Kürdistan’ın dört bir yanından her gün infaz haberleri geliyor. Gerillalar, çocuklar, yaşlılar, işinde gücünde insanlar... Herkes işgalci devletin vahşetine muhatap olabilir...

Medya Savunma Alanları’nı bombalayan uçaklar, birkaç bomba da çevredeki köylere atıyor; köylüler günlük hayatlarını doğallıkla sürdürürken katlediliyor; evler ve hayvanlar harap oluyor.

Sınır telleri, savaşın ağır mağduriyetinden muzdarip, yaralarla, hastalıklarla boğuşanlara uzanmak isteyen dayanışma elini de kesiyor. Yardım konvoyları ve gönüllüler engelleniyor. Hatta barbarların saldırısıyla yıkılmış bir kentin yeniden inşasına el vermek için yola çıkan gencecik, silahsız insanlar, bombaların hedefi olabiliyor.

Tarihin en karanlık anlarında bile savaşın bir hukuku vardı. Özellikle cenazelerin ve yaralıların durumu, bu hukukla garanti altına alınırdı. Oysa Türk devleti, Kürdistan’daki işgalinde, Kürt’le doğrudan ya da vekaleten savaşında bu hukuku hiç umursamadı. Yenilenen savaş konseptinde de bir değişiklik yok.

PolitikART’ın 171. sayısında konumuz bu. Yine okumak, anlamak, teşhir etmekle yetinilemeyecek bir konu bu. Ve yine, yazılanların kavgaya vesile, kavgaya gıda olmasını dileriz.

172. sayıda görüşmek üzere!