Tarih 25 Kasım 1960’dı. Üç kızkardeş tecavüz edilip öldürüldüler. “Araba kazasında” öldükleri duyuruldu. Mirabal kardeşlerin öldürülmesinden bir yıl sonra Trujillo karşıtı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı. Mirabal kızkardeşlerin anısı ve şiddete karşı verdikleri mücadele, dünyada kadın hakları savunucuları için bir sembol haline geldi. 1999 yılında Birleşmiş Milletler, 25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü” olarak benimsenmesini karar altına aldı. 1999 yılından beri her yıl 25 Kasım vesilesiyle dünyanın hemen hemen her yerinde kadınlar çeşitli etkinliklerle cinsiyetçi ideolojilerden kaynağını alan sistematik şiddete karşı seslerini yükseltiyor, yapısal şiddetin aşılması için mücadele ediyor.
Hatırlanacağı üzere Kürt kadın hareketi, bu yılın 8 Mart’ında ‘Kadın Kırımına Hayır!’ isimli bir kampanya başlattı. Hala devam eden bu kampanya kapsamında 25 Kasım’dan günler öncesinde eylem ve etkinliklerini başlattı. ‘Kadın Kırımına Hayır!’, Kürt kadın hareketinin başlattığı dördüncü kampanya. 8 Mart 2008’de ‘Jin Jiyan e, Jiyanê Nekuje!’, 8 Mart 2009’da ‘Kimsenin Namusu Değiliz, Namusumuz Özgürlüğümüzdür’, geçen yılın 8 Mart’ında ise ‘Özgürlük Mücadelemizi Yükseltelim, Tecavüz Kültürünü Aşalım’ kampanyası başlatılmıştı. Sırf bu kampanyaların taşıdığı başlıklardan yola çıkıldığında bile, Kürt kadın hareketinin şiddeti ele alma, çözümleme ve aşma mücadelesinde çok ciddi bir ilerleme kaydettiği görülecektir. Zira şiddet denildiğinde akla önce fiziki şiddet gelse de, dünyanın farklı kadın hareketleri özellikle 1970’li yıllarla birlikte şiddetin türleri konusunda oldukça derin analizler geliştirip, sonuçlarını hemcinslerine mal etmişlerdir. Kürt kadın hareketi de kendi katkısını sunup, özellikle 2000’lerden sonra daha çok şiddetin, ‘şiddet kültürü’nün nedenlerine odaklanmıştır. Ki şiddetle mücadele, neden-sonuç ilişkisi güçlü kurulduğu oranda sonuç verebilir. Mevcut durumda yürütülen ‘Kadın Kırımına Hayır!’ kampanyası, bu açıdan Kürt kadınlarının ulaştığı gelişim düzeyine ilişkin önemli bir referans. Şiddetin yaşamın her alanında - siyasal, toplumsal, ekonomik, kültürel, psikolojik - kırım düzeyinde, tarihin en eski ve uzun süreli, yani 5 bin yıllık savaşı olarak yürütüldüğü tespitinden yola çıkan Kürt kadınları açısından mücadelenin de genişlemesi anlamına geliyor.
PolitikART’ın bu sayısının dosyasını 25 Kasım nedeniyle kadına yönelik şiddet konusuna ayırdık. Fazlasıyla çok katmanlı olan şiddet olgusu, bütün boyutlarıyla ele alınmalı. Bir dosyaya bütün boyutlarını sığdırmak mümkün değil belki. Zira toplumun temel çelişkisinin yansıması olarak da değerlendirilebilen kadına yönelik şiddeti ilk kez dosya biçiminde ele almadığımız gibi, bundan sonra da PolitikART olarak farklı boyutlarını sayfalarımıza taşıyıp, irdeleyeceğiz. Bu sayımızda özellikle Hezil Ronahi’nin ‘namus’ olgusunun öldürücü rolünü değerlendirdiği yazısına dikkat çekmek istiyoruz. Yine Gazi Üniversitesi’ndeki Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Birimi’nden Salime Tarihçi’nin Kınalı Yapıncak ile Fatmagül’ün Suçu Ne filmlerinden yola çıkarak ‘tecavüzcüsü ile evlilik’ konusunu ele aldığı makalesi de okunmalı. Ayrıca dosyamız kapsamında dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan kadınların karşı karşıya olduğu sorunlar, kadına yönelik şiddetin oralarda öne çıkan biçimleri ve verilen mücadeleye bir bakış atmak istedik. Güneş Ünsal ve Fatma Koçak tarafından hazırlanan incelemede Şili, Güney Afrika, Hindistan, Filipinler ve Meksika’daki durumlara yer verildi.
10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde çıkacak 79. sayımıza dek, hoşçakalın...