Başladığı 1991 yılında 45 bin Kürdistanlıyı buluşturdu. Sonraki yıllarda bu sayıyı ikiye, üçe katladı. Kimi zaman stadlarda, kimi zaman hipodromlarda, kimi zaman açık alanlarda gerçekleştirildi. Çoğunlukla Almanya’da yapıldı, ama iki kereliğine komşu ülke Hollanda’ya taşınmak zorunda kaldı. Bazı zamanlarda katılımcılar tarafından daha çok beğenildi, bazı zamanlarda eleştiriler de ifade edildi. Ama nihayetinde Avrupa’daki Kürtlerin en eski, en uzun soluklu merkezi etkinliğidir.
Biz de PolitikART olarak, 20’nci yıldönümü de dikkate alarak bu sayımızın dosyasını Uluslararası Kürt Kültür Festivali’ne ayırdık. Hem tek tek şimdiye kadar yapılan 18 festivali hatırlamak ve hatırlatmak hem de nitel açıdan daha iyisinin yapılması için eleştirel bir bakış atmak istedik. Eleştirel değerlendirme görevini Halil Dalkılıç’a verdik, kendisi okurlarımız için katıldığı festivallerde edindiği gözlemlerini kaleme aldı. Şimdiye dek bütün festivallere katılmış ve çoğunun hazırlık çalışmalarında yer almış olan Mehmet Demir ise arkadaşımız Murat Alpavut’un sorularını yanıtlayarak anılarını paylaştı. Yine okurlarımız için 18 festivalin kronolojisini çıkardık. Derya Tahir ise, genel olarak festival kültürünün kısa tarihçesini yazdı.
Dosyamızı bu şekilde kısaca tanıtırken, PolitikART’ın olmazsa olmazlarına dönelim: Bu sayının hikaye sayfasında, kalabalıkların buluştuğu meydanlardan yükselen ve son yıllarda marşa dönüşen ‘Çerxa Şoreşê’nin öyküsünü bulacaksınız. Çerxa Şoreşê’nin nasıl bir dönemde, hangi koşullar altında oluştuğunu bizzat ‘sahibi’ sanatçı Xelîl Xemgîn yazdı. Pek bilinmeyen bu hikayeyi ilk defa okuyacaksınız.
Portre sayfamızda ise ne yazık ki yeterince bilinmeyen Kürt Kadınları Teali Cemiyeti’nin başkanı Emine Hanım’ın yaşam öyküsünü bulacaksınız. Emine Xanım şahsında, 20’nci yüzyılın ilk çeyreğinde kendi kimlikleriyle siyasi ve toplumsal mücadele yürüten Kürt kadınlarına dair önemli bilgiler içeren portreyi yazar ve araştırmacı Rohat Alakom kaleme aldı.
Bu sayımızda yer verdiğimiz şiir, öykü ve denemeleri de ilgiyle, beğeniyle okumanızı dilerken, bir yazıya buradan da vurgu yapmak istiyoruz. ‘İçeriden’ adını taşıyan ve siyasi tutsakların yazım çalışmalarını içeren sayfada Nesimi Kalkan’ın ‘Yazmak paylaşmaktır’ başlıklı denemesine yer verdik. Nesimi Kalkan, doğrudan imkanı olmadığından bu denemesini birkaç yazı ile birlikte ailesi aracılığıyla PolitikART’a göndermişti. A5 büyüklüğündeki zarf elimize ulaştığında kendimizi gerçekten kötü hissetmiştik çünkü maddi durumları kötü olduğunu bildiğimiz aile, Nesimi Kalkan’ın çalışmalarını bir an önce ulaştırmak için zarfı acele posta servisine vermişti ve bunun için 45 Lira ücret ödemişti. Geçen günlerde basına yansıyan bir haberden, çölyak hastası olduğundan özel beslenmesi gereken 18 yıllık tutsal Nesimi Kalkan’ın Amed’den Erzurum Cezaevi’ne sürgün edildiğini ve buradaki cezaevi yönetiminin kendisine ilaçlarını vermediğini öğrendik. Eşi ve kızı Bêrîtan da, aldıkları özel besinleri Erzurum’un uzak olmasından kaynaklı maddi sıkıntılar nedeniyle ulaştırma sıkıntısını çekiyor. Son telefon görüşmesinde kızına artık dayanma gücünün kalmadığını söyleyen Nesimi Kalkan ve diğer hasta tutsaklara duyarsız kalmayalım...