"...Elbet bir bildiği var bu çocukların
kolay değil öyle genç ölmek
yeşil bir yaprak gibi yüreği
koparıp ateşe atmak
pek öyle kolay değil
hem öyle bir ağaç ki
şu yaşamak denilen şey
her bahar yeniden
yeniden tomurcuklanır da
yalnız bir bahar çiçeklenir..."

Hasan Hüseyin Korkmazgil

1980 yılında Amed zindanında gerçekleşen direnişin bir benzeri bugünlerde yaşanıyor. Zindandaki tutsaklar dün yok edilmeye karşı ve inkarı kırmak için bedenlerini ortaya koyarken, bugün de özgürlük için bedenlerini ortaya koymuş durumdalar.
Egemen sistemler, tarihin her döneminde esaret, zindan, cezaevini, toplumsal muhalefeti, karşı çıkışları etkisizleştirmek için kullanmışlardır. Zulmün olduğu her yerde karşı çıkış da olmuştur. Özgürlükleri için on yıllardır mücadele veren Kürtler, sömürgecilik zincirini kırmak için bedenlerini ortaya koymakta tereddüt etmiyor. Bu mücadele sürece ve mekana bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Dağda, ovada, köyde, kente, zindanda... Bugün Türk zindanlarında PKK ve PAJK'lı tutsakların sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi de Kürtlerin özgürlüğü için önemli bir halkadır. Biz de bu halkanın önemine atfen PolitikART'ın bu sayısını "Sivil itaatsizlik olarak açlık grevleri"ne ayırdık. İlk olarak Serdar Eroğlu, milattan önceye dayanan açlık grevlerinin tarihini yazdı.
"Zindan direnişi, Özgürlük Hareketi'nin en anlamlı ve en zorlu tarihidir" diyen Fuat Kav, 1982'den günümüze zindan tarihini kaleme alarak, "Şimdi direnme zamanıdır" diyor. 2000 yılında 223 gün açlık grevi ve ölüm orucunda kalan Kamil Yıldız, "Bütünsel varoluş ölümüne savunulur" yazısını kaleme aldı.
5 Ekim'den beri Elbistan E Tipi Cezaevi'nde süresiz açlık grevinde bulunan Aysel Doğan, "Bu bir zulümdür, günahtır, ayıptır!" diyor. Siit E Tipi Cezaevi'nden gazetemize ulaşan Dilşah Kocakaya mektubunda, "Siirt E Tipi Cezaevi'nden tüm dünyaya" sesleniyor.
Tutuklu Hükümlü Aileler Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) Başkanı Zübeyde Teker ise eylemcilerin taleplerini, "Özgürlüğe giden yolda 3. Zindan Direnişi" başlığıyla kaleme aldı.
PolitikART'ta severek okuyacağınız başka yazılar da var. İbret olsun diye giyotine giden kadın: Olympe de Gouges'in portresini Selma Akkaya yazdı.
Hikaye sayfasında, Elif Sonzamancı, babasız büyüyen çocukların ülkesi ve ülkesizliği için bir filmin hikayesini yazdı.
102. sayımızda ayrıca Bahar Gültekin'in "Bir Kürt kraliyet ailesi: Deylemiler" yazısı ile Özgür Amed'in "Gergedan Mevsimi'nden 'Oldboy' çıkar mı?" film değerlendirmesi, Hakan Tunç'un "Çocukluk coğrafyası: Böyle yaşamak olur mu?" denemesi ve Meral Çiçek'in "Yası tutulmayanların hayatı" başlıklı yazısını okuyabilirsiniz. Yeni bir sayıda buluşana dek hoşça kalın...