17-18 Ağustos tarihleri arasında Doğubayazıt Belediyesi tarafından düzenlenen iki günlük Ehmedê Xanî Sempozyumu gerçekleşti. Sempozyum, Alişan Akpınar, Berfîn Emektar, Ercan Argın, Faik Bulut, Faysal Dağlı, H. Mem, Hamiyet Çelebi, Kadri Yıldırım, Kerem Soylu, Perwîz Cîhanî, Reşîd Findî, Sami Tan, Sabahattin Yıldız ve Zana Farqînî, gibi çok değerli konukların katılımıyla sona erdi. Böyle bir sempozyumun organizasyonunda yer almak benim açımdan da büyük bir onurdu…

Sempozyuma Avrupa’da uzun yıllardır sürgün yaşayan gazeteci-yazar Faysal Dağlı’nın katkısı büyük oldu. Bize Xanî’yi anlatan dokümanteri ve tebliği ile katkı sundu. Kendisine buradan teşekkür ederim. Yine sempozyuma hem ev sahipliği yapan, hem de büyük emek harcayan Doğubayazıt Belediye Başkanı Dr. Canan Korkmaz’a da sonsuz teşekkür ediyorum.
Sempozyumda bana göre Xanî ile ilgili öne çıkan önemli tespitlerden biri, Xanî’nin isyancı bir ruh taşıyor olmasına rağmen, kendi ulusuna kızmaması ve geri kalmışlığın, boyun eğdirilmişliğin başkalarına bağımlı olmanın nedenini ulusunda aramaması. Aksine ulusunu iyi tanıyan bilinçli biri olarak bu olumsuzlukların gerçek nedenini Kürt beylerinin kendi aralarında birlik sağlamamalarında görür ve bunu bir ayıp olarak nitelendirir.
Kürdistan, bağımsız işlevleri ve değerleri içeren bir bütünlüktür. Yani çok kültürlü, çok dinli, çok etnikli bir ülkedir. Dört parça Kürdistan egemen rejimlerin baskıcı uygulamaları sonucu kültürel olarak birbirlerinden uzaklaşmışlardır. Özellikle sömürge anlayışı Kürtlerin parçalanmasına neden olmuştur.
Kürt halkı, yıllardır yaşanan zulmü, haksızlığın giderilmesi ve her halk gibi onurluca yaşama hakkını, kimliğini ve özgürlüğünü elde etme mücadelesi verirken; küçük hesapların peşinde olan bazı Kürt işbirlikçiler, Kürt halkının vicdanında zaten mahkûm olmuşlardır.
Tam da bu noktada, sempozyumda da Xanî gibi büyük bir düşünür için bu kadar değerli konuk bir araya gelirken, Xanî’nin diyarında sempozyuma ilginin az olması şüphesiz düşündürücü idi. Doğubayazıt’ta bulunan sivil toplum örgütlerinin, bazı şahsiyetlerin ve Doğubayazıt BDP yöneticilerinin kendilerini ciddi ciddi gözden geçirmesi gerekiyor.
Xanî kimsenin tekelinde değildir. Bazı insanların organizasyonda yer almamaları sonucu sempozyumu provoke eden açıklamalarını hiçbir şekilde samimi bulmamak gerek. Böyle bir çalışmada davetiye beklemek, kendini bu halktan ayrı görmektir. Bu tür insanların Kürtler arasına nifak sokma çabası şüphesiz sonuçsuz kalacaktır.
Kürt halkı dünyaya mal olurken hatta tarih yazarken, dört parçaya dağılmışlığın toparlanması için uğraşırken, böyle küçük düşünüp "ben yoksam, kimse olmasın” anlayışı, bireysel iktidarlıkların peşine düşüp, kendilerini yaşatmaya çalışanların bir an önce kendilerine gelmesi gerek.
Muhalefet olmalı, ama olacaksa da etik olmalı. Bazı şahsiyetlerin belediye ile olan kişisel sorunları bireyselleştirerek, iyi işlere destek yerine köstek olmaları ancak kendilerine zarar verir.
Kardeşlerim, arkadaşlarım, yoldaşlarım,
Ehmedê Xanî hepimizin değeridir. Bütün Kürt halkına mal olmuş önemli bir şahsiyettir. Enerjinizi kumpaslara harcayacağınıza, onu yüceltmek, onunla ilgili çalışmaları desteklemek için kullanmalısınız. Amacınız, halkınızı bütünleştirmek olsun, bölmek değil.
Xanî’nin dizelerine sığınarak bitirmek istiyorum:
“Ben Kürdüm, dağlıyım ve bu dağların kenarındanım.
Kürtlüğün samimi duygularındandır bu konuşmalarım.
Siz o sözleri iyi niyetinize imzalayın.
Onları insaflı kulaklarınızla dinleyin...”