Tüm bu nedenlerden ve gazetemizin 6. kuruluş yıldönümü vesilesiyle PolitikART’ın bu sayısında özgür basın geleneğini dosyaya taşımaya karar verdik. Bu çerçevede gazeteci Ferda Çetin, özgür basını tarif ederken, arkadaşımız Ali Ongan, 114 yıllık Kürt basın tarihini yazdı. Tuncel Fikret de, özgür basının karşı ucunu oluşturan Türk ana akım medyasının yeni dönemdeki misyonunu okurlarımız için kaleme aldı. Necmettin Salaz ise, özgür basın şehitlerinden Orhan Karaağar’ı yazdı. Bu sayımızı da beğeni ile okumanızı dilerken, cezaevindeki bir okurumuzdan bize ulaşan bir mektubu sizlerle paylaşmak istedik. 4 Şubat’ta çıkacak 83. sayımıza dek, esen kalın...
* * *
PolitikART dergisinin sevgili çalışanları,
Evela sıcak sevgiler dolu merhaba! Bana yolladığınız 4 adet PolitikART dergisi ulaştı. Öncelikle duyarlılığınızdan dolayı içten teşekkürlerimi iletiyorum.
Zindanın daraltılmış dünyasında yaşarken, büyük oranda okuduğumuz gazeteler, izleyip dinlediğimiz TV ve radyolar benzer ya da yakın içerikli yayınlardır. Haber bölümleri dışında günlük olarak okunan değerlendirme ve yorumlar tekrar olmaktadır.
Yolladığınız PolitikART dergisi, dünya ve yaşam görüşleri itibariyle bana ve bize uzak olmazsa da, farklı bir toplumsal ve siyasal zeminde yaşamanın özgünlüğünü taşıdığı için, özgün bir pencereden bakmamıza katkısı olduğunu belirtmek isterim. Yazarlarının öenmli bir kısmı doğup büyüdüğü topraklardan uzak ama o topraklarda özgürce yaşamanın derin özlemini yüreğinde taşıdığı için, bu olgu ve hissiyat yazılara da yansımıştır.
Genel bir doğru olarak, zindanda yaşayanla pênaber yaşayanın özlemleri, duygu ve hissiyatı birbirine yakın olur. PolitikART dergisindeki kimi yazıları okuduğumda derin bir özlem, en dikkat çekici tarafıydı. Bu nedenle derginizin içeriğini ve işlediği temaları güzel buldum. Hem edebiyat, hem sanat, hem düşün alanını kapsayan yelpazedeki yazımlar, zengin bir nitelik de kazandırıyor. Temennim, daha zengin ve nitelikli içerikle yayın hayatına devam etmesidir.
Değerli dost ve sevgili arkadaşlar,
Dünya bazen acılar yumağı ve zehir gibi olsa da, yüreğini tutsak etmeyen, acılara yenilmeyen, acılardan umut üreterek özgürlüğe yol alan insanlarız. Mezarlığın karanlığında betonu parçalayarak yaşama dönüştüren geleneğin ardıllarıyız.
Özgür yaşam kavgası bütün yoğunluğuyla sürüyor. Yağmur misali günlük olarak yağan acı verici tablolar yürekleri incitse de, özgür yarınların kazanılmasına dair umut ve inançlar dünden daha güçlüdür.
Ben bu umut ve inançla, özgürlük sevdasını büyük umut ve iman gücüyle sürdüren bütün herkesin yeni yılını içtenlikle kutluyorum. Hepinize sevgi dolu selamlarımı gönderiyorum.
Ö. Hayri Konar / Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi