Bundan yaklaşık 4 yıl önce PolitikART’ın yayın hayatı başladığında da bu serüvenin ne kadar süreceğini, nereye götüreceğini kimse bilemezdi. Ama kesin olan bir şey vardı: Büyük bir coşku ve heyecanla, hep en güzelini, daha iyisini yapma kararlılığıyla hem kendi beklentilerimizi hem de okurlarımızın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacaktık.
Aradan geçen süre içinde tam 100 sayı çıktı. 100 ayrı dosya, 100 portre, 100 hikaye ile karşınıza çıktık. Kimi sayıyı çok beğendik, kimi zaman sonuç içimize tam sinmedi ama hep daha iyisini yapmak için emek ve çaba sarf ettik. Bu süre içinde, önemli bir yere ulaştığımızı da düşünüyoruz. Bundan böyle de PolitikART’a emek verenler olarak, var olan ile yetinmeyip hep daha iyisini, daha güzelini yapmaya çalışacağız.
Okurlarımıza bu sözü verirken, geçen dört yıllık süre içinde bize destek olan, PolitikART’a katkı sunan herkese teşekkür ederiz. Bundan sonra da desteğinizi, eleştiri ve görüşlerinizi esirgememenizi umuyor, gelecek 100 sayıda yine bu yolu birlikte yürümeyi diliyoruz.
* * *
20 sayfalık özel sayımız, özel bir içerikle de karşınızda. 100. sayı vesilesiyle bir panorama oluşturmaya çalıştık, bunun için en çok akıllarda kalan sayılara bir kez daha göz attık. Ayrıca hem okur hem de yazarlarımıza PolitikART konusundaki düşüncelerini sorduk, onlar da anlattı.
Bu sayıda yer alan diğer dosyamız ise, güncel bir konu ile ilgili. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik Uluslararası Komplo’nun başlangıç tarihi olarak nitelendirilen 9 Ekim 1998’den bu yana tam 14 yıl geçti. Öcalan, bu komplonun sadece kendisine veya Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı düzenlenmediğini, bütün Ortadoğu’yu hedef aldığını hep vurguladı. Ve aradan geçen bu 14 yıl içinde Ortadoğu, çok ciddi müdahaleler ve değişimlere sahne oldu.
9 Ekim’in yıldönümü nedeniyle bu konuyu irdelemek istedik. 9 Ekim komplosunu Ortadoğu’ya ilişkin güncel dinamikler bağlamında ele aldığımız dosya kapsamında Av. Mahmut Şakar’ın makalesini ve Ortadoğu uzmanı Haluk Gerger ile söyleşimizi bulacaksınız.
Komplonun start aldığı 1998 yılında Almanya’daki Kürtleri sarsan bir olay da, Eser Altınok’un ölümüydü. Bingöllü bir genç olarak Berlin’de yetişen Eser Altınok, Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katıldıktan sonra, öncesinde işlediği bir takım kriminal suçlardan ötürü Alman polisince şantaj yapılarak tutuklandı. Tutuklandığında henüz 21 yaşındaydı. İtirafçılığa zorlandı. Mücadeleyle ve arkadaşlarıyla ilgili polise bilgi verdi. Verdiği ifadelerden sonra rahat bırakılacağını sandı ama yanıldı. Polis onu bu kez PKK davalarında esas tanıklık yapmaya zorladı.
Eser Altınok, kendi yoldaşlarına, halkına ve mücadelesine karşı ettiği ihaneti kaldıramadı. Arınmak için, en zor yolu seçti ve Ocak 1998’de Almanya’da bedenini ateşe verdi. Bu şekilde ihanete karşı bir duruş geliştirmek istediği, annesine hitaben bıraktığı mektuptan anlaşılıyor.
Eser’in kendini yakmasından yaklaşık 15 yıl sonra ise, annesi Remziye oğlunun mektubunu yanıtladı. Remziye Altınok’un mektubunu ilk kez PolitikART’ta okuyacaksınız.
100. PolitikART’taki diğer portre, söyleşi ve makaleleri de ilgi ve beğeni ile okumanızı dilerken, 20 Ekim’e dek hoşça kalın diyoruz...
editörden