WASHINGTON
Efrîn’deki soykırım ABD raporunda
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın insan hakları raporunun Türkiye bölümünde Efrîn’de sivillerin katledilmesi, hastanelerin ve sit alanlarının vurulması, Kuzey Kürdistan’da sivillerin öldürülmesi, keyfi tutuklamalar, işkence, medyaya yönelik baskılar gibi birçok ihlale yer verildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı her yıl yayınladığı ve ülkelere göre insan hakları uygulamaları ve koşullarının incelendiği insan hakları raporunda açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ülke ve bölgelere göre yayınladığı raporu resmi olarak Dışişleri Bakanı Mike Pompeo açıkladı. Raporda Türkiye'de yaşanan hak ihlalleri de yer aldı.
Amerikanın Sesi sitesinde yayınlanan habere göre; Kuzey Kürdistan’da sivillerin katledilmesine yer verilen raporda, yılın ilk 11 ayında 33 sivilin yaşamını yitirdiği ve "Hükümetin sivil can kayıplarına katkıda bulunduğuna dair güvenilir iddialar olduğu" ibareleri yer aldı.
Efrîn’de siviller öldürüldü, hastaneler vuruldu
Türkiye’nin Efrîn’e soykırım saldırıları da raporda yer aldı. “BM, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü dahil sahada olmasalar da uluslararası gözlemcilerin TSK’nın ve onun desteklediği silahlı muhalif grupların sivil can kaybına yol açtığı, hastanelerin vurulduğu, koruma altında olan kültürel anıtların hedef alındığını bildirdiği” belirtildi.
Keyfi infaz, şüpheli ölümler, işkence…
Raporun Türkiye bölümünde 15 Temmuz 2016’dan sonra ilan edilen ve 2 yıl süren OHAL’in Türkiye toplumu ve kurumları üzerinde geniş kapsamlı etkileri olduğu, pek çok temel özgürlüklerin kullanılmasını sınırladığı vurgulandı.
Raporda, Türkiye’deki insan hakları sorunları arasında "Keyfi infaz, gözaltında şüpheli ölümler, işkence, muhalefetteki milletvekilleri, avukatlar, gazeteciler, yabancı ülke vatandaşları, ABD’nin Türkiye misyonunda görevli 3 Türk çalışan dahil onbinlerce kişinin terör gruplarıyla bağlantılı oldukları gerekçesiyle keyfi şekilde gözaltına alınması, seçimle göreve gelen yetkililerle akademisyenlerin gözaltına alınması, bazı medya kuruluşlarının kapatılması, hükümetin politikalarını ya da yetkilileri eleştiren kişilerin yargılanması, internet sitelerinin ve bazı içeriklerin engellenmesi, toplanma özgürlüğüne ciddi sınırlama getirilmesi, kadınlara ve LGBTI bireylerine ve diğer azınlık gruplarına yönelik şiddet” sayıldı.
Raporun işkence ve kötü muamele bölümünde anayasa uyarınca işkencenin ya da kötü muamelenin yasak olduğunu ancak buna rağmen bazı hükümet güçlerinin bu taktikleri uyguladığına ilişkin haberlerin olduğu belirtildi.
Raporun bu bölümünde BM’nin işkence konularıyla ilgilenen raportörü Nils Melzer’in 27 Şubat’ta yaptığı açıklamasında sorgularda ağır darp, elektrik şoku, buzlu su, uykusuz bırakma, tehdit, hakaret ve cinsel saldırı gibi tekniklerin kullanıldığı tespitine vardığı belirtildi: “Raportör yetkililerin bu iddiaları soruşturmak ya da sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlamak için ciddi önlem almamış gibi göründüğünü söylüyor.”
Türkiye’de cezaevlerinin pek çok açıdan fiziksel koşullar gözetildiğinde uluslararası standartları genel olarak karşıladığı belirtildi. Ancak özellikle “15 Temmuz darbe girişiminin ardından kitlesel şekilde yapılan gözaltılar sonrası cezaevlerinin kalabalıklaştığı ve bunun sonucunda sağlık hizmetlerine yeterli erişim eksikliğinin baş gösterdiği” tespiti paylaşıldı.
Raporda olağanüstü hal uyarınca yetkililerin herhangi bir suçlama olmaksızın bir kişiyi 14 gün gözaltında tutabildiği ve insan hakları örgütlerinin bir kişinin herhangi bir suçlama olmadan bu kadar uzun süre tutulmasının işkence riskini arttırdığı konusunda endişelerini dile getirdiği belirtildi.
Raporda 10 HDP milletvekilinin ve 46 HDP’li belediye başkanının cezaevine konulduğu ifade edildi. Eski HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın da 2016 yılından bu yana cezaevinde olduğu belirtildi.
Rapordan öne çıkanlar özetle şöyle:
“Yetkililer terörle mücadele yasalarını insan hakları aktivistleri, medya kuruluşları, PKK sempatizanı olduğundan şüphelenilen kişiler, Gülen hareketi üyesi olduğu iddia edilen kişilere karşı geniş bir şekilde kullandı. İnsan hakları örgütleri gözaltında bulunan pek çok kişinin terörle doğrudan bağlantısının bulunmadığını, bu kişilerin eleştirel sesleri susturmak ya da siyasi muhalefeti zayıflatmak amacıyla gözaltına alındıklarını iddia ediyor.”
"CPJ’ye göre Aralık ayı itibariyle 73 gazeteci cezaevinde. Bilinmeyen sayıda gazeteci de Türkiye dışında ve tutuklanma korkusuyla bu gazeteciler ülkelerine dönemiyor."
“Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne göre Mart ayında Doğan Medya Grubu’nun hükümet yanlısı Demirören Grubu’na satılmasıyla hükümet en çok izlenen televizyon kanalları ve en çok okunan gazetelerin yüzde 90’ının yönetiminde güç sahibi oldu.”
“Çoğu aday genel olarak 24 Haziran seçimleri öncesinde seçim kampanyalarını yapabildi. Ancak HDP’nin adayı seçim kampanyası sırasında cezaevindeydi. İyi Parti lideri de fiili bir medya ambargosuyla karşı karşıyaydı. AGİT seçimlerin Cumhurbaşkanı ve iktidardaki parti lehine olan bir ortamda yapıldığını belirtti.”
“Adaylara yönelik medya yayınları cumhurbaşkanı ve iktidardaki partiden yanaydı. Örneğin bir RTÜK üyesine göre 14-30 Mayıs tarihleri arasında TRT Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili 67 saat, CHP adayı Muharrem İnce ile ilgili 7 saat, İYİ Parti lideri Meral Akşener ile ilgili 12 dakika, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ile ilgili 8 dakika, HDP adayı Selahattin Demirtaş ile ilgili sıfır dakika yayın yaptı.”
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın raporunda İstanbul’un yeni havalimanı inşaatında çalışan işçilerin 14 Eylül’de güvenli olmayan çalışma koşullarını ve ödenmeyen ücretleri protesto için yürüyüş düzenlediği hatırlatıldı:
“Resmi hükümet istatistikleri havalimanı projesinde 27 işçinin hayatını kaybettiğini belirtirken bazı sendikalar bu sayının daha yüksek olduğunu iddia ediyor.”
Polisin işçilerin yürüyüşüne engel olduğu ve yaklaşık 500 işçinin de gözaltına alındığı, bu işçilerin çoğunun daha sonra serbest bırakıldığı ancak 31’inin hala gözaltında olduğu belirtildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre eyleme katılan bazı işçilerin kovulduğu ve havalimanı inşaat alanında da yoğun polis varlığı olduğu belirtildi.
Raporda “DİSK’e göre OHAL’de hükümet ulusla güvenliğe risk oluşturduğu gerekçesiyle yedi grevi yasakladı, 15 grevi de askıya aldı” tespiti de yer aldı.