
Doğal deterjan ürettiler
Dernek olarak ilk deneyimlerinin Dêrsim’de kurdukları JUJI ekolojik kampı olduğunu söyleyen Ruspi, EKO JÎN’in kurulma hikayesi şöyle anlattı: “EKO JÎN’i kurma kararı Hasankeyf’te alındı. EKO KEYF diye başlatmış olduğumuz atölye çalışması ile permakültür (sürdürülebilir tarım) kursları başlattık. Örneğin atölyede ilk doğal yollardan deterjanımızı elde ettik. Doğada bulunan ve katıksız malzemelerden elde etmiş olduğumuz ürün, aslında bizden önceki kuşağın kentleşme ve modernleşmenin işgaline uğramadığı dönemlerde kullandıkları tarifti. Bu bizim için önemli bir çıkış noktasıydı. Hasankeyf’in doğal güzelliğinin barajlar altına bırakılmasına karşı bizim de barajlara karşı ekolojik tavrımızın Hasankeyf’te başlaması gerektiğini düşündük. Ayrıca yalnızca barajlar değil, doğadaki biyolojik çeşitliliği kurtarmak, doğanın yağmalanmasını önlemek, Kürdistan’da savaşın yarattığı tahribatı yenilemek ve şuan sürdürülen saldırıları nasıl bloke edebiliriz diye düşünürken EKO JÎN doğdu.”
Sürdürülebilir yaşam
Derneği kurarken özellikle permakültürcülerden ilham aldıklarını dile getiren Ruspi, “1992-93 yıllarında Küba yıkılmak üzereyken permakültürle kendini yeniden yarattı. Petrol ve yedek parçaların olmayışından ötürü insanlar işe gidemez duruma gelmişti. Üretim olmadığı için ekonomik anlamda tam bir çıkmaza giren Küba’da yoksulluk her geçen gün arttı. Buna karşın Küba yönetimi permakültürcüleri ülkelerine davet ederek doğal ürün elde etmenin çalışmalarını başlattı. İlk aşamada bir vagon dolusu bisiklet getiren permakültürcüler, yaşamı motor gürültüsü ve petrol araçlarından arındırdı. Daha sonra evlerin balkonlarında ve tarlalarda doğal ürün elde etmenin yollarını tarif ederek ABD’nin ambargosunu kırdılar. Biz de eğer ekolojik bir yaşam düşünüyorsak öncelikle permakültürü öğrenmeliyiz diye bir çıkış noktası yarattık” diye konuştu.
Ekolojik savunma tüm canlıları kapsar
Savaşların yoksul ülkelerin doğal kaynaklarına dönük olduğunu belirten Rusyi, Kürdistan’daki savaşta da kaynakların tüketildiğine dikkat çekti. “Ekoloji bozulursa yaşam sona erer” uyarısında bulunan Ruspi, ekolojik mücadeleyi şöyle anlattı: “Ekolojik savaş yalnız bir ağacın kurtarılmasına dönük değildir. Ağaçta ekolojinin bir parçasıdır. Yalnızca ağaçları kurtarmak için savaşılmaz, ekolojik savunma tüm canlıları kapsayan geniş bir hareket alanıdır. Örneğin iktidarlar öncelikle insan ekolojisine saldırırlar. Sosyal ekolojiye yani. İnsanı toprakla olan bağını kopararak onu beton binalara hapseder. Türk devleti de yıllardır Kürdistan’da bunu uyguladı. Savaşı, dini ya da milli bir maske ardına gizleyerek, Kürdistan’daki insanları köylerinden, yurtlarından ve yaşamlarından kopararak onları şehirlere hapsetti. Savaşın somut araçları ile yok edemediğini yoksullukla yok etmeyi düşündü. Biz de insan ekolojisini iktidarın elinden kurtarmak için geçmiş bilgilerimize ulaşarak yaşadığımız bölgelerde ekolojik yaşam alanları oluşturmaya çalışıyoruz.”
Ekoloji Akademisi kurmak istiyorlar
Yeni kurulmalarına rağmen Gezi Parkı eylemlerine çadır kurarak destek veren ve Erciş’teki ağaç kıyımına dikkat çekmek için Amed Sanat Sokak’ında bir tiyatro gösterisi yapan EKO JÎN’in iki büyük hedefi var. Bunlardan bir tanesi, Amed’de ekolojik akademi ve bir köy kurmak; diğeri ise Dêrsim’den Hewler’e bisiklet sürmek. Amed’de 100 dönümlük bir arazi üzerinde hem ekoloji akademisi kurmak hem de köy oluşturmak için projelerini Büyükşehir Belediyesi’ne sunacak olan EKO JÎN üyeleri, 9-25 Ağustos tarihleri arasında ‘Xwedî li xwezaya xwe derdikevim-Doğama sahip çıkıyorum’ adı altında ve ‘Yıkıma ve Talana Karşı Pedala Bas’ sloganıyla Dêrsim’den Hewler’e bisiklet turu düzenliyor. Bisiklet turuyla ilgili de bilgi veren Ruspi, bu geziyle amaçladıklarını açıkladı: “Birincisi güzergahımız üzerindeki baraj inşaatlarına karşı protestolarımızı sürdürmek, ikincisi bilgi ve tohum takası yaparak, geçmiş deneyimlerimizle buluşup günümüz şartlarına uyarlamak. Üçüncüsü ise Şırnak’tan sonra sanki bir duvar var, biz bu etkinlikle sınırın öte yakasına geçince yaşananları anlatma şansımız olacak. Biz bu coğrafyayı tanıyoruz ancak oraları bilmiyoruz. Ne ile karşılaşacağımızı da amacımızı da oradaki bilgilere ulaşıp hem coğrafyayı tanıma hem de bilgi alışverişinde bulunmak.”
ERDAL ÖLMEZ/ST. GALLEN