Bütün zorlukları ve engellere rağmen önemli adımlar atıldı. Egemen zihniyetin sınırları zorlandıkça, yönetme anlayışı büyük oranda geliştirilerek, halkın kararlara katılımı teşvik edildi, büyük ölçüde de sağlandı. Ekolojiye, kadına ve topluma duyarlı ve katılımcılığı geliştirmeye dönük önemli girişimler oldu. Yerel yönetimlerin bir iktidar alanı değil, halkın kendini yönetebileceği alanlar olduğunun bilinci yaratıldı. Kadın lehine önemli projeler geliştirildi. Bu, Kürt kadınlarda büyük bir coşku ve güven yarattı. Birkaç kadın adayla başlanılan yerel yönetim çalışmaları bugün yüzlerce kadınla temsilini buluyor. Kadınların içinde bulunduğu sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel koşullar göz önüne alındığında, bir devrim niteliğinde tanımlanıyor.
Belediyelerdeki kadın temsiliyeti, yönetim tarzı ve anlayışına da önemli bir düzey kazandırdı. Yönetimlerdeki eril ve cinsiyetçi dil ve üslup önemli oranda değişti. 'Kadın yapabilir mi' anlayışı, yerini ‘kadın daha iyi yapar’a bıraktı. Bu değişim, kadınların belediyecilik alanındaki başarısını göstermeye yetiyor.
Yerel yönetimler alanında kadının yaşadığı bu önemli değişimlere ve başarılara rağmen, henüz bir kadın modelinin oturtulduğundan da söz edilemiyor. Bu nedenle 30 Mart ile birlikte Amed ve Hakkari’den başlayarak tüm kadın belediyeleri, Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Yerel Yönetim modelinin yaşamsallaşmasını temel öncelik olarak gündemlerine almış bulunuyor. 30 Mart yerel seçimleriyle birlikte eşbaşkanlık sistemiyle yollarına devam edecek olan kadınlar, siyasetin demokratikleşmesinde ve halk belediyeciliğinin geliştirilmesinde garantör rolü oynayacaklar.
Bu nedenle PolitikArt’ın 30 Mart yerel seçimleri arifesindeki sayısını, 15 yıllık deneyimi bulunan kadın belediyeciliğine ayırdık. Kürdistan’da kadın belediyeciliğini ilk deneyimleyen isimlerden Yurdusev Özsökmenler, kadın belediyeciliğini tarihsel gelişimi içerisinde ele alırken, Binevş Edessa ‘Belediyecilik Dişil Bir Eylemdir’ adlı yazısıyla belediyecilikte kadın anlayışını ortaya koydu.
BDP'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi Kibriye Evren de, Kürt Kadın Özgürlük Mücadelesi’nin otuz beş yıllık tarihinde izlediği örgütlenme evrelerini kısaca özetleyerek, kadın mücadelesinin bugüne değin en büyük kazanımı olan eşbaşkanlık sistemini irdeledi.
“Belediyecilikte 'Raye haq'ı miras belledik” diyen Dêrsim Belediye Başkanı Edibe Şahin ve Doğubayazıt Belediye Başkanı Canan Korkmaz, kendi belediyecilik deneyimlerini aktardı.
136. sayımız, aynı zamanda Halepçe Katliamı’nın 26. yıldönümüne tekabül ediyor. Bu nedenle insanlık tarihinde kara bir leke olarak duran, Kürt’ün yüreğinde hiç kapanmayacak bir yara olan bu drama da yer verdik. Katliam tanıklarının anlatımlarına yer veren Salih Fırat’ın ‘Kıyamet Günü Halepçe’ adlı yazısı ile Meral Çiçek’in ‘Bir Pikabın Hikayesi’ adlı anlatısı, bizi hafızamızın en kırılgan yerine; 26 yıl önceki Halepçe’ye götürecek.
Bu sayımızda Tarihçi Mehmet Bayrak'ın 'Kürt Şiirinde Newroz' ve Çınar Koçgîrî'nin 'Öğretilmiş ve Öğrenilmiş Koçgîrîlik' başlıklı deneme yazıları da yer alacak. Yine Feride Demir'in 'Şiirin Derin Ağıtları' adlı yazısında Rainer M. Rilke'nin portresini kaleme alırken, Mesut Karataş da yazısında 'Mağaranın Gözyaşları' adlı belgesele eleştirel bakışını yansıttı. Bu yazıları da beğeniyle okuyacağınızı umuyoruz.
Bir dahaki sayıda buluşmak dileğiyle...
editörden