Almanya Gündemi
Hakkında bilgisayarında çocuk pornosu bulundurduğu için dava açılan eski SPD milletvekili, aynı zamanda NSU cinayetlerini inceleyen Meclis Araştırma Komisyonu'nun eski Başkanı Sebastian Edathy’nin davası nihayetinde sonuçlandı. Geçen hafta sonuçlanan davada Edathy’nin, Çocuk Esirgeme Kurumu'na 5 bin Euro para ödemesine karar verildi. Çıplak çocuk fotoğrafları indirip, bunları bilgisayarında saklayan Edathy, mahkemece başka bir ceza almadı. Mahkeme kararına tepki gösteren Aşağı Saksonya Çocuk Esirgeme Kurumu Edathy’nin ödeyeceği parayı ise kabul etmedi. Çünkü böyle bir suçtan para cezası alarak kurtulması, çocuk istismarı suçlularını aklayıcı, kurbanları ise mağdur eden bir mesaj veriyor. Fakat merak etmeyin, parayı almak isteyen çok sayıda kurum var ve mahkeme uygun olanına bu parayı verecek.
Kirli iktidar ilişkileri ve çıkar hesapları gölgesinde süren Edathy davasında, birçok gerçeğin sümen altı edildiğini tahmin etmek güç değil. Zira olay sadece bir milletvekilinin özelde işlediği bir suçtan çok öteye geçti, bir iktidar olayı haline geldi. Dolayısıyla küçücük çocuklara yapılan istismarın boyutu gölgede kaldı.
Olayı kısaca hatırlatmakta fayda var; CDU/CSU ve SPD arasında devam eden uzun koalisyon görüşmelerinin ardından kısa bir süre sonra Edathy istifa etmiş, ertesi gün de ev ve bürosu aranmıştı. Fakat polis sadece hafif cezalar alabilecek çıplak çocuk fotoğraflarını bulmuştu. Çünkü Kanada polisinin ‘Spade’ kod adlı Çocuk Pornografisi soruşturma zincirine takılması bilgisini, dönemin İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich, SPD lideri Sigmar Gabriel’e iletmiş, o da Federal Meclis Grup Başkanı Thomas Oppermann ve SPD yöneticisi Frank-Walter Steinmeier ile paylaşmıştı. Oppermann ise durumu Federal Kriminal Dairesi Başkanlığına (BKA) onaylatmıştı. Hatta Edathy’nin 2 yıl kadar polisin takip listesinde olduğuna dair bilginin de gizlendiği ortaya çıkmıştı. Velhasıl Edathy soruşturma öncesinden bilgi edinmiş, hazırlıklarını da ona göre yapmıştı. Yanlış anlaşılmasın bunların hepsi 'aman koalisyona, aman SPD’ye zarar gelmesin' kaygısı (!) ile yapılmıştı, tabii bir de NSU davasına skandal karıştırmamak için.
Olayın ortaya çıkmasının ardından politik bir hamle yapan Merkel, o zaman Tarım Bakanı olan Hans-Peter Friedrich’in istifa etmesini istemiş, o da istifa etmişti. SPD’lilere ise baskı uygulanmıştı. Hatta kulislerde, koalisyonun kurulma aşamasında ortaya çıkan bu olayın SPD’ye karşı kullanılmış olabileceğine dair iddialar dolaşıyordu. Edathy ise kendisine haber veren kişinin SPD’den yeniden milletvekili olan Michael Hartmann olduğunu söylemişti. Hartmann suçlamaları hala reddediyor.
Edathy olayı hakkında adı geçenlerden daha fazla kişinin haberdar olduğu aşikar.
Şimdi hükümet yetkililerini bu kadar ilgilendiren bir olayın, elbette ki farklı sonuçlanması sürpriz olurdu. Kaldı ki Edathy dava sonuçlandıktan sonra, sosyal medyada yaptığı açıklamada, mahkemenin tam tersi bir ifade ile (mahkemede itiraf etti ve bu sayede yalnızca para cezası aldı denmişti), mahkemedeki ifadelerinin suç itirafı anlamına gelmediğini belirtti.
Şimdi bu gelişmelerin ardından SPD’de bir kriz yaşanıyor. SPD, Edathy’yi ihraç etmek istiyor, çünkü partinin imajına zarar verdiğini düşünüyor (ki bu ayan beyan ortada), fakat bunun koşulları oldukça çetrefilli. Bu nedenden dolayı, Edathy’nin kendi isteği ile partisinden istifa etmesi bekleniyor. Kaldı ki SPD yetkililerinin, Edathy’yi suçlayan ve partiden ayrılmasını isteyen söylemlerinin ardında, aslında çocuk istismarı suçunu kınamaktan ziyade, SPD’nin adını temize çekmek yatıyor.
Edathy’nin yaptıklarını bildiği halde saklayan ve de göz yumanların, şimdi keskin dışlayıcı söylemler kullanması ise net olarak söylemek gerekirse siyasetin iki yüzlülüğü.