Kürt halkının on yıllardır her alanda verdiği mücadele Türkiyeli halklara da yeni mücadele alanları açtı. "Demokratik Türkiye, Özgür Kürdistan" mücadelesinin dinamikleri bir bütün olarak, beraber hareket etmenin yolunu birlikte test ettiler.
Uluslararası sermaye ve Türkiye'deki egemen güçlerin kar hırsı, doğayı tahrip etmeye devam ediyor. Barajlar, HES'ler, AVM'ler, kentsel dönüşüm adı altında yapılan kapitalist yatırımlar, halkların yaşam alanlarını hergün daha fazla daraltmaktadır. AKP'nin 'ben muktedirim', 'istediğimi yaparım' anlayışı, hukuksuz bir biçimde Taksim'e kışla yapma ve ağaçları kesme noktasına getirmiştir. Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların kesilmesine "dur" diyen, insanlar yeni bir perde açtı. Gezi direnişi ile başlayan süreç Türkiye'de korku ve yalan imparatorluğunun aşılması anlamında bir kırılma noktası olmuştur. AKP devletinin toplumu baskı altına alma hamlesi, "Her yer Taksim, her yer direniş" duvarına çarpmıştır.
Bizler de halkların, inançların mücadelesinde önemli bir adım olan Gezi Parkı direnişini, PolitikART'ın bu sayısının dosya konusu yaptık. Gezi Parkı direnişinde yer alan insanların görüşlerine başvurduk. Gezi Parkı'nda birçok aktivistin görüşünü PolitikART için alan Önder Elaldi, "Direnişin ruhu kolektif yaşam" vurgusu yaptı. Anti Kapitalist Müslümanlardan İhsan Eliaçık, "Gezi Parkı'nın bir ruhu olduğunu düşünüyorum. Bu ruh iki kelime ile ifade edilebilir. Özgürlük ve saygı" diyor. Sosyalist Feminist Kolektif'ten Hasbiye Günaçtı, "Eylem içinde eylem yaptık" vurgusu yapıyor. Sanatçı Menderes Samancılar ise "Direnişin yanında olmanın insani görev" olduğunu söylüyor.
Gezi Parkı direnişinin ilk neferi olan Sırrı Süreyya Önder ise "Kenti keşfetmek kadar yeni kuşaklar için yeni bir siyaseti bizden bağımsız bir şekilde keşfetme deneyimi de olan bu işgal hareketi" olarak ifadelendirdiği "Occupy Gezi: Kentin ruhu ülkeyi ayaklandırırken" yazısını kaleme aldı.
"Gezi Parkı Direnişi ve Türklük" başlıklı yazısında Nazan Üstündağ, "Direnenler için barış, tam tersine tüm alanları sivil bir militanlıkla baştan başa eyleyiş alanlarına çevirmektir. Gezi direnişi işte barış sürecinin mümkün kıldığı böyle bir andı" vurgusu yapıyor.
"Türkiye'yi sarsan 20 günü" yazan şair Sezai Sarıoğlu, "Korku eşiğinin aşılıp korkusuzluğa, umutsuzluk eşiğinin aşılıp umuda dönüşmesi, ölü harflerin canlanıp şiiri aşan şiir olması, kara/klasik (m)izahı aşan yeni bir mizah icat etmesi, devrim algımıza ve devrim imgemize müdahale ettiğini başta kendimize itiraf etmek şart" diyor.
PolitikART'ın bu sayısında dosya konusunun yanı sıra yine birçok yazıya yer verdik. Soydan Akay, "Zend halkı-Hegel'in tarih felsefesinde Kürtler" yazısı ile tarihe bir yolculuk yapıyor. Yusuf Değirmenci, "Çıplak şair, şiirle örtünüyor" ve Özgür Pazarcık ise "Gölgede Aşk-ı Sohbet" denemelerini kaleme aldı.
Bir süredir Rojava'dan bildiren Seyit Evran, PolitikART'ın bu sayısı için "Efrîn'de direnenlerin hikayesi"ni yazdı. Tîrêj Çiya ise "Yeşil film'lere mecbur değiliz" diyor.
Portre bölümünde ise "Şırnak Cumhuriyeti"nin yazarı Dr. Şıh Mehmet Tanrıbuyurdu (Dr. Mahir Aydın)'ın yaşamını Dr. Ayhan Kavak kaleme aldı. Paris Komünü'nün hikayesini ise "142 yıl önce Paris" başlığıyla Selma Akkaya'nın kaleminden okuyacaksınız.
119. sayıda buluşmak dileğiyle...