“Bu dünyada hayatta kalabilmek için

beyaz adamın dilini öğrenmeliyiz, ama sonsuza kadar yaşamak için kendi
dilimizi bilmemiz gerek” der bir Kızılderili.



Anadil günü, Bengal’de 21 Şubat 1952 tarihinde anadilini savunan öğrencilerin öldürülmesi üzerine gerçekleşen olaya dayanıyor. 47 yıl sonra UNESCO’nun 1999 yılında bugünü Dünya Anadiller Günü olarak ilan etmesiyle de kutlanmaya başlanmıştır. Yine UNESCO bugün vesilesi ile her yıl kaybolan ve kaybolmaya yüz tutan dillere dikkat çekiyor.
Kürtler de anadillerini özgürleştirmek için yıllardır yoğun bir mücadele içerisinde. Sömürgeci güçlerin yasaklarından dolayı asimilasyona uğrayan Kürtçe, artık hayatın her alanını sarmalamaya başladı. Yüzlerce kitap, onlarca televizyon, radyo ve gazete ile. Ancak Kürtçenin Kirmanckî (Zazakî) lehçesi için henüz tehlike giderilmiş değil. Kürtçenin bütün lehçelerinin yaşaması için Kızılderililerin de belirttiği gibi “sonsuza kadar yaşamak için kendi dilimizi bilmemiz gerek.”
Biz de PolitikART’ın bu sayısındaki ana dosyayı Anadiller Günü’ne ayırdık. “Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan dillerin neredeyse tamamı yerli halklar ve azınlık dilleri” olduğunu yazan Serdar Eroğlu, “Dünyada tehdit altında olan diller” başlığıyla özellikle Kernowek dilinin varoluşuna dikkat çekti. TZPKurdî Başkanı Mehmet Şahin ise “Her Kürt, diline, kültürüne ve tarihine sahip çıkarak Türk devletinin asimilasyon politikasını kendi şahsında boşa çıkarabilir” diyor, “Kürt dilinin yaşam mücadelesi” makalesinde. Roşan Lezgî de, “Kürtlük ve Kürtçenin tanım sorunu”nu eleştirel bir analizle ele aldı. Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutsak olan Dr. Ayhan Kavak, “Dil ve ekoloji bağıntısı”nı irdelerken, Erdinç Baysal ise neden kimse “Baba dilin nedir?” sormuyor, diye sorguluyor.
Yine PolitikART’ın bu sayısında Deniz Bilgin’in “Po nehri kıyısında”ki denemesini, Dağın Dili bölümünde ise Diren Ronahi’nin “Dağlar her zaman yoldaştır” yazısını okuyabilirsiniz. Ercan Alp, Antep H Tipi Cezaevi’nden “Şehrin en ücra köşesi” olan cezaevi ve hücrenin soğuk yüzünü hatırlatıyor. Kitap bölümünde ise M.Şehmus Güzel, “Yazmak yaratmaktır Osman Şahin’de” diyor.
PolitikART’ın 110. sayısının Portre bölümünde Şiyar Koçgiri İmam Gazali ve düşüncelerini anlatırken, hikaye bölümünde ise Rojava’nın Gerkê Legê kentini Seyit Evran’ın “Leylekler yeniden gelecek” başlıklı yazısında okuyabilirsiniz.
111’inci sayıda buluşmak üzere hoşça kalın...