Birçok mağarada bin yılların yaşam tarzı, kültürü ile birlikte geçmiş nesillerin sevgilerinden, korkularından, değer verdiklerinden haberdar oldu insanlık.

İlk dönemlerde daha çok insanı doğanın tehlikelerine karşı koruyan mağaralar, yıllar geçtikçe insanın soyunun tehlikelerine karşı hayatta kalabilmek için sığındığı alanlar oldu. Mezotoptamya ve Kürdistan coğrafyası gibi defalarca devletin şiddetine, katliamına, soykırımına maruz kalan halklara kucak açtı. Ne yazık ki korunmak için girilen bu alanlar sömürgeciliğin ırkçı ve vahşi uygulamalarıyla toplu mezarlar haline getirildi. Özellikle Ermeni, Asuri-Süryani ve Kürtlere yönelik gerçekleştirilen katliamların izlerini halen mağaralarda görmek mümkün. Bu yönüyle birçok mağaranın acılı bir geçmişi ve hikayesi var.  
 Kıyıma rağmen yaşananları öğrenebilmemiz, bunların sözlü olarak da aktarabilmesinde sayıları çok az da olsa, tesadüflerle o kıyımdan sıyrılarak mağaralarda, dağlarda korunarak bugünleri görebilen mazlumlar sayesinde.
Mağaralar diğer tarihi mekanlar gibi bugün sömürgeci uygulamalar ve kapitalizmin yıkıcıcılığıyla da yok ediliyor. Hasankeyf gibi binyıllara meydan okuyarak bugünlere gelebilen tarihi kentler gözden çıkarılıyor. Tarihin izlerini taşıyan birçok mağara korunmadığı, bu alanlara ilgisiz yaklaşıldığı için çoğumuzun haberi yok.
Bu konuya dikkat çekebilme amacıyla PolitikART'ın ana dosya konusunu tarihe, acılı geçmişe, tanıklık eden mağaralara ayırdık. Dosya konumuzla ilgili yazıları beğenerek okuyacağınızı umuyoruz.
140. sayıda buluşmak dileğiyle.