21.yy’da Kürt Özgürlük Hareketi’nin içine girdiği büyük özgürlük kavgasının görülmemesi, konuşulmaması basit ya da öyle geçiştirilecek bir saflık, düşmanlık içermiyor. M.Rolph Trouillot bu duruma "Egemenler ve onların tüm ideolojik aygıtları tarafından 'düşünülemez’ olarak kabul edildiği" notunu düşüyor. Yani bugün tarihi yazan vahşi avcılar için Kobanê direnişi, Rojava Devrimi düşünülemez bir özellikte. Bu düşünce ezen-ezilen diyalektiği ile doğrudan ilintilidir. Çünkü kendileri/ezenler/egemenler o savaşı vermiyor. Yani aslında olan biten şey tarihi geçiştirmedir. Herkes şuan bu Rojava’da olan biten devrim sürecini geçiştirme derdinde. Hal böyle olunca Hobsbawm’ın Devrimler Çağı’nda size sayfa olmaz. Adınız anılmaz… Yani şuan önümüzde duran o "saflık", Kürtler devrim yapamaz! Görkemli direniş yapamaz algısını içeren geçici bir gerçektir.

Konuyu Kobanê direnişi üzerinden biraz daha açayım…
Bir kölelik ve özgürlük seçiminin daha arifesindeyiz. İnsan doğasının varoluş hikayesi ve özü bu iki kavramdan ibaret. Kölelik hükmetme, iktidar ve güç istenci ile doğamıza enjekte edildi. Ama özgürlük doğuştan var. Hal böyle olunca bugün her yerde dayatılan köleliği ya kabul edersin ya da savaşırsın! Özgürlük paha biçilmez bir duygu! Haliyle bedeli var…
Bu bedeli yıllardır ödeyen Rojava halkı, şuan Kobanê’de özgürlük kavgasını dünyaya haykırıyor. Seçimim özgürlük ve onun kavgasıdır diyor. Biz, kafeste doğduğu için uçmayı hastalık sananlardan değiliz diyor. Her tarafından kuşatılmış olan Kobanê’de direniş büyüyor. Terör çeteleri yönünü yine buraya çevirip şimdiye kadar aldıkları tüm yenilgilerin intikamını almak istercesine katliam derdindeler. Dünya sessiz. Kanton hükümetinin kendisi de silahlandı. Halkın güvenliği onlar için öncelikli. Gençler ön cephede savaşıyor. DAİŞ’in ilerleyişi savaş ile değil güvenlik gerekçesi ile boşalan köylere yerleşmekle oluyor. Kökten boğma konsepti ile meseleye yaklaşıyorlar.
Öte yandan dört gündür ve yazı çıktığı gün beşinci gününü tamamlayacak olan Kobanê Sınır Direnişi son yıllarda gazın en fazla tüketildiği, saldırının aralıksız en fazla tüketildiği eylem oldu. Sınırın hemen bir km ötesinden bu tarafa geçen Kobanê halkı da bu vahşi saldırıdan nasibini alıyor. Ortada her anlamda büyük bir direniş var. Anlamsız ve kahrolası sınır tellerinin iki yakasında iki farklı kesime ama özü ve düşüncesi bize karşı aynı olan bir düşman zihniyeti ile mücadele var.
M.Rolph Trouillot "Geçmişi Sessizleştirme" kitabında tam olarak bu durumdan bahsediyor. Kendi argümanını yok sayılan kölelerin devrimi olan Haiti (1791-1804) üzerinden yapıyor. Yok sayılan, köle olan insanların devrim yapamayacağı düşünüldüğü için bu devrimin görülmediğini söylüyor. Düşünülemez ve sessizleştirme dediği tarih budur…
Bizim de aynı süreçten geçiyor. Kürt devrimi ve direnişi "tarihsel bir sessizlik" ile yok sayılıyor. Çünkü herhangi bir kategoriye koymak istemiyorlar. Tarih göz göre göre çarpıtılıyor. Buna sahip çıkmak, önlemek bizim elimizde. Bu durumun bilinci ile hareket edilmesi gerektiği kanısındayım. Çünkü şuan bu devrimin en önemli ve tarihi günlerinden geçiyoruz…