İngiltere'nin başkenti Londra'da Uluslararası Özgür Kadın Vakfı (IFWF), Roj Women ve Irak'ta Kadının Özgürlüğü Örgütü tarafından organize edilen 'Recmi Durdur İdamı Durdur' başlıklı konferans düzenlendi. Konferansa Londra Uluslararası Af Örgütü ev sahipliği yaptı. Çok sayıda kadın örgütünden konuşmacının yer aldığı konferansa, Uluslararası Af Örgütü'nden bir temsilci de katıldı.
Konferans, Af Örgütü'nden Ann Harrison'ın İran'daki Recm ve infazlar üzerine konuşmasıyla başladı. 2010 yılı içerisinde 253 infazın gerçekleştiğini söyleyen Harrison, bu rakamın yanı sıra 300 infazın daha gerçekleştiğini ancak bunun devlet yetkilileri tarafından örtbas edildiğini belirtti. Harrison, idamlarda Çin'den sonra ikinci sırayı İran'ın aldığını dile getirdi.

2008 ve 2011'de yapılan yasa değişiklikleriyle idam cezalarının arttığını vurgulayan Harrison, Af Örgütü olarak resmi rakam ve ifadelere güvenmediklerinin de altını çizdi. Harrison'dan sonra sözü Irak'ta Kadının Özgürlüğü Örgütü'nün temsilcisi Houzan Mahmud aldı. Dinin politize edilmesini ve inançların aşırı şekilde kendisini empoze etmesiyle kadınlar açısından Ortaçağ'dan daha acımasız ve insanlık dışı olayların yaşandığını belirtti.


Önce kadın özgürlüğü
Houzan Mahmud, Kürdistan Federal Bölgesi'nin Irak'ın diğer bölgelerine nazaran daha yumuşak bir portre çizdiğini ancak bölgedeki sosyal muhafazakarlığın kadınların yaşamını olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Mahmud, Güney Kürdistan'da haftada 20 kadının kendisini yaktığı ya da başka şekilde intihar ettiğini de sözlerine ekledi. Tüm bu baskı ve zorlamaların arkasında din ve ataerkil toplum yapısının olduğunu belirten Mahmud, hukuki değişikliklerin yanı sıra toplumların ve hükümetlerin zihniyetlerinin de değişmesi zorunluluğunu, kadınlara özgürlüklerinin bir an önce teslim edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Ardından sözü 'Kadın Kırımına Hayır' Kampanyası'nın sözcülerinden gazeteci Meral Çiçek aldı. Kampanya'nın Kürdistan ve Avrupa'daki Kürt kadınlarını kapsadığını belirten Çiçek, kampanyalarının en önemli amacının kadın haklarının ihlallerine karşı bir farkındalık yaratmak olduğunu söyledi. İlk oturumun son konuşması İran'dan kadın hakları aktivisti Nezaket Khalifeh yaptı. Kadının özgürleşmeden toplumların da özgürleşemeyeceğini ifade eden Khalifeh, kadınlara yönelik fiziksel ve duygusal baskıların ilk önce en yakınları olan ağabey ve babalarından başladığını söyledi.


'Erkekler de zarar görüyor'
İkinci oturum BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in konuşmasıyla başladı. Kadınlara yönelik haksızlıkların ve şiddetin erkek egemen sistemden kaynaklandığını söyleyen Tuncel, bu sistemden erkeklerin de zarar gördüğünü belirtti. "Şiddet, iktidar ve hiyegrarşi üzerine kurulu olan bu sistem eşitsizliği de beraberinde getiriyor" dedi.
Sabahat Tuncel devamla şunları dile getirdi: "Bugün Kürt kadını hem devletle hem de erkek egemen sistemi ile mücadele ediyor. Erkek egemen sistem, sadece Ortadoğu kadınlarının sorunu değil bu aynı zamanda bütün dünya kadınlarını sorunudur. Bu sadece kadınların sorunu da değil erkeklerin de sorunudur. Erkek egemen sistem, bütün dünya ülkelerinin sorunudur. Ama Batılı emperyalist güçler 'Ortadoğu kötüdür Batı iyidir" algısını yaratmıştır. Buna aldanmamak gerek. Kadın her yerde sistemin mağdurudur. Ama biz bunu değiştirmek için yola çıktık yani düşlerimiz çok büyük. Kadın her yerde varlığını kabul ettirmek zorunda. Kürt kadını güçlü bir ideolojik duruşla erkek sisteme karşı zafer elde edebilirler. Kadınlar düşlediği dünyayı kuracaktır" dedi.
Avrupalı kadınların Ortadoğulu kadınlardan daha iyi durumda oldukları görüşüne karşı çıkan Tuncel, "Bazı farklılıkların dışında ihlaller konusunda Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri arasında pek bir fark yok. Sadece İslam değil tüm dinlerin pratiklerinde kadınların aleyhine bir algı var" diye konuştu.

'AKP sürekli kadına saldırıyor'

Tuncel, AKP Hükümeti'nin kadına bakış açısını da anlattı: "AKP Kürt Kadın Hareketi'nden oldukça rahatsız. Sürekli bize saldırıyor. Sürekli BDP'li kadınları hedef gösteriyor. Bugün 500 BDP'li kadın tutuklu." Kadını bir birey olarak görmeyen mevcut sistemde Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın İran Başkanı Mahmud Ahmedinecad'tan bir farkı olmadığının da altını çizdi.


ÖZLEM GALİP/CAN YILDIZ - LONDRA