
Sofokles’in iki bin beş yüz yıl önce yazdığı Antigone tragedyası, günümüzde benzer şekillerde yastan mahrum bırakılma ‘ceza’sının sürdürülmesi sebebiyle gündemimize giriyor ve güncelliğini koruyor. Kemal Demirel’in 1973’te Sofokles’ten uyarladığı Antigone oyununda, insanlık onurunu koruyup, insanca yaşamak için verilen uğraşlar anlatılıyor. Adalet, eşitlik, özgürlük gibi toplumsal sorunlar ve bunların nasıl kazanılacağı Antigone şahsında verilmeye çalışılmış. Yazar uyarlamasında; Sofokles’in yazdığı Antigone’nin, kurgusunu tamamen bozup yeniden yazmış. Sahneleri, karakterleri, çatışmaları, mesajı kısacası her şeyi değiştirmiş. Kemal Demirel hem biçimsel olarak hem de düşünsel olarak değişiklikler yaparak kaynak metinden bağımsız bir uyarlama oluşturmuş.
Oyunun konusu kısaca şöyle: Oyunun başında Eteokles Kraldır. Tahtı Polyneikes’e vermesi gerekirken bunu yapmaması üzerine kardeşini zindana kapattırır. Antigone ise onu zindandan kurtarmak için plan yapar. Çünkü o Polyneikes’in haksızlığa uğradığını düşünmekte ve kardeşine inanmaktadır. Antigone, İsmene ona yardım etmeyince Polyneikes’i tek başına zindandan kurtarır. Birlikte maden ocağına giderler ve halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanırlar. Eteokles bunu öğrenince askerlerini alıp maden ocağına gider ancak burada büyük bir patlama olur ve birçok insanla birlikte Eteokles ve Polyneikes de can verir. Bu olaydan sonra kral olan Kreon, Eteokles’e tören yapılmasını diğer kardeşin ise gömülmeyerek cezalandırılmasını emreder. Antigone ise bu yasağa rağmen halk ile birlikte Polyneikes için görkemli bir tören yaparak onu şehitliğe gömer. Kreon bunu öğrenir ancak arada kalır, bir tarafta yeğeni bir tarafta yasalar vardır. Antigone sarayda beklerken Haimon ve İsmene gelir ona kaçmayı teklif ederler ancak Antigone bunu kabul etmez. Bunun üzerine Kreon, Antigone’yi mahkemede yargılanması için üç yargıcın önüne çıkarır. Mahkemede, yaptıklarını sonuna kadar inandığı değerler ekseninde savunur. Yargılamanın sonunda iki yargıç Antigone’yi suçlu bulur yalnızca biri aksini savunmaktadır ve sonuç olarak ölüm cezası verilir. Son perdede ise hükmün yerine getirilmesi üzerine Haimon da kendisini öldürür.
Uyarlamada, kurgunun yanı sıra karakterlerin de Sofokles’in karakterlerinden bambaşka olduğunu görüyoruz. Antigone iki oyunda da krala, sisteme başkaldıran, kararlı bir karakter olmasına rağmen burada yola çıktığı amaç farklılaşmıştır. Diğer farklılık ise Sofokles’te Antigone kardeşine olan sevgisinden bu eylemi gerçekleştirir, bir başkası için yapmaz. Ancak bu uyarlamada Antigone kardeşine haksızlığa uğradığı için yardım etmektedir, aile bağından dolayı değil. Kreon ise Sofokles’in oyunundaki onun hamartiası dediğimiz sağduyusuz, kararının yol açabileceği felaketleri göremeyen, acımasız Kral figüründen farklı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Uyarlamada Kreon öncelikle bu emri kendi iktidarını pekiştirmek için değil, bir bakıma yasalara uymak ve halkın önünde duyduğu sorumluluğu yerine getirmek mecburiyetinden veriyor. Kreon yine otoriterdir ancak bir nevi buna mecburdur. Polyneikes için üzüldüğünü söyleyerek, Antigone’ye olan sevgisinden bahsederek ve onun için çözüm arayarak insani yanlarını bize gösterir. Aynı zamanda Antigone’ye hayran olmuştur. Konuşmalarında şunu söyler: “Oğlum seni sevmekte ne kadar haklı! Eğer onun yaşında olsaydım, böyle kaya gibi sağlam bir insanı ben de severdim.” Haimon, uyarlamada dürüst, yıllardır maden ocağında işçilerle birlikte çalışan biridir. Antigone’nin ölmemesi için çözümler arar ancak Antigone olacaklardan emindir ve onunla konuşur: “Acı çek ama dimdik ol, zafer bizim, kazanan biziz.” Uyarlamada Teiresias, Euridike, Nöbetçi ve Ulak karakterleri çıkarılmış. Nöbetçiler yerine Subay ve askerler konularak farklı bir hiyerarşik yapı oluşturmuş yazar. İsmene ise kardeşi için üzülen ancak kaynak metindeki gibi çaresiz, elinden bir şey gelmediğini düşünerek kenarda duran bir karakter. Koro’ya ise çok kısa yer verilmiş ve Koro Antigone’yi destekler pozisyonda yer almaktadır. Muhafızların aralarındaki konuşmaları yine toplumsal bir soruna dikkat çekmek için eklenmiş. Maddi olarak adaletsizlik, halkın yoksulluğu onların ise varlık içinde ve amaçsızca yaşamaları günümüzün önemli bir sorunu olarak muhafızlar aracılığıyla dile getirilmiş. Bunun dışında yazar farklılık olarak sahne aralarına Sunucu yerleştirmiş. Sunucu olayları biliyor ve izleyiciye aktarıyor. Oyunun sonunda Antigone cezasını Polyneikes’in ruhunu görerek onun ağzından öğreniyor. Kardeşi kararı açıklarken Antigone’yi cesaretlendirmeye çalışıyor. İnsanlar yaşadığı sürece onun isminin de yaşayacağını ve mücadelesinin hatırlanacağını söylüyor. Bu sahnede ortaya çıkan Koro da benzer destekleyici şeyler söylüyor. “Doğacak çocuklarımızın adı Antigone olacak. Masallar Antigone’yi anlatacak.” Yazar tıpkı bu cümlelerdeki gibi Polyneikes’i onurlu bir insan ve onun yolundan giden Antigone’yi bir kahraman yapıyor. Zayıf bir karakter olarak nitelendirebileceğimiz Haimon’un oyunun sonunda kendisini vurması ile zaafa düştüğünü görüyoruz. Oysa Antigone’nin hayatını düşünerek, Kral olmayı kabul edebilir, ülkesini de onun inandığı ve uğrunda öldüğü değerlerle yönetebilirdi. Yazar bunu Haimon’un genel davranışları üzerine, bu davranışları da Antigone’yi ön plana çıkarmak adına yapmış olabilir. Veya Kreon’un trajedisini artırmak için. Haimon iyi niyetli, dürüst olsa da olayları kavrayış ve algı olarak Antigone’den farklıdır. Zaten yazar bunu gerek ikilinin konuşmaları, gerekse Haimon’un ölümüyle bize veriyor.
Kemal Demirel oyunda köklü değişiklikler yapıyor. Öncelikle yazar uyarlamada mitostan yararlanmamış. Oyunda, Kreon’un buyruğuna karşı Tanrıların yasalarını savunan bir Antigone yerine halkın çıkarları ve buna hizmet ettiğini düşündüğü kardeşini kararlılıkla savunan bir Antigone var. Temel çatışma ölüyü gömme-gömdürmeme diretmesi olmaktan çıkıp, toplumsal bir mesele haline gelmiş. Bu uyarlamayı yazar kaynak metindeki çatışma yerine insanca yaşama, insani değerler ekseninde kaleme almış. Antigone’nin ölüme gitmesi kaderci bir şekilde değil; yaptıkları ve düşleri sonucunda ödeyeceği bir bedel olarak ele alınmış. Antigone ölümden dönmek için burada bir sürü fırsata sahiptir, ancak o inandığı değerler için kendini feda eder. Mesela Haimon planını anlatıp ona kaçmayı teklif ettiğinde onu geri çeviriyor. Burada sevgilisi birlikte yaşamaları isteğinden bahsediyor ancak Antigone, suçlu olmadığı için kaçmayı kabul etmiyor ve bu şekilde yaşamanın aslında yaşamak sayılmayacağını anlatıyor. Bu soylu davranış belki birçoklarına anlamsız gelecektir. Antigone belki kimilerine göre kaçıp sevdiğiyle birlikte yaşayabilirdi ama o zaman Antigone’den geriye ne kalırdı? Tarihe baktığımızda böyle birçok örnek bulabiliriz. Bunlardan biri 1950 ABD’sinde geçen Rosenbergler’in öyküsü. Soğuk Savaş yıllarında Julius ve Ethel Rosenberg Sovyet casusu oldukları iddiasıyla tutuklanırlar, ancak onlar suçsuzlardır. Mahkeme uydurma delillerle onları suçlar ve idam cezasına çarptırılırlar. Karar duyulduktan sonra dünyanın her yerinden Rosenbergler’e destek mektupları yağmaya başlar. Amerika bu baskıyla pazarlığa oturmak zorunda kalır, onlara suçlarını kabul etmeleri halinde cezanın kaldırılacağı teklif edilir. Ancak Rosenbergler her defasında bu teklifi reddederler. Rosenbergler’in infazında bulunan bakan daha sonrasında şu açıklamayı yapar: “Onlara, boyun eğip, suçu kabul etmeleri halinde iki küçük çocuğuna kavuşabileceğini söyledik.” Ancak Rosenbergler’in cevabı şu oldu: “Peki suçsuzluğumuza inanan onca insan, onlar bizim çocuklarımız değil mi? Başımız eğik yaşamaktansa ölmeyi tercih ederiz.” Bu doğrultudan baktığımız zaman Antigone’nin gerekçelerini, amacını kavrayıp onu daha iyi anlayabiliriz. Özellikle Thebai halkına karşı sorumlu olduğunu ifade etmesi, bu yüzden de kaçmaması bu anlamda olaylar arasında benzerlik taşıyor.
Estetik biçim olarak bakıldığında kullandığı dil şiirsel olmayan, sadeleştirilmiş bir dildir. Diğer yandan Koro’nun rolünü azaltmış, bunun yerine olayları önceden haber veren Sunucu’yu eklemiştir. Buradaki amaç Koro’nun Antigone’den yana olmasını sağlamak olabilir. Uyarlamada biçimsel olarak bir netlik olmadığı görülüyor. Ne tam anlamıyla dramatik yapıyı korumuş, ne de epik bir yapı oluşturmuş. Yer yer karakterlerin psikolojik tahlilleri de yapılmış. Yazar kaynak metnin yapısını uyarlamadaki iletiye hizmet etmek için bozuyor. Oyunda aynı zamanda duygulara da yer verilmiş. Örneğin; Sofokles’te tam olarak bilmediğimiz Antigone-Haimon aşkına uzunca değinilmiş. Uyarlamada Nazım Hikmet’in Tartüf’ündeki kadar olmasa da zamanlar arasılık var. Oyundaki sinema, maç muhabbeti, polis, jandarma, silah gibi nesnelerle yer yer bu sağlanmaya çalışılmış. Ancak Nazım’ın oyunu kadar bilinçli yapılmamış bu, genelde ayrıntılarda kalmış, bu anlamıyla da net bir zaman dilimi belirtmiyor.
Yazar Antigone’yi kahramanlaştırıyor ancak bunu yaparken de aynı zamanda halk desteğinin olduğunu gösteriyor. Kaynak metindeki ölüyü gömmeme hadisesi inançsal yönüyle verilen bir ceza olarak o günün toplumu açısından çok etkiliydi. Ancak bu uyarlamada görüyoruz ki; Kreon bu cezayı Tanrısal bir takım inançlara dayandığı için değil halk önünde onu aşağılamak için, bir kirli savaş yöntemi olarak kullanıyor. Bugün yastan mahrum bırakılan yüzlerce insana, yanı başımızda yıllardır oğullarını, kızlarını arayan Cumartesi Anneleri’ne bakarsak bunu daha iyi anlayabiliriz. Uyarlamada da nasıl diğer olaylar Tanrısal bir yan taşımıyorsa bu cezalandırma da Tanrısal değil bir bakıma iktidarın gerekliliği, halk karşısında zorunluluk olarak yapılıyor. Yazar, bir yandan yasaların adaletsizliğini eleştirirken bir yandan da yasaların koruyucusu ve uygulayıcısı olan yargıçlar tarafından Antigone’yi cezalandırarak sistemin kokuşmuşluğuna dikkat çekiyor.
Sonuç olarak; Kemal Demirel karakterlerde, biçimde, öyküde yaptığı değişikliklerle oyunu politikleştirerek amacına uygun ve buna hizmet eden bir uyarlama sunuyor bizlere. Uyarlama bu anlamıyla salt kuru bir sistem eleştirisi olmaktan çıkıp kurduğu yapıyla da kaynak metinle düşünsel bir alışverişe giriyor. Bu klasik eserin uyarlaması aracılığıyla bugünün izleyicisine, okuyucusuna bir şeyler söylüyor. Devlet hegemonyasına karşı, yasaların halk için değil devlet için var olduğu bu düzende, kardeşi için adalet arayan bu genç kadın bize bir şeyler söylüyor. Atina’da köleliğin devam ettiği ‘demokrasi’ye bir kadın olarak başkaldıran Antigone, Demirel’in bu oyunuyla başkaldırıyı, isyanı, halkı için kendini feda etme noktasında büyüterek çağdaş bir kahraman oluyor yeniden. Uyarlamayı oturttuğu zemin açısından yazara çeşitli eleştiriler sunmak mümkün ancak uyarlama yola çıktığı amaca hizmet ettiği için bu anlamda önemli bir oyun olma niteliği taşıyor.