Bugün de komünalist hareketlere büyük bir ilham kaynağı olan Paris Komünü ne yazık ki uzun ömürlü olamadı, devlet alabildiğine şiddetle saldırdı, kan döktü. Komünün 72. ve son gününe gelindiğinde 25 bin insan katledilmişti, 13 bin 700’ü - çoğunlukla müebbet - hapse mahkum edildi.
1923 yılında, Komünist Enternasyonal’in kurduğu Uluslararası Kızıl Yardım (RHI), 18 Mart’ı Uluslararası Siyasi Tutsaklarla Dayanışma Günü ilan etti.
Neredeyse 90 yıl geçti. Ama siyasi tutsaklar için mücadele gerekçeleri hiç azalmadı. Bunun en somut örneğini Türkiye’de görmek mümkün. Zira Türkiye’de cezaevlerinden söz edildiğinde nedense akıllara hemen darbe dönemi gelir. Oysa bugünkü cezaevi gerçeği 12 Eylül’ü hiç de aratmıyor.
12 Eylül’de Türkiye devleti sınırları içinde hükümlü sayısı 79 bin iken, Mart 2010’da bu sayı 119 bine çıktı. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında ise tutuklu ve hükümlülerin sayısı 59 bin 187 iken, Aralık 2011 itibariyle bu rakam 127 bin 831’e yükseldi. Yine hükümlü sayısı 2002’ye kadar tutuklularınkinden yüksek iken, mevcut durumda tutuklular hükümlülerden sayıca fazla.
14 Nisan 2009’da startı verilen ‘KCK operasyonları’ kapsamında siyasi tutukluların sayısı giderek artıyor. Bugün T.C. cezaevlerinde 10 binin üzerine siyasi tutsak var. Bunların yaklaşık 8 bini tutuklulardan oluşurken, 2 binden fazlası hükümlü. Ayrıca 2005’te 17 olan siyasi hükümlü çocuk sayısı 2010’da yüzde bin artarak bin 23’e yükseldi.
Kendi başına siyasi tutsakların varlığı çok büyük bir hak ve özgürlük ihlali. Bunun yanı sıra Türk cezaevleri hukuksuzluk, hak ihlali, psikolojik ve fiziki işkence, tecrit merkezleri olmuş durumda. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Temmuz 2011’den bu yana tamamen tecrit edildiği, dış dünya ile bütün bağlarının koparıldığı İmralı Sistemi bunun en somut örneği iken, en son Pozantı Cezaevi’nde açığa çıkan insanlık suçunu kelimelerle ifade etmek imkansız. Yüzlerce hasta tutsak ise ölüme mahkum ediliyor. En son Mehmet Aras’ın cansız bedeni cezaevi kapısından dışarı çıkarken, 300’e yakın tutsağın sağlık durumunun ciddi olduğu belirtiliyor.
PolitikART olarak 18 Mart Dünya Siyasi Tutsaklar Günü vesilesiyle bir özel sayı çıkarmak istedik. Bu sayımızda bulacağınız bütün yazı ve şiirler, şu an cezaevinde bulunan siyasi tutsaklar tarafından kaleme alındı. Büyük bir kısmı ise ‘KCK’ adı altında sürdürülen siyasi kırım operasyonlarından çok önce tutuklanıp, uzun yıllardan beri cezaevinde. Zira 1990’lı yılların başında tutuklanıp hala ‘içeride’ olan hükümlülerin sayısı hiç de düşük değil.
Çok kısa bir sürede hazırlıklarını yürüttüğümüz bu özel sayıda, Özgür Gündem gazetesinden Hüseyin Aykol’un katkısı çok büyük. Onun yardımıyla bize yazı ve şiirlerini ulaştıran bütün özgürlük tutsaklarına çok teşekkür ediyoruz. Beklediğimizin çok üstünde yazı gelince, hepsini bu sayıya sığdırmamız mümkün olmadı. Ancak PolitikART için gönderilip, bu sayıda yayınlanamayan bütün çalışmalar, önümüzdeki sayılarda okurlarla buluşacak.
Bir mücadele günü olan 18 Mart vesilesiyle, dünyanın dört bir yanındaki siyasi tutsakların özgürlüğe kavuşmasını, aramızdaki kalın duvarların parçalanmasını diler, bütün Kürt ve devrimci tutsakları özlemle, umutla selamlarız.
editörden