Efrîn İnsan Hakları Örgütü, işgalci Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’de son iki ayda 10 sivili katledip 10’unu yaraladığını, 198’ini de kaçırdığını belirterek, Türk Cumhurbaşkanı ve Savunma bakanı ile suç ortaklarının yargılanması gerektiğini vurguladı.

Efrîn İnsan Hakları Örgütü, işgalci Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’deki iki aylık hak ihlalleri raporunu açıkladı.

Serdem Kampı’nda, yüzlerce Efrînlinin katılımıyla gerçekleşen basın açıklaması, İnsan Hakları Örgütü üyeleri Heyhan Ali ve Wefa Bekir tarafından Arapça ve Kürtçe okundu.

Uluslararası sözleşmeleri çiğnedi

Efrîn’den Türkiye’ye yönelik herhangi bir saldırı yapılmadığı halde İşgalci devlet, BM anlaşmasının 51. Maddesi’nin 7. fıkrasını gerekçe göstererek Efrîn’i işgal etti. BM Güvenlik Konseyi’nin onayına bile ihtiyaç duymadı. BM anlaşmasının 3, 39, 40, 41 ve 50. maddelerini ihlal ederek uluslararası tüm sözleşmeleri çiğnedi. İşgal ve katliamla birlikte demografik değişim amaçlı sistematik suç işleyen Türk devleti, buna devam ediyor. Bütün bunları hatırlatan Efrîn İnsan Hakları Örgütü, son iki aydaki ihlalleri şöyle sıraladı:

10 sivil katledildi

  • İki ayda 10 sivil katledildi. Sivillerin üçü Efrîn’deki patlamalarda, 7’si işgalci Türk devleti ve bağlı çeteleri tarafından yapılan bombardımanlarda katledildi.
  • Bununla beraber aralarında kadın ve çocukların da olduğu 10 sivil yaralandı.
  • Şehba ve Şêrawa bölgeleri her gün onlarca kez hedef alındı. Bombalanan yerler arasında Efrinli göçmenlerin toplandığı Ehres köyü de bulunuyor.

17’si kadın 198 kaçırma

  • Son iki ayda 17’si kadın 198 sivil kaçırıldı. Hala çoğunun akıbeti belli değil. Türk devlet çetelerinin sivilleri bırakma karşılığında istediği fidye, bir milyon Suriye lirasını aştı.
  • Mayın patlamaları sonucunda iki kişi şehit düştü, bir kişi yaralandı.
  • 25 binden fazla zeytin ağacı kesildi.
  • Reco ilçesinin Qerebaba köyünde Şêx Mistefa İdris Türbesi, Şehit Avesta Xabur’un mezarı yıkıldı.

Talan da sürüyor

  • İşgalci Türk devleti ve çeteleri, Efrîn’de göçmenlerin tarım arazilerine, evlerine ve dükkanlarına el koydu. Ayrıca, Halep’in güneyinde ve batısındaki çatışma bölgelerinden kaçan binden fazla göçmen, Efrîn ve çevresindeki köylerde rastgele kurdukları çadırlarda kalıyor. Göçmenler hayvanlarını bulundukları bölgelerdeki tarım arazilerinde ve bahçelerde otlatıyor. Türk devlet yetkilileri, köy muhtarlarından Efrîn’e geçen göçmenlerin toplam nüfusunu, kendileri tarafından belirlenen kapasiteye göre belirlemelerini talep etti.

Filistinliler bile getirildi

  • Filistin Sivil Göçler Merkezi’nin verilerine göre; 500’den fazla Filistinli aile Efrîn merkezine ve Dêr Belût köyüne yerleştirildi.

Erdoğan ve Akar yargılanmalı

İnsan Hakları Örgütü, başta BM, UNİCEF ve UNESCO olmak üzere, bütün insan hakları örgütlerini, uluslararası hukuk örgütlerini, ahlaki ve insani görevlerini yerine getirmeye, Suriye halklarına yönelik ihlallerini durdurması ve tüm güçlerini Suriye’den çekmesi için Türk devletine baskı kurmaya çağırdı.

Hukuk örgütlerini ve basın kuruluşlarını Türk devletinin Efrîn’deki ihlallerini yerinde tespite davet eden İnsan Hakları Örgütü, Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türk komuta kademesi ve suç ortaklarının uluslararası kanun ve anlaşmalara göre cezalandırılmaları gerektiğini vurguladı.

 

ŞEHBA

 
 

Özerk Yönetim uyardı

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi, mültecileri silah olarak kullanan Türk devletinin oyunu karşısında Batı dünyasını uyardı.

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Suriye krizinin derinleşmesine ve uzun bir sürece yayılmasına neden olan aktörlerin; sürekli askeri çözümü dayatan Şam yönetimi ile Suriye topraklarını işgal eden Türk devleti olduğu hatırlatıldı. Türk devletinin bölgede varlık göstermesi ile çözümün olmasının imkansızlığı vurgulanan açıklamada, şunları altı çizildi: ”Türk devletinin işgal ettiği tüm topraklar yeniden özgürleştirilmelidir. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yönetiminin Suriye topraklarında bulunma sebebi aşikardır. Avrupa’yı mültecilerle şantaj eden Türk devletinin bütün projeleri işgal üzerinedir. Özerk Yönetim olarak bir kez daha uyarıda bulunuyoruz. Türk devleti Suriye’nin geleceğinin önündeki en büyük tehlikedir. Türk devletinin işgal ve şantaj siyasetine karşı birlikte mücadele edilmelidir.”