Her günü mücadeleyle geçen 17 koca yıl...
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı uluslararası bir komplo ile yakalayıp İmralı Ada Hapishanesi'nde tecrit edenler, böyle olacağını akıllarının ucundan bile geçirmiyorlardı tabii... Hatta dünyanın dört bir yanından birçok insan, PKK'nin giderek ya çözüleceğini ya da sistemiçileşerek başkalaşacağını hesap ediyordu.
Daha ilk günden Kürtler ve PKK, böyle olmayacağının işaret fişeklerini çaktı oysa... Dünyanın dört bir yanı, isyan alanına dönüşmüştü. Filipinler'den Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Kürdistan'ın dört parçasına, İran'dan Türkiye metropollerine... Her yerde Kürt'ün acısı ve öfkesi yankılanıyordu.
O günden sonra ne Kürtler ne de Kürt Halk Önderi, eskisi gibi olamazdı. Acı ve öfke, bir süre sonra kurtuluşa dair yeni reçeteler üretme çabasına dönüştü. 15 Şubat Komplosu ve İmralı sistemini boşa düşürmenin, yenilgiye uğratmanın tek yolu, süreci tersine çevirmek ve acıyı özgürlükçü kavganın nehrine yöneltmekti. Öyle de oldu...
Öcalan, İmralı'daki direnişi ve düşünsel eforuyla, Kürt halkını dünyanın en prestijli halklarından biri haline getiren teorinin yaratıcısı oldu. Rojava, Bakûr, Rojhilat, Başûr... Hatta Ortadoğu ve giderek dünya... Onun fikirlerini tartışıyor, uygulamaya koyuluyor...
PolitikART'ın bu sayısında dosya konumuz bu. Süreci yakından takip eden isimlerin yazılarına, dönem fotoğrafları da eşlik ediyor.
184. sayıda görüşmek üzere!