Hiçbir siyasi hamle, hiçbir askeri yahut ekonomik başarı bir sanatçının, bir yazarın bir toplum üzerinde bıraktığı etkiye ulaşabilme şansına sahip değildir. Bu sözü edilen başarılar güncel süreçte, kendi dönemi içinde büyük bir etki gücüne sahip olsa da zamanın aşındırıcı gücü karşısında tutunabilme, etkisini sürdürebilme, hafızalarda kalabilme olanağı çok zayıftır. Ancak siyasi, askeri hamleler, toplumları sarsan başarılı öncülükler kendilerini felsefi öncülükle donatabildiklerinde ama en çok da sanatsal bir ifade ve etki etme olanağına sahip olduklarında çağları aşan bir etki gücüne sahip olabilir, toplumlara yol gösterme, deneyim aktarma özelliğini sürdürebilir.

Tüm bu sebeplerden dolayı dünyada kurulmuş tüm iktidar biçimleri, tüm devlet türleri egemenliklerini kalıcı kılmak, egemenliklerine başkaldıranları kalıcı bir yenilgi ve hezimete uğratmak için o toplumları belleksiz bırakacak saldırılar geliştirirler. Çoğu zaman bir toplumu, bir halkı bir bütün olarak fiziki bir imhaya tabi tutmak mümkün olmaz, bazen de verimli, karlı bir yönelim olmaz. En verimli yöntem hafızasız, kimliksiz, yarın tasavvuru olmayan bir insan güruhu yaratmak ve bu güruhu iktidar çıkarları doğrultusunda yönetmek ve kullanmaktır. 

Kürdistan coğrafyası, bu coğrafyada yaşayan halklar, özellikle de Kürt halkı büyük fiziki kırımlar kadar büyük kültürel kırımlara da maruz kalmıştır. Günümüzde de devam eden özellikle son bir yüzyılın tamamında Kürt dili, edebiyatı, müziği, tüm folklorik değerleri büyük saldırılara maruz kalmış, yasaklanmış, tahrip edilmiş, aşağılanmış, erozyona uğratılmış yahut talan edilerek egemen kültüre mal edilmiştir. Ancak tüm bu fiziki ve kültürel yıkıma karşı Kürdistan halkı büyük bir direniş geliştirmiş ve bu direnişi güncel saldırılar karşısında da büyük bir iradeyle sürdürebilmiştir. Bu direnişin elbette ki en büyük moral kaynağı tarih boyunca yarattığı kültürel mirasın büyüklüğü ve derinliğidir. Kültürel miras öylesine bir derin hafıza, öylesine bir direniş geleneği yaratır ki hiçbir sömürgeci gücün bunu fiziki güç kullanarak yenebilme şansı yoktur. 

Kürdistan’da son iki yıldır büyük tırmanış gösteren sömürgeci siyasi ve askeri yıkım ve saldırı her geçen kültürel boyutunu da tırmandırarak sürdürmektedir. Kürt dili üzerinde geliştirilen yeni yasaklar, Kürtçe müziğe, Kürtleri sembolize eden renk ve sembollere karşı geliştirilen fiili saldırılar her gün yeni boyutlar kazanarak devam etmektedir. 

En son Bazid Belediyesine atanan kayyumun, Bazid ilçesinde türbesi bulunan Ehmedê Xanî’nin heykelini yıkması son derece manidar ve sembolik değeri olan bir saldırıdır. Ehmedê Xanî, Mem û Zîn gibi bir şaheseri dünya edebiyatına, insanlık mirasına kazandırmış bir yazar olmak kadar, Kürtlerin birliğini savunan ve Kürt ulusal değerlerinin sembolü olan bir şahsiyettir. Mem û Zîn gibi bir eser ortada durdukça Ehmedê Xanî gibi bir Kürt dili ustası var oldukça hiçbir sömürgeci güç Kürt dilini aşağılayan, küçümseyen, yok sayan bir tutum geliştiremez, geliştirdiğinde de bir etkisi olmaz. Bir dönem Kürtlerden oy alabilmek, Kürtleri yumuşak yöntemlerle asimile edebilmek için Kürdistan’daki seçim meydanlarında Ehmedê Xanî’yi dilinden düşürmeyen, onun eserlerini basmakla ve Türkçeye çevirmekle övünen AKP’liler şimdi onun heykelini yıkmayı. Ve şunu çok iyi biliyorlar ki Kürtleri, ancak Ehmedê Xanî’yi unutturarak, onun izlerini silerek yenebilirler. Ehmedê Xanî’nin eserlerinin Türkçeye çevrilme çabası da Kürtleri Ehmedê Xanî’yi Kürtçeden dinleme olanağından yoksun bırakma çabasıdır.  

Bu saldırılara karşı Kürt halkının yapması gereken şey Ehmedê Xanî’yi, Melayê Cizirî’yi, Feqîyê Teyranê baş tacı ederek, eserlerini okuyarak, okutarak, bu şairlerin eserleri ve yaşamlarındaki derinlikleri araştırmaya, incelemeye, analize tabi tutarak ulusal bilinci diri tutmak ve büyük insanlık mirasını sahiplenmek olmalıdır.