Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hafta sonunda yaptığı açıklamada, Türkiye ile ABD arasında "eğit-donat" anlaşması imzalandığını açıkladı; "Suriye muhalefetine mensup güçlere Türkiye’de eğitim verilecek ve donatılacak. Bu güçler hem DEAŞ ile hem arazideki diğer unsurlarla hem de rejim unsurlarıyla mücadele edecek" dedi.
Çavuşoğlu’nun konuşması bazı soruları da zorunlu hale getiriyor:
Donatılarak eğitilecek Suriye muhalefeti içinde DAİŞ ve El Nusra çetesi de yer alıyor mu?
Türkiye’de eğitilip donatılacak guruplar Suriye’de DAİŞ ve El Nusra’ya karşı savaşacaksa eğer, neden hala çeteleri ağırlıyorsunuz?
Mevlüt Çavuşoğlu kamuoyu önünde, "eğitilip donatılacaklar, Rojava kantonlarına saldırmayacak" diyebilir mi?
Tayyip Erdoğan ve Türkiye Başbakanı hala; "PYD de DAİŞ de aynıdır, ikisi de teröristtir" söyleminde ısrar ediyorlar. Türk hükümetinin Rojava ve Kobanê’ye düşmanlık, DAİŞ’e destek ve iyi ilişkiler politikası aynen devam ediyor.
Bu politikalar günlük görüntü ve haberlerle doğrulanmaktadır. Geçtiğimiz hafta, Kürt televizyonları, Kobanê ve köylerinde büyük bir hezimet yaşayan DAİŞ çetelerinin, guruplar halinde Türkiye tarafına kaçış görüntülerini yayınladı.
Demektir ki Türkiye hala DAİŞ çetelerini kolluyor, koruyor ve ağırlıyor.
Aynı Türk hükümeti, yaralı onlarca YPG savaşçısını, "terör örgütü" suçlaması ile tutuklayarak zindana atmıştır.
Çavuşoğlu’nun açıklamasında, YPG ve YPJ’lilerin ismi zikredilmemiştir.
Laf kurnazlığı yaparak, "hem DEAŞ ile hem arazideki diğer unsurlarla mücadele edilecek" diyen Çavuşoğlu, Élysée Sarayı’nda, Brüksel’de, Moskova’da ve Avrupa başkentlerinde ağırlanan PYD ve YPG’lileri doğrudan hedef alacak kadar acemi değildir.
Kürt halkı, Rojavalılar ve Rojava direnişine destek veren demokrasi güçleri, "arazideki diğer unsurlar" deyiminden YPG ve YPJ’yi anlamalıdır.
Türk hükümetinin Kürt ve Kürdistan politikasında en küçük bir değişiklik söz konusu değildir. Kürt düşmanlığı, Rojava düşmanlığı had safhadadır.
CHP Genel Başkan yardımcısı Şafak Pavey’in, geçen hafta sonunda yaptığı açıklama, bu düşmanlığın istatistiki bilgilerini de içeriyor. Pavey, "Hükümetin Suriye’de uyguladığı planın parçası olarak, son 4 yıldır ülkemize taşınan çoğu Çeçen ve Libyalı 50 bin civarında profesyonel IŞİD’çi Türkiye’ye yerleştirilmiştir" dedi.
Acaba Çavuşoğlu’nun, "eğit-donat" projesinde, bu 50 bin çetenin kaçı istifade(!) edecektir?
Türk hükümeti daha önce El Nusra ve ÖSO, sonrasında DAİŞ eliyle Kürtlere karşı yürüttüğü vekalet savaşını kaybetti. Fakat Türk devleti, büyük bir maliyete mal olan ve dünya kamuoyunun önünde kaybedilen bu savaşın "rövanşı"nı alma çabalarını sürdürmektedir.
Tolga Şarman isimli istihbarat elemanının asparagas haberi, Cuma günü Milliyet'in manşetiydi. "Suruç Bombaları" başlıklı haber ile, sözde bir tehlike ve tehdit yaratılarak, Suruç ile Kobanê’nin ilişkisini kesecekler. Halkın sınır boylarındaki dayanışmasını güvenlik gerekçesiyle kırmaya çalışacaklar, Kobanê’ye yardımları, gidiş ve gelişleri zorlaştıracaklar.
Taşları bağlayıp itleri saldırtma hikayesi.
Kendilerini çok akıllı alemi de aptal sanıyorlar.
Kürt halkı, artık egemen medya mensuplarının ve Türk devlet yöneticilerinin Kürt düşmanlığına ve riyakarlıklarına şaşırmıyor. Ama onların hiç utanmıyor olmalarına ve gözlerimizin içine baka baka yalan söylemelerine şaşırmaya devam ediyor.