İdris Naim Şahin “Tükürükle boğarız” demiş. Bununla sadece gerillayı değil, Kürt Demokratik Hareketini ve Kürt halkını da kastetmiş. İ.N.Şahin’in tükürüğü bu kadar kuvvetliyse, neden silaha dünyanın parası yatırılıyor? Neden Türkiye halkının emeği silah tekellerine peşkeş çekiliyor?
İdris Naim’in tükürüğünü bir yana bırakalım, ABD ve İsrail’in tekniği olmasa, bir milyonluk Türk ordusu gerilla karşısında çaresiz kalır. Nitekim gerillaya karşı artık askerlerle değil yüksek teknikle savaşıyorlar. İdris Naim ‘tükürük’ derken, herhalde binlerce kelepçeden söz ediyor. Bu konuda asker, polis ve savcı hiçbir ülkede olmadığı kadar çalışıyor. Demek ki İdris Naim’in tükürüğünün öyle bir gücü yoktur. Tükürüğü sadece elbisesinin üstüne düşüyor. Biz de İdris Naim denen bu adam neden bir sarhoş gibi konuşuyor diye merak ediyorduk. Meğer kendi tükürüğü içinde boğulduğu için ne konuştuğunu bilmiyor.  Ordu ve polis Kürt halkının Newroz’unu buruk hale getirmek için Newroz günü her yerde harekete geçmiştir. Cudi’de gerillaya yönelik bir imha operasyonu yapmışlar, ancak gerillanın beklemedikleri bir direnişiyle karşılaşmışlardır. Özellikle geçmişin kirli savaşının aktörleri olan özel harekât polisleri büyük darbe yemiştir. Anlaşılıyor ki, polis kayıpları da İdris Naim’in dengesini bozmuştur. Newroz’u Kürtlere zehir etmek isteyen bu ‘marangoz hatası’ adam, hem suçlu hem güçlü tavrıyla Kürt Hareketini suçlamıştır.
İdris Naim ve Başbakan uçakları ve imha silahlarıyla durmadan Kürdistan dağlarını bombalayarak her şeyi yakıp yıkmaya çalışıyor, böylece baharın gelişini kışın başlangıcı haline getirmek istiyorlar. Ancak Kürt gerillaları da direniyor. Yaşamını yitiren her gerilla Kürt baharını daha fazla rengarenk kılıyor. Bırakalım baharın ‘Kürt kışı’ haline getirilmesi, aksine toprağa düşen her gerilla baharın lalelerini ve güllerini daha da çoğaltıyor ve güzelleştiriyor. Dağlarda yaşamını yitiren Kürt kızları özgürlük mücadelesinin yenilmezliğini bir kez daha tüm dünyaya duyuruyor.
Kürt kadın ordulaşmasının örgütü olan YJA-Star açıklama yapıyor: Yaşamını yitiren kadın gerillaların komutanı olan Arjîn Garzan’ın (Leyla Altan) hayatını anlatıyor. Bir özgürlük serüveni olan bu yaşam Kürt Hareketinin neden yenilmediğini ortaya koyuyor. Kuşkusuz bu on beş kadın gerillanın her birinin yaşamı bir özgürlük serüvenidir. Onları Kürdistan dağlarına koşturan duyguların gücü zaten yenilmezliğin mayasıdır. Türk devleti bu gerçeği anlayamadığı için kırk yıldır “Bu yıl yendik, gelecek yıl yeneceğiz” diyerek Türkiye halklarına acılar çektirmektedir. Çiller’ler, Doğan Güreş’ler ve Mehmet Ağar’ları takip eden Erdoğan da her gün “Kürt Özgürlük Hareketi’ni biz bitireceğiz” naraları atmaktadır. Ama görüldüğü gibi Kürt düşmanlığında derinleşen AKP Hükümeti, bununla her gün kendi sonunu yakınlaştırmaktadır.
Yaşamını yitiren gerillalardan birini de ben anlatmak isterim. Kod adı Berîvan Semsur, gerçek adı Perihan Parlak. Adıyamanlı bir Kürt kızı! Adıyaman’ın kapitalist modernite kültürüyle az tanışmış karakterinin sembolü bir genç kız! Kürt halkının ezilmişliğine, horlanmışlığına, kültürel soykırımla bitirilmek istenmesine büyük öfke duyan bir yürek! Bir yönüyle ülkesinin sömürgeleştirilmişliğine yeterince isyan edemeyen Adıyaman’ın Kürt erkeğine de öfke duyan bir yürek! Bir yürek bu kadar mı temiz olur, bu kadar mı saf olur, bu kadar mı güzel olur dedirtecek kadar güzel yürekli! Halkına, ülkesine, örgütüne, Önderine bağlılığın zirvesini yaşayan bir fedai! İçindeki güzelliği tüm gülüşünde etrafa saçan bir dağ güzeli, bir yoldaş güzeli! Kadın-erkek herkesin sevgilisi! Şahadetiyle tüm yoldaşlarının yüreğinde büyük bir boşluk bırakan, yokluğuna tahammül edilemeyecek bir ölümsüz! “Önce halkım, önce ülkem, önce yoldaşım” diyen toplumsallık sembolü bir tanrıça! Bin yıllarca Kürt halkının varlığını koruyan Kürdistan dağlarına, yani aşkına ulaşmak isteyen Maşûk, yani Memê Alan’ına ulaşmak isteyen Zîn! Tüm yüce duyguların doruklarında yaşayan, yenilmez, zaptedilmez duyguların doruklarında güzel insanlara duygu kaynağı olacak, kötülükleri duygularıyla yok edecek bir yenilmez duygu kalesi!  Nasıl anlatsam Berîvan’ı ve Berîvan’ları? Semsurlu Berîvan nasıl ki Cizre’de can veren Berîvan’ın ölmediğini yaşamıyla ortaya koyduysa, Kürt kızları ve erkekleri bu güzel yoldaş Berîvan’ın ölmediğini mutlaka kanıtlayacaklar, Kürt Özgürlük Hareketi’nin yenilmezliğini Tayyip Erdoğan ve İdris Naim Şahin’e göstereceklerdir.
Çok fazla anlatmak istemiyorum. Daha da anlatsam onların kutsal yüceliklerinin sihrinin bozulacağından korkuyorum. Çünkü onları anlatacak dil gücüne sahip değilim. Ancak edebiyatçılar ve şairler bu yenilmez duygu komutanlarını, bu sevgi ve aşk komutanlarını anlatabilirler. Bu Kürt kızları bir değil binlerce destanı hak ediyorlar.
Bir kez daha vurguluyorum: Bu Kürt kızlarının duyguları inkârcı ve kültürel soykırımcı bu zalim Türk devletini yenilgiye uğratacaktır. Türk devleti bu fedai Kürt kızlarını öldürdüğünü sansa da, bu duyguları tüm Kürdistan, Ortadoğu ve dünya toprağına daha güçlü yaşayacak biçimde saçıyor. Onların kanı özgürlük tohumlarının suyudur, gübresidir. Onların kanı Kürt halkının özgürlük mücadelesinin yenilmezlik iksiridir.
Türk devleti bu güzeller güzeli genç kızların, bu duygu komutanlarının yenilmezliğini cenazelere katılan Kürt analarının, Kürt kızlarının, Kürt gençlerinin gözlerinde görmüyor mu? Bu gözlerdeki öfkeyi, umudu ve geleceğin zaferine inancı görmüyor mu?  Bu duygu komutanlarının gücü o kadar büyüktür ki, gözleri kör olmuş Türk devletine de Kürt halkının özgürlük ve demokratik yaşam gerçeğini kabul ettirecektir.
Berîvan şahsında bu yiğit Kürt kızlarının duygularının yaşatılacağına ve özgür Kürdistan’da ölümsüzler olarak yaşayacaklarına dair sözü şimdiden verebilirim. Onların yaşamlarıyla ortaya koydukları ant tüm Kürt gençlerinin andı olarak özgür ve demokratik Kürdistan biçiminde gerçekleşecektir.