
Gazetemiz Yeni Özgür Politika'nın Ağustos'un ilk haftasında, "'30. Bölük' El Nusra'da" ve "'Eğit-donat'tan Nusra'ya giden gidene" başlıklarıyla duyurduğu haberler doğrulandı. ABD ile Türkiye'nin 'kaçırıldılar' iddialarının aksine DAİŞ'e karşı savaşmaları için eğitilip donatılan 30. Bölük‘ün Türkmen komutanı Nedim Hasan'ın ile emri altındaki kişilerin kendi rızalarıyla El Nusra'ya kaçtığı ortaya çıktı. Bilginin sahibi 30. Bölük‘ün başka bir komutanı olan Ebu İskender Aldahr. Dicle Haber Ajansı'nın Efrîn muhabiri Nazım Taştan'a konuşan Aldahr, önemli bilgiler verdi.
200 kişiden 86'sı seçildi
Aldahr, eğit-donat programının ilk toplantılarının Kilis ve Hatay'da yapıldığını söyledi. 29 Nisan 2015 tarihinde Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı'nda yapılan ilk toplantıya 200 kişinin katıldığı bilgisini veren Aldahr, ABD istihbaratçıları ile MİT yetkililerinin de toplantıda hazır bulunduğunu ve kendilerine eğit-donat programının amacının anlatıldığını söyledi. Bir gün sonra ise (30 Nisan) bu kez Hatay'ın İskenderun ilçesinde Ürdün istihbarat yetkililerinin de bulunduğu bir toplantı daha gerçekleştirdiklerini ifade eden Aldahr, 200 kişiden 86'sının burada programa seçildiğini aktardı. Sadece DAİŞ'le savaşmak için seçildiklerini, kendilerinden başka herhangi bir şey talep edilmediğini ve Esad rejimine karşı herhangi bir savaş yürütüleceği konusunda da bir şey söylenmediğini ekledi.
20 kişi 'yapamayız' dedi
Kendilerini seçenlerden birinin CIA'dan, diğerinin ise Ürdün istihbaratından olduğunu anlatan Aldahr, "Toplantımız 3 gün sürdü. Bizimle tek tek görüştüler ve hepimize kod isim verdiler. Sonra seçilen 86 kişiyi askeri kamp diye yine lüks bir yere götürdüler. Toplantımız bittikten sonra bize 'sizin göreviniz IŞİD'e karşı savaşmaktır' dediler. O gün yaklaşık 20 kişi bu işi yapamayacağını söyledi. Ve programdan çıkarıldılar" dedi.
Eğitim Ürdün'de başladı
Kalan 66 kişiyle birlikte devam ettiklerini belirten eğit-donat komutanı, "Bize 'Türkiye'de eğitim görüceksiniz' denildi ancak toplantının bittiği gün apar topar Ürdün'e gönderildik" bilgisini verdi. Aldahr, 2 Mayıs'ta ABD savaş uçaklarının kendilerini İncirlik Hava Üssü'nden aldığını ve gece saat 02.00'de Ürdün'e vardıklarını ifade etti. Burada, Ürdün ordusuna ait komandolar tarafından karşılandıklarını söyleyen Aldahr, "Bize 60 gün burada kalacağımız söylendi. Hazırlanmış bir askeri kampa yerleştirildik. ABD'nin silahları üzerine eğitim aldık. Orada bizi eğitenler İngiliz, Ürdün ve ABD'li komutanlardı. En uzman olanlar ABD'lilerdi. Afganistan ve Irak savaşında yer alan deneyimli komutanlardan eğitim alıyorduk" ifadelerini kullandı.
En son 24 kişi kaldı
30. Bölük'ün komutanı, eğit-donat programına katılanların maaş da aldıklarını belirterek, "Normal askerlere 225 Dolar, subaylara 250 Dolar, komutanlara ise 300 Dolar veriliyordu. Yaklaşık 45 günün sonunda bazı kişiler paranın az olduğunu belirterek çıkmak istediklerini söyledi. En son 24 kişi kaldık. Kalanların hepsi benim grubumdandı. Gidenler para kazanma peşindeydiler, öyle olmayacağını görünce bıraktılar. Tabi bunlar bahaneydi, aslında DAİŞ'e karşı savaşmak istemiyorlardı" diye konuştu.
Eğitim Türkiye'de devam etti
Ürdün'deki 45 günün sonunda eğitimlere Türkiye'de devam edileceği bilgisi ile tekrar Türkiye'ye gönderildiklerini söyleyen Aldahr, Türkiye'de bir grubun daha bulunduğunu ve onları Türklerin eğittiğini kaydetti. 15 Haziran'da Türkiye'ye geri döndüklerini belirten Aldahr, İncirlik'e indirildiklerini oradan da otobüslerle Ankara'ya götürüldüklerini ifade etti: "Bir askeri kampa alındık. 30 kişilik başka bir grup da buradaydı. Böylece toplamda 54 kişi olduk. Bazı silahların eğitimine burada devam ettik. Türk özel kuvvetleri de bize eğitim verdi. 10 Temmuz'da buradaki eğitimimiz son buldu."
Öncüpınar'dan Suriye'ye
"10 Temmuz'da buradaki eğitimimiz son buldu" diyen Aldahr, Suriye'ye nasıl geçtiklerini ise şöyle anlattı: "1 gün sonra 'Hazırlanın, silahlarınızı Öncüpınar Sınır Kapısı'nda vereceğiz' dediler. 12 Temmuz'da sabah saat 03.00'te kapıda hazır bulunduk. Bize, 'orada sizi Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) komutanlarından Ebu Colan karşılayacak' dendi. Bütün kamplarımızın Ezaz'ın yanında olacağı söylendi. Suriye'ye girerken, havada uçaklarla ABD bizi izliyordu. Geçişimizi gözlüyorlardı. Arabaların içinde bulunan şahsi ve ağır silahlarımızı aldık ve geçtik."
Türkiye grubu geldi Nusra saldırdı!
Ancak kendilerini karşılayacağı söylenen ÖSO komutanının orada bulunmadığını ve tesadüfen Devrimciler Ordusu'nun askeri alanlarına denk geldikleri bilgisini veren Aldahr, burada kendileriyle getirdikleri ağır ve şahsi silahları bırakıp izne ayrıldıklarını dile getirdi. Bir hafta sonra aralarında bulunan Türkiye grubundan Emin Denaver adlı kişinin 5 asker ile silahların bırakıldığı alana geldiğini ve onun geldiği günün gecesinde kendilerine El Nusra çetesinin saldırdığını ifade etti.
Komutan Hasan Nusra'ya kaçtı
Aldahr, aynı gün genel komutanları Nedim Hasan'ın herkesten habersiz sınırı geçip El Nusra'nın yanına gittiğini vurguladı. Emin Denaver ve Nedim Hasan'ın MİT tarafından seçildiğini de ekleyen Aldahr, "El Nusra bize saldırdı, çatışma 3.5 saat sürdü. Burada Türkiye grubundan 5 kişi öldü, 18 yaralı oldu. Nusra ise 30 kayıp verdi. Çatışma yaşanırken ABD uçakları bölgedeydi ama herhangi bir girişimde bulunmadı. Zaten Emin Denaver ve beraberindekiler daha sonra Nusra'nın yanına gitti. 30 kişilik Türkiye grubundan kimse kalmadı" diyerek, MİT'in El Nusra aracılığıyla kendi grubunu imha ettirdiğini dile getirdi.
'Siz de Nusra'ya gelin' mesajı gönderdi
Emin Denaver'in geldiği gün komutanlardan Nedim Hasan'ın da geldiğini söyleyen Aldahr, "O gün geleceğinden kimsenin haberi yoktu. Zaten gelir gelmez Nusra'ya gidiyor. Ondan sonra zaten Nusra eğit-donat programı ile donatılanların kaldıkları yerlere operasyon düzenledi. Onların elinde şu an 3 esir var. Daha sonra Nedim Hasan hepimize mesaj gönderdi. 'Silahlarınızla birlikte Nusra'ya teslim olun. Kafirlerle işbirliği yapmayın' diye mesaj gönderdi. "
Aldahr ve ekibi DAİŞ’e karşı savaşmak istiyor
24 kişilik grubunun ise hepsinin hayatta olduğunu ve yeniden toplandıkları bilgisini veren Ebu İskender Aldahr, "Şu anda Devrimciler Ordusu'nun muhafazası altındayız. Tekrar bu projeyi sürdürmek istiyoruz. Herkesin DAİŞ'e karşı savaşmak için bize yardım etmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.
HABER MERKEZİ