"Bölünmez bütünlük" paranoyasına sebep olan iki temel vaka var. Biri Kürt sorunu, diğeri de Alevi sorunu. Dikkat edilirse Balbay konuşmasını Alevi inancının serencamı Yunus Emre’nin deyişinden bir dize ile süsledi. "Gelin tanış olalım!" Balbay bu dizenin anlamını bilerek mi kullandı? Yoksa belagat olsun diye mi kullandı? "Gelin tanış olalım!" dizesinin anlamı derindir. Zahiri tanışmayı ifade etmez. Tanışmaya konu olan kişiler ise yarenliği, dostluğu; toplumlar ise eşitliği ifade eder. Biz Aleviler ile Sünniler, Türkler ile Kürtler ve bu coğrafyada çoğulu teşkil eden tüm halklar ve inanç grupları bin yıldır tanış olamadık! Sebep?.. Basit, tanış olmamızı, dost, yaren ve eşit olmamızı istemeyen zihniyetin oyunlarından dolayı. Başka? E bizde de bir maraz yok değil! Nedir o maraz? Egemenin zihniyetine endeksli düşünmek, devlete tapınmak!
"Bölünmez bütünlükçülerin" bilek güreşi fiyasko ile sonuçlandı. Araya "Cemaat" girdi, hakem rolünü üslendi ve bitiş düdüğünü çaldı. Sahte pehlivanların güreşi şimdilik bitti. İki pehlivan da yıprandı ama bu güreşin galibi yok. Peki ne olacak şimdi? AKP "açılım" dedi, "Demokrasi paketi" dedi, sonuç sıfır! AKP sol Kemalizm’i de tasfiye edemedi! Üstüne üstlük yerel seçimler öncesi Kılıçdaroğlu ABD’ye davet edildi! Gel de çık işin içinden!
Mevcut manzaranın politik yorumu çok karmaşık ve zor gibi görünse de aslında çok kolay. Devlet denen yılan kabuk değiştiriyor. Kabuk değiştirme işini kendi başına başaramadığı için işe müdahale "Etmesi gerekenler" görevini yapıyor.
Bu siyasi tablonun tarafları var. ABD, AB, AKP, CHP, Cemaat, BDP, PKK, Aleviler ve dağınık demokrasi güçleri. Egemen güçlerin AKP, CHP dengesi(zliği)nde, iki bilinmeyenli denklemin çözümü "Cemaat" belirleyenine havale edilmiş durumda. Ama sahiden bu "Cemaat" denilen muamma bu denklemi çözecek durumda mı? Yoksa "Cemaat" belirleyenin rolü abartılarak, sistemin normal akışı içinde sahte bir çözüm mü üretilmek isteniyor?
Pozisyon 1920’li yılları anımsatıyor. Güçler aynı ama güç dengelerinin belirleme oranı farklı. AKP 11 yıldır bir demokrasicilik oyunu oynadı fakat duvara tosladı. AKP 11 yıldır siyasal kurnazlık yapıyor. AKP’nin akıl daneleri dünya, Avrupa, Ortadoğu ve Türkiye dengelerini iyi kullandılar. "Yenileşme" adı altında kazanılmış hakları tanıyarak "Demokrasi" getirdiklerini yutturdular. Lakin "Çözüm" denilen şey bu değil. "Çözüm" aynı sahtekarlıkları, farklı oyunlarla tezgahlamak ise sonuç değişmez! Nitekim değişemedi de. Geleneksel devlet solunu (Militarist, katı merkeziyetçi devlet anlayışı) liberal İslamcı politika ile esnetme ve hatta yok etme sürecinde Kürt ve Alevi sorunu üzerinden oynanan oyun bitti. Perde kapandı. Ey AKP var mı yeni bir senaryon? Ama sahte olmayanından! Her yönden, her türlü kredin tükenmeye yüz tuttu. İşte işin püf noktası da burada! AKP tükenirse ne olacak? Seçenek CHP mi? CHP "Çözümü" yapar mı? Biz bu filmi çok izledik. Bir yanda "Gezi" güzellemesi yapan, bir yanda "Cemaat" flörtünde ve "Merkez sağa açılmakta" iktidar arayan CHP, AKP’nin 11 yıl yürüttüğü siyasetin taklidinden başka ne üretebilir?
"Çözüm" demokrasi güçlerinin etkin ve dönüştürücü örgütlenme ile siyaset yürütmesindedir. "Milli birlik projesi" ya da "Bölünmez bütünlük" aynı kapıya çıkar. Sistemin paslanmış kilidinin anahtarı geleneksel devlet anlayışına endeksli olmayan, çoğulcu siyaset, meşru demokratik örgütlenme ve meşru demokratik eylem anlayışıdır. (Acıyı bal eyleyen gülüşünde dünya insanlığının barış, özgürlük, eşitlik özlemlerini yansıtan Madiba Hakka yürüdü! Mazlum insanlığının başı sağ olsun!)
Eeee sonra???
Dön dolaş, aynı noktaya geldik. "Milli birlik projesi!" 1940’larda Demokrat Parti’de aynı terane ile iktidar olmuştu. "Yeter Söz milletin!" Türkiye Cumhuriyeti bu "millet" kavramı üzerine kurulu. Devlet yürütücüleri "Millet" kavramında ortaklaşıyor. CHP Milletvekili Mustafa Balbay dün akşam "Beş yılı bulan" tutukluluk sürecinden sonra tahliye oldu. Hapishane kapısında yaptığı açıklamada kuşkusuz demokrasi istemini ifade eden bir dil de kullandı. Ama kullandığı dilin içeriği totalde şuna tekabül ediyor; "Vatanın bölünmez bütünlüğü!" Nedir bu "Bölünmez bütünlük?" Bütünlük paranoyasının altında gizli olan şey nedir? Balbay’ın kullandığı dil ile AKP’lilerin kullandığı dilin farkı var mı? Güya "İleri demokrasi" vaadi ile 11 yıldır iktidar olan AKP de "Bölünmez bütünlükçü" değil mi?