
Roj TV’nin alternatif kanalları olduğunu iddia ederek, bu konuda da ilgili mercileri hem Danimarka’da hem de bölge ülkelerini uyardıklarını belirtti. Bağış, şöyle devam etti: „Türkiye’nin hassasiyetini ilettik. Türkiye’nin işbirliğini ve müttefikliğini önemseyen hiçbir ülke Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına silah sıkan, Meclis’te grup kurabilecek kadar demokratik hakka kavuşmuş olmasına rağmen temsil ettiği meclisin devletine saldıran bir zihniyete hoşgörüyle yaklaşmamalıdır. Ben dünkü konuşmamda da söyledim. Kopenhag’ın güvenliği Şırnak’ta Batman’da başlar. Berlin’inki de Paris’inki de Stockholm’unki de Türkiye’nin sınırlarında başlar. Bizim artık birbirimize duyarsız kalma gibi bir durumumuz yok. Eğer NATO üyesi ülkelersek, AB’de işbirliği yapıyorsak, eğer bu kadar ikili ticaretimiz varsa bu ülkelerin de Türkiye’nin haklı hassasiyetlerini önemsemeleri gerekir. Önemseyeceklerine de inanıyorum.“
Danimarkalılar çok şanslı!
Danimarka’daki temaslarıyla ilgili, „Danimarkalılar bir şey söylemekten çok dinlediler ve Türkiye’nin hassasiyetlerini öğrenme fırsatı buldular’’ diye coşan Bakan Bağış, şöyle şahlandı: „Zannediyorum almaları gereken mesajı aldılar. Ben bu seyahati geçen yılki seyahatimle kıyasladığımda Danimarkalıların Türkiye’nin potansiyelini daha iyi idrak etmeye başladıklarını fark ettim. İki ziyaret arasındaki farklılıklara baktığımda Türkiye’nin bölgede oynadığı rolün Türkiye’nin AB’ye olası katkılarının artık idrak etmeye başladıklarını gördüm. Tabii bu beni umutlandırdı.“
KOPENHAG
ROJ TV DAVASI: Savcının sözü bitti
Roj TV davasına dün Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ta devam edildi. Roj TV avukatı mahkeme heyetine iki yeni belge sundu. Biri, İtalya’da bir mahkemenin Öcalan lehine verdiği karar, bir diğer belge de Asrın Hukuk Bürosu’nun kendisine yazdığı mektuptu.
Daha önceki duruşmalarda Savcılık, Öcalan’ın avukatları aracılığı ile İmralı’dan televizyona ve değişik kurumlara talimat gönderdiğini iddia etmişti. Ayrıca Öcalan’ın yazdığı iddia edilen mektupları okumuştu. Bunun üzerine Roj TV Avukatı Björn Elmquist, itiraz ederek İmralı’ya giden avukatların hangi uygulamlardan geçerek görüşme yaptıklarına ilişkin Türk makamlarından resmi yazı talebinde bulunmuştu.
Büyükelçi yalan söylemişti
Kopenhag Türk Büyükelçiliği mahkemeye hitaben bir yazı yazıp, İmralı’ya giden avukatların üzerinin aranmadığını öne sürmüştü.
Bütün bu iddialar üzerine Öcalan’ın avukatları adına gelen bir mektup dünkü duruşmada okundu. Mektupta, İmralı‘ya gidene ve müvekkilleri ile görüşene kadar defalarca arandıkları, notlarına el konulduğu, görüşme esnasında görevlilerin kayıt tuttuğu, çıkışta da yine 3 veya 5 aramadan aşamalı bir şekilde geçtikleri belirtildi. Mektupta, yine söylendiği gibi gerek Roj TV gerekse de herhangi bir başka kuruma mektup göndermesinin mümkün olmadığı vurgulandı. Yine CPT’nin hazırladığı raporlara dikkat çekilen mektupta, istenirse CPT’nin sitesinde bilgilerin temin edileceği bilgisi yer aldı. Mektup okunduktan sonra Savcı, mektubun orjinalin halini mahkeme heyetinden istedi.
Ardından savcılığın mütalaasına geçildi. Savcı mütalaasını 5 ana noktada yoğunlaştırıyor:
- PKK’nin ‘terör örgütü’ olup olmadığı,
- Roj TV’nin 2006-2010 yılları arasında PKK propagandasını yapıp yapmadığı,
- Roj TV’nin Med ve Medya TV’nin devamı olup olmadığı,
- Roj TV’nin kimin tarafından finanse edildiği,
- Roj TV çalışanlarının örgütle ilişkisi olup olmadığı...
Savcılık bu 5 ana başlığı iddianamesinde tanıklar, açıklamalar, görüntü ve fotoğraflarla detaylandırdı.
Roj TV’nin Danimarka’da lisans alırken merkezinin de Danimarka’da olması gerektiğini ancak, Danimarka’daki büronun formalite olduğunu iddia etti. İstihbarat raporlarını savunan savcılık, bunun tarafsız bir araştırma olduğu iddiasında bulundu.
14 Aralık’taki son duruşmada ise Roj TV’nin avukatları savcılığın iddialarına cevap verecek.