Batı'nın antiterör yasaları, bizzat kendi eliyle yaratılmış, beslenmiş ve sahaya sürülmüş canavarların engellenmesi için elbette kullanılmadı. Hedef, demokrasi güçleriydi. Hakkını aramak için sokağa çıkanlar, bir yolu yordamı bulunup "terörle" ilişkilendirildi. Almanya ise bu uygulamaların adeta merkezi oldu. Kürdistanlılar, bunun en yakın tanığıdır. PKK yasağı, "antiterör" yasalarını dayanak yapan bir hukuk ihlali olarak varlığını sürdürüyor. "Yasal şiddet", demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren Kürt'ün kavgasına eşlik ediyor.
Almanya Ceza Kanunu'nun 129. maddesi, "terör" suçlarını kapsıyor. Yasanın a bendi yurtiçi, b bendi yurtdışı fiillere ilişkin... Gerçek bir hukuk süreciyle soruşturmadan geçirilmemiş "okyanus ötesi" vukuatlar bile terör eylemi sayılıp cezalandırılabiliyor. Yargı, hukuka göre değil, devletlerin ilişkilerine göre şekilleniyor. Dolayısıyla ortaya -PKK yasağı gibi- hukuki, insani skandallar ortaya çıkıyor.
PolitikART'ın bu sayısında, insanca, özgürce yaşamak isteyen herkesin tepesindeki "Demokles'in kılıcını", 129 a-b'yi konu ettik. Hukukçular, siyasetçiler, mağdurlar ve gazeteciler, yasayı farklı yönlerden ele aldı. Bu önemli tartışmaya katkı sunması, hukuksuzluğun ortadan kalkması kavgasının harcına katık olması dileğiyle...
167. sayıda görüşmek üzere...