Yüz bin askeri beş-on saatte Kürdün üzerine seferber edebilen devletin yönetici partisinin, elindeki çadırları, yardım malzemelerini (“belki de teröristlerin eline geçer mi acaba diyerek) tedbir üstüne tedbir almak yüzünden 24 saatte Van’a ulaştıramadığı ortaya çıkıp, dünya insanlığının Van halkına yardımlarını, belli ki “dış güçlerin Kürde yardımını” önlemek için, bu yardım sanki babasının oğluna yapılacakmış gibi elinin tersiyle geri çevirince…
Van Belediyesinin tüm çağrılarına rağmen, bu felaket gününde bile Van Valisinin “işbirliği”ne yanaşmayıp, “devlet” olanaklarını kendine saklamasına halkın haklı tepkisi büyüyünce… Güya bu ırkçılığa ve “devletçiliğe” çok kızan, ama günlerdir manşetlerinde Kürt halkının onuruyla oyun oynayan, küçük bir azınlık dışındaki Türk yazar çizer takımı, bütün Mehmetçik gazeteciler, köşe yazarları soluğu Van’da aldı.
Neden?
Nedenini ben açıklamayayım, sözü Mehmet Ali Birand’a bırakayım, Van felaketzedelerine “neden yardım etmeli” sorusunu şöyle yanıtlıyor Mehmet Ali Birand:
“Gelin, PKK’yi depremde yenelim!”
O böyle diyerek aslında “çadır, sahra hastanesi, su” bir türlü Van’a gelemezken, anında Başbakan’ın Van’da “zuhur” etmesinin amacını da açıklamış oldu.
***
Soralım: İç savaş hazırlığını kim yapıyor?
Fenerbahçe-Samsun maçında kim tribünleri kışkırtıyorsa, o iç savaş hazırlığını yapıyor… Şu duruma bir bakın:
Hangi amigoysa o amigo, stadyumun ses aygıtından teker teker Çukurca’da yaşamını kaybeden askerlerin ismini okuyor.
Onbinlerce ayak topu sever seyirci gürlüyor: “Burada!”
Nerede?
Cenaze töreninde “top arabasında” mı?
Hayır! Top sahasının tribününde…
Madem “yaslısınız”, madem “üzgünsünüz”, madem “öfkelisiniz”, madem “hınçlısınız” ne işiniz var top oyununda? Hem eyleneceksiniz! Hem rakip takımın seyircisine ağıza alınmaz küfürler savuracaksınız! Hem “kaleye atılan her top”u kulakları sağır eden tezahüratlarla, “gooool” avezeleriyle selamlayacaksınız… Hem de “şehitlerin ismi okunduğunda”, “buradaaaaaa!” diyeceksiniz.
“Şehitlerin” top maçında işi ne?
Top oyununu seyredip keyiflenmek için geldiğiniz Stadyum’da “şehitler burada” diye bağıracağınıza, onlara saygı için evinizde otursaydınız ya… Maça gidenleri bile kışkırtanlar, Kürt toplumuna karşı düşmanlık yaratıyor ve o düşmanlık tribünlerden sanal aleme, oradan da TV ekranlarına sıçrıyor.
Medya bu kışkırtmanın pek çok ilde BDP binalarına ve Kürt yerleşim yerlerine karşı ırkçı saldırılara neden olduğunu gizliyor. “PKK iç savaş kışkırtıyor” yalanları ortalığı karıştırıyor. Sonra da Van’a “vicdan turizmi” seferleri düzenleniyor….
Bu “vicdan turizmi” ne işe yarıyor?
Hiçbir işe yaramıyor….
İşte ilk haberler gelmeye başladı: Van’da evleri yıkılan, hasar gören, o nedenle sokakta kalan binlerce depremzede Vali’yi “istifaya” çağırıyor. Ve toplanan kitleye polis gaz bombalarıyla ve bu kış gününde insanları perişan eden tazyikli suyla saldırıyor…
Devlet battaniye, ilaç, ekmek vermiyor, ama “gaz ve su” veriyor… Ve bu “vicdan turizmi” için Van’a gelenler, “felaket birleştirdi” deseler de, “deprem silahları susturdu” diye konuşsalar da, “hayat devam ediyor.”
Kürt halkı gece ayazda, sınır boylarındaki bombardıman seslerini dinliyor. Aylardan beri “Tank sesleriyle uyanmıyor”, tank seslerine rağmen uyumaya çalışıyor.
Binlerce asker “vicdan turistleri”ni alaya alırcasına Haftanin bölgesine doğru hareket ediyor. Asıl depremin ayak sesleri ağır ağır, sinsi bir şekilde duyuluyor.
***
Ve polis SDP İstanbul İl Binasında “Devrimci Karargah” ararken, kirli savaş karargahının ABD’de olduğu ve asıl Başkomutan Fethullah Gülen’in de savaşı ta Atlantik ötelerinden yönettiği ortaya çıkıyor…
“Darbecilik yapacağınıza PKK’yi yok etseydiniz” diyerek, Orduya “ilk hedefiniz Kandil, ileri” emrini veren bu komutan, gösterdiği istikamette “Tamil kaplanları”nın döküldüğüne benzer bir “umman” olmadığını, geçit vermez, yalçın dağlar olduğunu unutuyor… Enver’in Allahü Ekber dağlarını unuttuğu gibi…
***
Ve bir haber: “KONGRA GEL, YNK, Zahmetkêş, Zahmetkêşên Serbixwe, Hizbî Sosyalistî Demokrat, Hizbî Şuî, PÇDK, Hizbî Demokratî Kurdistan, Hizbî Demokratî Kurdistanî Îran, PJAK, Partiya Komunistî Kurdistan-KKP, PDK-S, PDK-Pêşverû, PYD, Partiya Çep a Kurd, Yekitiya Parlamenterên Kurdistan, CHAK, Kon-Kurd, Yekitiya Êzîdiyan, Partiya Îslamiya Kurdistan, PDK-Bakûr, PADEK (Partiya azadî û demokrasî ya Kurdistanê)” BM Barış Gücü’nün Fıratın Doğusuna müdahale etmesini istedi…
İşler asıl şimdi kızışıyor… Ve Fethullah Gülen son demecinde tam da BM alarmını boşuna vermiyor…
Ha gayret, Haftanin’e gidiyoruz sanırken, BM’ye doğru gidiyorsunuz…
Allah kurtarsın!..