Bir hafta boyunca cenazesi sokak ortasında kalan Taybet İnan ile katledildikten ancak 4 gün sonra cenazeleri alınabilen Mehmet Şahin ve Emame Şahin çiftinin aileleri, kendilerine ve cenazelerine yaşatılan zulmü anlattı. 

Cizre ve Silopi’de yaklaşık 40 günde 100’e yakın insan katledildi. Katliamla sınırlı kalmayan işgalci güçler cenazelere dahi zulm etti; sokak ortalarında, cami ve evlerde rehin tuttu, günlerce, haftalarca süren uğraşlar sonucunda alınan cenazeler kaçırıldı, ailelerinin rızası ve eşliği olmadan, çoğunlukla dini vecibeleri dahi yerine getirilmeden toprağa verildi. Silopi’de katledilen 26 kişi arasında yer alan Taybet Ana günlerce sokak ortasında kalan cenazesiyle hafızalara kazındı. Cenezesi 7 gün sokakta, 18 gün morgda kalan 11 çocuk annesi Taybet İnan’ın cenazesi sessiz bir şekilde toprağa verildi. Eşi ve çocukları, izin verilmediği için cenazeye katılamadı. 


Komşusu: Bize sığınmıştı

Taybet İnan, 19 Aralık’ta yoğunlaşan saldırılar nedeniyle komşusunun evine sığınmış, evi yanınca oraya gitmek için karşıdan karşıya geçerken saldırıya uğramıştı. Komşusu Ahmet Kozay, “Taybet, o gün yoğun saldırılar nedeniyle 5 metre mesafade bulunan evimizin bodrumuna sığınmıştı” dedi. Saldırılar sonucu evinde yangın çıkan Taybet Ana’nın “Ben sivilim, yaşlıyım, beni vurmazlar” diyerek evine gitmeye çalıştığını aktaran Kozay, dışarıya çıkınca silah sesi duyduklarını, bahçeden dışarıya baktıklarında ise yol ortasındaki cenazesi gördüklerini söyledi. 


Komşudan gelirken vurdular

Taybet İnan’ın eşi Halit İnan, komşudan evine gelmek isteyen eşine yaklaşık 50 metre uzaklıkta bir binada konumlanmış özel timler ve panzerlerden ateş açıldığını belirtti. İnan, “Eşim karşıya geçmek isterken vuruldu ve yere düştü. Yetişip almak istedim ama kurşunlardan yanına gidemedim. Ona seslendim, yaralıydı. Sokağa giremeyince ona ipi attım ve tutmasını istedim ama yaralıydı, tutamadı. Ben ona bakıyordum, o da bana bakıyordu. Seslendim, ilk önce cevap verir gibi yaptı ama konuşamadı“ dedi. 


Tüm aileyi katletmek istediler

Kardeşi Yusuf İnan’ın yardıma koştuğunu ve özel harekatçılar tarafından vurulduğunu söyleyen İnan, “Onu da vurdular. O da öldürüldü” diye belirtti. Eşinin cenazesinin 7 gün boyunca sokak ortasında kaldığını ve hiçbir şeklide almalarına izin verilmediğini aktaran İnan, “Emniyet ile görüştük. ‘Adresi verin’ dediler. Haberleri olmasına rağmen bizi tekrar taradılar. Evimize bomba attılar. Beyaz bayraklarla almaya geldiğimizde de bizi taradılar. Aslında bütün ailemizi oraya toplayıp öldürmek istiyorlardı” diye belirtti. 

Polis ambulansı da engelledi

Taybet İnan’ın eltisi Aycan İnan, eltisinin cenazesini beyaz bayraklarla almaya çalıştıklarını, ancak tarandıklarını ve bu tarama sonucu eşi Yusuf İnan’ın katledildiğini anlattı. İnan, “Biz onlarla görüştüğümüzde ‘cenazeyi alın’ diyorlardı. Oraya gidince de tarıyorlardı. Eltimi beyaz bayraklarla almaya çalıştık, ama olmadı. Sokağın karşısında bulunan iki katlı evde keskin nişancılar bulunuyordu. Evden çıktığımız gibi bize ateş ediyorlardı. Dolayısıyla çıkamıyorduk. Bu zulmün peşini bırakmayacağız. Hesabını soracağız” dedi.

Hem eşi hem de eltisi için istedikleri ambulansın panzerler tarafından engellendiğini aktaran İnan, “Akşam 7 gibi eşimi vurdular, sabah 7’ye kadar yaralı bir şekilde kaldı. Hastaneye kaldırılamayınca yaşamını yitirdi. Gelen ambulanslar panzerin arkasında bekletiliyordu” diye konuştu. 


Evlerini 2 kez yaktı, 3’üncüde katletti

Sokağa çıkma yasağının 40. güne girdiği Cizre’de katledilen sivillere her gün yenileri eklenirken, 70’e yaklaşan öldürülen siviller arasında 78 yaşındaki Mehmet Şahin ile 75 yaşındaki eşi Emame Şahin de bulunuyor. Kendilerinden 4 gün boyunca haber alınamayan Şahin çifti 14 Ocak’ta Cudi mahallesindeki evlerinde infaz edilmiş halde bulundu. Kızları Hediye Kulja, 1990’da koruculuğu kabul etmeyen ailesinin Cizre’ye bağlı Bağlarbaşı Köyü’ndeki evlerinin devlet tarafından yakıldığını ve ardından Cizre’ye göç ettiklerini aktardı. Kulja, “Köyümüz boşaltıldıktan sonra o zaman Cizre’nin Cudi Mahallesi’ne yerleştik. Orada 1993 yılında yine devlet bizim evimizi yıktı. Devlet yanımızdaki iki katlı evi kepçelerle yıkıp, evimizi alt üst etti. O enkaz altında ise eşim yaşamını yitirdi. Şimdi de devlet anne ve babamın olduğu eve top atarak, onları orada katletti” dedi. “Devlet yıllardır bizi katliamlardan geçirdi. Yeter artık bu katliam son bulsun” diyen Kulja, “Biz bu acıları unutamayız. Unutmayacağız da” diye konuştu. 


Cizre’yi terk etmeyi reddettiler

Oğul Ahmet Şahin ise, saldırılar başladığında anne ve babasının Cizre’den çıkmalarını istediklerini ancak babasının “Topraklarımızı terk etmeyeceğiz. Burası bizimdir. Vatanımız ve toprağımızdır. Devlet neden bizi burada zorla çıkarıyor. Bizler son nefesimize kadar burada olacağız” diyerek çağrılarını geri çevirdiğini anlattı. Şahin, “Önceleri komşular vasıtası ile onlara ulaşabiliyorduk sonra üç gün boyunca kimseye ulaşamadık. Kayıp ilanı verdik en son evlerine tank atışı yapıldığı ve yaşamlarını yitirdiği haberi geldi” dedi. Katliamların tek sorumlusunun devlet olduğunu vurgulayan Şahin, “Bir devlet kendi halkını vuruyorsa o devlet iflah olmaz” diye konuştu. 

Katledilen yaşlı çiftin damadı Abdülkerim Acar ise, devletin Kürt halkına intikam alırcasına saldırdığını belirterek, “Mesele hendek meselesi değildi, bu AKP’nin savaşıdır” diyerek, katliamların sorumlusunun AKP iktidarı olduğunu söyledi. 


 HABER MERKEZİ