Yerküre bu tüketim canavarlığı dolayısıyla küresel bir felakete gidiyor ama ne gam! Tüketim, sadece "tüketmekten" ibaret bir mefhum bile değil artık. "İmaj", "statü", "kent" ve giderek "kapitalizm" gibi çok önemli sosyopolitik tartışmaların hiçbirini "tüketim"i aradan çekip yürütemeyecek haldeyiz.
Tüketim alışkanlıkları, tüketim mekanları, tüketim kültürü... Kapitalizm, hayatımızın kılcal damarlarına böyle sirayet ediyor. Ne alacağımızı, nasıl alacağımızı, ona ne anlam yükleyeceğimizi, ondan ne tür bir fayda bekleyeceğimizi, ihtiyaç duyup duymadığımızı... Hepsini belirliyorlar. Alt tarafı bir elektronik cihaz -mesela telefon- için devasa "lansmanlar" yapılıyor; milyonlarca insan, görsel ve işitsel efektler, bütün bir hayata dair iddia taşıyan sloganlar eşliğinde sunulan cihaza heyecanla dikkat kesiliyor. Artık o cihazı almak, böbrekleri satmaya bile mal olsa, kaçınılmaz oluyor! (Bu bir varsayım değil, örneği en son Hong Kong'da, öncesinde başka birçok yerde yaşanmış bir vaka.)
Bu sayımızın konusu, özce bu. Tabii Kürdistan'ı bu açıdan ayrıca irdeliyoruz. Hazır "yılbaşı" gibi içi artık en çok tüketimle doldurulan bir güne de girmek üzereyken tartışalım.
Keyifle okuyacağınızı umarız.
Bu arada, 181. PolitikART Kürtçe olacak, kaçırmayın. Görüşmek üzere!