
Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, Nusaybin-Qamışlo sınır hattında "utanç duvarı"na karşı mayınlı bölgede başlattığı ölüm orucu eylemine devam ediyor. Gökkan'ın eylem yaptığı alanın bir yanında sınır telleri ve yeni inşaa edilen "utanç duvarı", diğer yanında ise zırhlı araç kuyruğu ve polis barikatı uzanıyor. Devlet güçlerinin Gökkan'ı tecrit altına tutma girişimleri ise eylemin ilk gününden itibaren halk tarafından boşa çıkartılıyor. Önceki akşam polis barikatı önünde gece geç saatlere kadar nöbet tutan halk dün sabah da eylemdeydi.
Halk başkanıyla beraber
Belediye Başkanı Gökkan'a destek veren ilçe esnafı dün kepenk kapattı. İlçede, eczane ve fırın dışında tüm dükkanlar kapandı. Belediye çalışanları da iş bırakarak başkanlarına destek verdi. BDP Mardin İl Örgütü de Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan'a destek olmak için dün kitlesel basın açıklaması yaptı. Gökhan'ın eylem yaptığı yerin yakınında yapılan açıklamaya, yüzlerce kişinin yanı sıra BDP Mardin İl Eşbaşkanı Reşat Kaymaz, BDP'li İl Genel Meclis üyeleri, Nusaybin Belediyesi çalışanları, BDP PM üyeleri ve Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri katıldı. Sık sık alkış ve zılgıtlar eşliğinde "Direne direne kazanacağız" ve "Nusaybin seninle gurur duyuyor" sloganları atıldı. Sınır hattının hemen karşısındaki bir binaya "Dîvarê şermê wê bîbe sembola dîjminahîya lî hemberî kurdan em rê nadin dîvarê şermê" pankartı asıldı.
'Açlık greviyle yetinmeyiz'
Kitle adına açıklama yapan BDP Mardin İl Eşbaşkanı Reşat Kaymaz, Mardin'deki BDP'li ilçe ve belde belediye başkanları, il genel ve belediye meclis üyeleri ve başkanlarının Gökkan'a destek olmak amacıyla bugün süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayacaklarını duyurdu. Mardin'de seçilmiş tüm kişilerin başlatacağı süresiz-dönüşümsüz açlık greviyle yetinmeyeceklerini de belirten Kaymaz, duvar durdurulmaması durumunda ise her yeri serhildan alanına çevireceklerini ve daha radikal eylemler yapacaklarını ifade etti.
Yürüyüşler 3 Kasım'da başlıyor
BDP tarafından Nusaybin'de Rojava sınırında 7 Kasım'da yapılacak kitlesel etkinliğe BDP, HDP ve DTK eşbaşkanlarının da katılacağını belirten Kaymaz, Midyat ve Dargeçit ilçelerinde ayın 3'ünde, Mardin merkez ve Kızıltepe ile Savur ilçelerinde ayın 4'ünde, Derik ve Mazıdağ ilçelerinde ise ayın 5'inde kitlesel yürüyüşler yapacaklarını açıkladı.
Sınırın iki yanında saldırı
Açıklama ardından Gökkan'a destek vermek için bekleyişini sürdüren kitleye polis gaz bombası ve tazyikli suyla saldırdı. Yeşilkent Mahallesi'nde gerçekleşen saldırıda çok sayıda kişi darp edildi. Sınırın diğer tarafında Qamişlo'da toplanan ve askeri panzere taş atan onlarca çocuğa da askeriye ait itfaiye aracından tazyikli su sıkıldı.
BDP'li belediyeler selamladı
BDP'li belediyeler de, Nusaybin Belediye Başkanı Gökkan'ı eyleminde yalnız bırakmıyor. Amed'de dün bir araya gelen Kürt illerindeki BDP'li belediyelerin başkanları yaptıkları ortak açıklamayla Gökkan'ın direnişini selamladı ve "utanç duvarı"nın yapımına son verilmesini istedi. BDP'li belediye başkanları, BDP Muş Milletvekili ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Demir Çelik başkanlığında siyasi süreci, Rojava'daki gelişmeler ve 2014 yerel seçimleri başlıklarını ele almak için bir araya geldi.
Cegerxwîn Gençlik ve Kültür Merkezi önünde belediye başkanları adına açıklama yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir, “Belediye başkanları olarak şunun çok iyi farkındayız, barış olmazsa olmazımızdır. Bu süreci yaşayarak bire bir tanığı olarak biliyoruz ki, çatışmalar en çok yerleşim birimlerindeki insanlarımızın yaşamını derinden etkiliyor. Tam bu noktada yerel yönetimler, belediye başkanları seçilmişler, barışın ve barışın inşa etmenin en önemli araçları aktörleri ve çaba göstericileri olmak durumundadır” dedi.
21. yüzyılın en büyük ayıbı
Suriye’de ve Rojava'da eşitlik temelinde, kardeşçe bir yaşamdan yana olduklarını kaydeden Baydemir, şunları ifade etti: “Barışın inşasının bizlerinde kaderin bir parçası olduğunun farkındayız. Rojava özgürlüğüne kavuşmadığı müddetçe Suriye’de özgürlük ve onurlu bir barış tesis edilmediği müddetçe bizlerde buradan kendimizi özgür hissedemeyiz . Barış umutlarının yükseldiği bir atmosfer içerisinde Ortadoğu halklarının yani Kürtlerin, Arapların, Türklerin, Farsların, Ermenilerin, Dindarların, Laiklerin, Sosyalistlerin, Êzidîlerin bütün inançlarını bir arada yaşayabileceği bir sürecin inşa çabası güdülürken, Rojava'da adeta Berlin utanç duvarı gibi bir duvar inşa ediliyor. 21. yüzyılın en büyük ayıplarından bir tanesidir böylesi bir duvarı inşa etmek."
Kürt halkı rıza göstermiyor
Ortadoğudaki sınırların halklara rağmen çizilmiş sınırlar olduğunu vurgulayan Baydemir, "21. yüzyılda sınırlar anlamını yitirirken, sınırların esnetilmesi gerektiği savunurken, yeniden duvarlar örmek mayınlı arazilerin temizleme çabası ve beklentisi halen güncelliğini korurken, yeni duvarlar örmek gelecek açısından ters düşmektedir. Bütün dünya bunu bilmelidir ki, serxet ile binxet arasında inşa edilecek bir duvar Kürt halkının ortak kaderi üzerinde inşa edilecek bir duvardır. Kürt halkı buna rıza göstermiyor ve rıza göstermeyecektir" diye konuştu.
'7 Kasım'da Nusaybin'deyiz'
Nusaybin Belediye Başkanı Gökkan’ın onurlu bir duruşla utanç duvarını protesto ettiğini kaydeden Baydemir, “Gökkan, duvarın örülmesine karşı çıkarak bir oturma eylemi başlattı. Bizler yerel yönetimler olarak barışın ne kadar elzem gerekli olduğunu iliklerine kadar yaşayan insanlar olarak, başkanımızın bu duruşunu insanlık ailesinin onuruna sahip çıkma duruşu olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Halka 7 Kasım’da Nusaybin’e gitme çağrısında bulunan belediye başkanı Baydemir, şöyle dedi: “Halkımıza çağrımız 7 Kasım’da Nusaybin’de olsunlar. Tüm halkımızı, barış, eşitlik ve özgürlük için utanç duvarına karşı çıkmaya demokratik bir refleks demokratik bir duruş ortaya koymaya davet ediyoruz. Ortadoğu halkları bir kez barışın mimarı olacaklarıdır. Bunu ötesinden başka çıkış yolu yok onurlu bir barıştan bir arada kardeşçe yaşamaktan başka bir çıkış yolu yok."
'Bu utancı kabul etmiyoruz'
Barış için demokratik mücadelenin önemine vurgu yapan Baydemir, "Bizim bütün arzumuz daha fazla insan yaşamını yitirmeden daha fazla kadın çocuk mağdur olmadan Rojava’nın da özgür olduğu demokratik bir Suriye’nin inşasıdır. Kürtlerin Ortadoğu’da kendi coğrafyalarında statü talep etmeleri annelerinin ak sütü gibi kendilerine helaldir" diye belirtti.
HABER MERKEZİ
Muayeneyi reddetti
Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, sınır hattındaki duvarın yapımı durdurulana kadar eylemine devam etmekte kararlı olduğunu belirtti. Sağlık görevlileri önceki gece 01.30'da 2. Hudut Taburu Kenan Dağbaşı Kışlası'ndan Gökkan'ın bulunduğu yere giderek muayene etmek istedi. Yaklaşık yarım saat Gökkan ile konuşan doktorlar, muayeneye ikna edemedi. Dün sabah da sağlık görevlileri Gökkan'ın yanına giderek tansiyon ile kimi tetkikleri yaptı. Sağlık görevlileri, Gökkan'a sağlık durumunun kötüye gittiğini ve hastaneye gitmesi gerektiğini söylediklerini ancak belediye başkanının bu talebi kabul etmeyerek, "eylem alanını terketmeyeceğini" söylediğini aktardı.
'İstemiyorum suyunuzu'
Ayşe Gökkan açlık grevini neden ölüm orucu eylemine çevirdiğini ise, su verilirken dahi küçük düşürüldüğünü hissettiği için başladığını söylüyor ve ekliyor: "Ben de 'İstemiyorum suyunuzu' dedim. Ölüm orucuysa, ölüm orucuna girerim."
YJA: Mücadeleyi yükseltelim
YJA Koordinasyonu, Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan'ın eylemini sahiplenme çağrısında bulundu.
Rojava sınırında örülen duvarın, “AKP’nin Kürt halkına reva gördüğü statü” anlamına geldiği kaydedilen açıklamada, Kürt halkı ve Kürt kadınlarına örgütlü direniş mücadelesini yükseltme çağrısında bulundu. “AKP’nin örmeye çalıştığı utanç duvarlarını halkımız büyük kitlesel ve radikal eylemlilikleri ile yıkmalıdır” diyen YJA şu çağrıda bulundu: "Kürt kadınları, toplumu AKP’nin tüm duvarlarını yıkacak güçte ve örgütlülüktedir. Bu süreç öyle sıradan bilinen rutin eylemliliklerle geçiştirilecek bir süreç değildir. Milyonların sınırlara aktığı ve buraları bir direniş kalesi haline getireceği bir süreçtir. Kürt kadınları başta olmak üzere tüm halkımız, demokrat, aydın çevreler Ayşe Gökkan etrafında kenetlenerek direnişi yükseltmelidir. Toplumsal hafızamızda derin acılara ve izlere neden olan bu sınırlarda yükselen duvarlar değil halkımızın direnişi olmalıdır. Analarımız sınırda güçlü bir savunma kordonu oluşturarak tüm sınır taşlarını binyılların özgürlük emeğiyle biçimlenen elleri ile yıkmalıdır. Genç kadın başta olmak üzere tüm gençlerimiz sınırda büyük barikatlar kurarak canlı kalkan olmalıdır. Tek bir taşın üstüne taş bırakılmasına izin vermelidir. Halkımız sınıra yürüyerek bu utanç duvarlarını, tellerini ortadan kaldırmalıdır."