüzyıllık Yalnızlık, çok çeşitli milletlerden uzmanlar tarafından seçildi. La Tercera gazetesinden Oscar Contardo, “Dünyaya Latin Amerika’nın var olduğunu fark ettiren ilk yoldu” diyor ve romanın kalbindeki kasaba olan Macondo’yu kastederek: “Şili, Arjantinli veya Kolombiyalı olsanız da, dünyanın geri kalanı için her zaman bir Macondo vatandaşı olacaksınız” diye ekliyor.

Mısırlı roman yazarı Ahdaf Soueif’e göre, “Modern anlatı ihtimallerini ve değişen bilincin Avrupa merkezli bir konumdan daha küresel bir yere kayan bilinci değiştirdi” diyor.

Mısırlı akademisyen Marie Thérèse Abdelmessih şunları söylüyor: “Okurların, büyülü gerçekçiliğin önemini vurgulayarak hayat deneyimlerini tekrardan görselleştirmelerini sağladı.” Nijeryalı akademisyen Ainehi Edoro-Glines ise şunları belirtiyor: “Büyülü gerçekçiliği tartışmaya açık bir şekilde içeren bir metin olan Yüzyıllık Yalnızlık, gerçekçilik karşıtı yazıma yeni bir yaklaşım getirdi.”

Ancak bazıları için Latin Amerika’yı dünya haritasına koymanın da ötesinde, roman daha büyük bir şey gerçekleştirdi: kıtayı yeniden keşfetti. “García Márquez, ikinci bir ‘Amerika’nın Keşfi’dir” diyor Kolombiya’da Gatopardo dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Felipe Restrepo Pombo ve ekliyor: “Kıtanın oluşumunu yeniden hayal etti ve böyle yaparak geleceğini sonsuza dek değiştirdi.” Cezayirli romancı Mohamed Magani ise şöyle anlatıyor: “Umutsuzluk, diktatörlük ve askeri yönetim döneminde, kitap müthiş bir umut duygusu barındırıyor.”

 

İlyada (Homeros, M.Ö. 8. yüzyıl)

   

Homeros’un savaşın geleceği ve tanrıların erkeklerle dalga geçmesi hakkındaki destanı hiçbir zaman derhâl hissedilmez. Eser yalnızca savaştaki askerlerin en iyi edebi çağrışımlarından biri olmakla kalmadı, aynı zamanda ‘sonsuza dek savaş’ çağımızla da alakalı olan, aslında kendi askerî harekâtına ilham verdi.

Çevirmen Caroline Alexander şöyle anlatıyor: “İlyada düşünce ve tarih üzerinde tahmin edilemez bir etkiye sahipti; Olimposlu tanrıların karakterlerini belirledi ve Büyük İskender’in yaptıkları hakkında bilgilendirdi. Çoğunlukla hikayesi ve trajik karakterleri, trajik savaş görüşünde yaptığı gibi, çok katmanlı hikâyesi ve kahramanlarıyla bizi hâlâ etkiliyor.”

 

KÜLTÜR SERVİSİ