Çiçek’in ve dolayısıyla AKP hükümetinin yanıtına göre “Alevilik ayrı bir din olmayıp, İslam içi bir oluşum”.
Çiçek’ten sonra Yargıtay da birkaç gün önce, tüzüğündeki “cemevlerini ibadet yeri olarak” nitelendiren ifadeler nedeniyle Ankara’da bulunan Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında açılan kapatma davasını reddeden yerel mahkeme kararını bozdu. Daire, “cami ve mescit dışında bir yerin ibadethane kabul edilemeyeceği” hükmüne vardı. Dolayısıyla son Yargıtay kararına göre Alevilerin cemevi yapmak için dernek kurması mümkün olmadığı gibi, bu kararla birlikte teorik olarak cemevlerine el koyma yolu açılmış oldu. Daha kısa bir süre önce “açılım”lardan söz eden AKP hükümeti-devletinin Alevi politikası budur işte.
Yani Kürt sorunu konusunda bir yanda “açılım”larla beklenti yaratıp, imha-inkar politikasını üst aşamalara taşıyan AKP, aynı yaklaşımı Aleviler için de sergiliyor. On yıllardan beri resmi politika olan Alevi inkarı ve asimilasyonu, bu şekilde sürdürülmekle kalınmıyor, daha tehlikeli bir boyuta götürülüyor.
PolitikART’ın bu sayısında yer alan Alevilik dosyası, Türk devletinin bu yaklaşım ve politikalarına bir yanıt olarak hazırlanmadı. Zira devletin yaklaşımlarından bağımsız bir çizgi ve mücadele geliştirememek, Aleviler açısından bir handikap. Devleti varlığından ve özgünlüğünden “ikna” etmeye çalışmak, Aleviler için bir ihtiyaç değil. Öncelikle kendini muhatap alması gerekir.
Ki on yıllardan beri örgütlü bir şekilde yürütülen asimilasyon, inkar ve imha politikaları Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki Aleviler üzerinde ciddi etkiler de bıraktı. Bu nedenle kendi özüyle buluşma ihtiyacı da ortada duruyor. Diğer açıdan İslam, Alevi ve Êzîdî inançlarına sahip Kürtler açısından da karşılıklı olarak birbirini daha iyi tanıma, önyargıları kırma ihtiyacı var. Dosyamız biraz da bu amacı taşıyor.
Gelelim dosyamızda yer alan yazılara. Halil Dalkılıç, inançlarda kalıpların yersiz olduğu vurgusunu yaptığı değerlendirmesinde, Alevilik açısından ne aşırı bir “farklıyız” yaklaşımının ne de farklılıkları tümüyle süren yaklaşımın doğru olduğunu ifade ediyor. Ergin Doğru, kentleşen Aleviliğin sorunlarını irdeliyor ve kırdan kente göçün Aleviler için beraberinde getirdiği sıkıntılara dikkat çekiyor. Doğru, kentleşen Aleviliğin sorunlarının nasıl aşılabileceği sorusuna da yanıt vermeye çalışıyor.
Besê Hozat, yazısında Alevi toplumundaki kadının yerini mercek altına alıyor ve Alevilerde kültürün ve ahlakın temelini kadının oluşturduğu sonucuna varıyor. Haşim Kutlu da, Alevi ritüellerinden olan cemi anlatıyor. Cemi “meydan” bağlamında anlatan Kutlu, yazısında günümüzdeki yabancılaşmaya dair değerlendirmelerde de bulunuyor. Alevi kurumları açısından örgütlülük ve asimilasyon konusunu ise Arif Dirik değerlendirdi. Avrupa’da Kürdistan Aleviler Birliği’nin kurulmasıyla birlikte Alevilere dönük asimilasyon politikalarının tartışılır hale geldiğini belirten Dirik, Alevi kurumların asimilasyon politikalarına katkılarını eleştiriyor. Son olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül ise, AKP’nin Alevi politikasını ele alıyor. AKP’nin hangi noktalarda devletin geleneksel Alevi yaklaşımını sürdürdüğü, hangi noktalarda ise farklı bir pozisyon geliştirdiği konularına odaklanan Bülbül, AKP’den Alevilerin yaşadığı sorunlara demokratik bağlamda çözüm beklemenin yersiz olduğunu belirtiyor.
Hem dosyamızı hem de bu sayıda yer alan diğer yazıları beğeni ve ilgi ile okumanızı dilerken, 11 Ağustos’ta çıkacak 96. PolitikART’a dek hoşça kalın diyoruz. .
editörden