“elleri değsin istemedim

gözleri değsin istemedim

ağlayıp kokluyacaktın

belki bir ömür taşıyacaktın

 koynunda.

yaşamak ağrısı asıldı boynuma

oysa türkü tadında yaşamak 

isterdim

ölmek ne garip şey anne” 

                                  Şafak Türküsü


Geçtiğimiz hafta Ahmet Kaya’nın ölüm yıldönümüydü. Koca 17 yıl geçti aradan. Şarkıları halen milyonlar tarafından en fazla dinlenen sanatçı unvanıyla anılıyor. 16 Kasım günü mezar başında aile fertleri, Kürdistani kurum temsilcileri çiçekleriyle onu anıyordu. Ahmet Kaya’nın mezarının bir başka ziyaretçisi daha vardı. Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın. Ölüsü bile Türkiye’ye istenmeyen Ahmet Kaya’nın mezarına yapılan bu ziyaret sonrası Şafak Türküsü adlı şarkıdaki sözü hatırlatıyor insana; “elleri değsin istemedim/ Gözleri değsin istemedim...”

İbrahim Kalın mezar başında yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanımız Ahmet Kaya’yı hep çok sevmiştir, hep hayırla yad eder, ara ara fırsatımız olduğunda da bahsi geçer” açıklamasında bulunurken, gazetecilerin kendisine yönelttiği “Ahmet Kaya’nın yurtdışına çıktığı Türkiye ile günümüz Türkiyesi arasında fark var mı?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: Tabii Ahmet Kaya’nın başına gelen o büyük haksızlık, bir cinnet halinin oluşturduğu iklimde meydana geldi. Yani 28 Şubat sürecinde. O dönemde mağdur olan, binlerce, on binlerce insan gibi Ahmet Kaya da, o korku ikliminin içinde bu haksızlığa maruz kaldı. İşte o zaman Ahmet Kaya’nın hapse gönderdiği Cumhurbaşkanımız bugün bu ülkenin başında, 15 yıldır bu ülkeyi başbakan ve cumhurbaşkanı olarak yönetti, yönetiyor. Kendisi de Ahmet Kaya’yı hep çok sevmiştir, hep hayırla yad eder, ara ara fırsatımız olduğunda da bahsi geçer.” 

Ahmet Kaya’nın değimiyle “hadi çek git işine” sayın Kalın. 15 yılın bilançosu sayfalar tutar. Sadece son iki yılda 1124 dernek kapatıldı. Onlarca yayın organı kapatılırken, 23’ü imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü 171 gazeteci tutuklu. Yüzlerce Kürt siyasetçisi, kadın aktivist, milletvekilleri tutuklu ve Kalın’ın mensup olduğu AKP faşizminin yarattıklarını saymakla bitiremeyiz. Peki sürgüne mahkum ettiğiniz yüzlerce gazeteciler, milletvekilleri, akademisyenler, bunları unutmuşa benziyorsunuz. 

Kalın’ın sözlerinin alt metni, “Ahmet Kaya bugün yaşasaydı Erdoğan’ı desteklerdi” şeklindeydi özetle... Ne sizden 15 yıl öncekiler ne de siz ak kaşık değilsiniz, yarattığınız acılarla birbirinizi tartarsınız. Sayın Kalın, Ahmet Kaya’ya çatal fırlatanların tamamı şimdi sizin cumhurbaşkanınızın yardakçısı ve şu ihtimali ise unutuyorsunuz; “ben anadilimde şarkılar söylemek istiyorum” diye sürgüne ve orada ölüme mahkum edilen bir sanatçının eğer yaşasaydı belki şarkılarına, 7 gün cenazesi yerde kalan Teybet Ana, Pakizeler, Cizre’de yakılanlar, Sur’da teslim olmaktansa ölümü yeğleyenler, Kobanê’de direnenler, Şengal’de katledilenler, onun sürgün olduğu Paris’te katledilen üç Kürt kadın... konu olacaktı! Bütün bunları belki siz unutmuş olabilirsiniz ama “saçlarına yıldız düşenler” unutmayacak!