Ekonominin öz yönetimin olmazsa olmaz boyutlarından olduğunu söyleyen Amed Büyükşehir Belediyesi Yerel Ekonomiyi Güçlendirme Daire Başkanı Necati Pirinççioğlu, yerelde yaptıkları çalışmaları "Örgütlüyoruz, komünleştiriyoruz" sözleriyle özetledi.

DBP Yerel Yönetimler'in "öz yönetim" buluşmasına katılan Yerel Ekonomiyi Güçlendirme Daire Başkanı Necati Pirinççioğlu, ekonominin öz yönetimin olmazsa olmaz boyutlarından olduğunu söyledi. Ekonomik modeli olmayan sistemlerin çökmeye mahkum olduğunu ifade eden Pirinççioğlu, demokratik öz yönetim için de topluma dayalı ekonomik bir sistemin inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Pirinççioğlu, "Karar alma, yürütme ve uygulama süreçlerinde toplumun olmadığı bir ekonomik modelin hayat bulma şansı yoktur. O açıdan yaşadığınız coğrafyanın toprağına, iklimine göre de toplumun kendi karar vereceği sistemi geliştirmek gerekiyor" dedi. 


Köylerden kentlere örülmeli

Yerel ekonomik faaliyetlere vurgu yapan Pirinççioğlu, üst politikalarla yereldeki bir ekonominin örülemeyeceğinin altını çizdi. Pirinççioğlu, "Örneğin, üst politikanın Siirt'teki, Bingöl'deki ekonomiye karar verme durumu olamamalı. Her il, ilçe ve köy kendi modeline karar verip oturtmalı. Köyden büyük kentlere kadar ekonomik modeller örülmelidir. Ekonomide en önemli nokta demokrasidir. O doğaya uygun, o yerelin kabul edebileceği, o yerelde yetişen ürünlerin çalışmalarını yürütmek gerekir. Onu da zaten yerel halk bizden daha iyi bilir. Yerel halkın ekonomik bilgisini katmak gerekiyor. Bu yöntemle merkezle de bağı koparmış oluyorsunuz. Halkın sistemle ilişkisini ancak bu şekilde kopartabilirsiniz" diye konuştu.


Sistem göçü hedefliyor

Toplumcu ekonomiye dayanan sistemin önemini vurgulayan Pirinççioğlu, öz yönetimin üretimden koparılmış toplumun yeniden üretimin içine çekildiği bir sistem olduğuna işaret etti. İnsanların iş bulamadığı anda göç ettiğini ve sistemin bir şekilde insanları kendine bağımlı halde tuttuğuna vurgu yapan Pirinççioğlu, göç ve sistem arasındaki bağı şu sözlerle özetledi: "Sistem, 1990'lı yıllarda köylerde üretici bir pozisyonda olan insanları göç ettirdi ve  içinde yok etmeye, bağımlı kılmaya çalıştı. O dönemki politikaların asıl amacı da buydu. Bir tanesi, gerillayı o bölgede yalnızlaştırmak da istediler, bir boyutu da kendi ayakları üzerinde durabilen insanları sisteme bağımlı hale getirdiler. Göçün en iyi faydacıları kapitalist sistemdir. Çünkü ucuz iş gücü olarak görüyor ve onun için savunuyor. Tüm kapitalistler göçü hedefleyerek, daha fazla kentleşmeyi sağlayarak, bunu yapmaya çalışır. Köyde her evin kendi ekonomik bağımsızlığı vardır, ama kentte onu yapma şansın yok. Sistem her zaman göçü hedefliyor. Savaşların çıkarılma nedenlerinden bir de bu sistemleri beslemek üzerinedir." 


Göçün önüne geçilmeli

Ekonomik sistemin oluşmasıyla göçlerin önüne geçileceğini, en büyük öz savunmanın ise bu olduğunu belirten Piriççioğlu, "Biz ekonomik sistemimizi oluşturduğumuz zaman ekonomik göçleri de engellemiş oluruz. Bu öz savunmanın temel yapısıdır. Her alan öz yönetimin bir parçasıdır. Bugün öz savunmanın bir boyutunun yansımasını görüyoruz. Bugünden yarına bütün ayaklarını oturtmak herkesin sorumluluğundadır" dedi. 


Ekonominin inşası için çalışmalar

Ekonomik boyuta ilişkin iki yıldır tartışmalar yürütüldüğüne, kongreler ve atölyeler yapıldığına işaret eden Pirinççioğlu, bunların ışığında ekonomik alanın yüze 50'sinin belediye tarafından örgütlenmesine karar verildiğini hatırlattı. Büyükşehir belediyelerin Yerel Ekonomiyi Güçlendirme Daireleri ve diğer belediyelerde ise birimlerin kurulduğunu kaydeden Pirinççioğlu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Yerel Ekonomiyi Güçlendirme Dairesi kapsamında yürütülen çalışmaları da aktararak, Bismil Ambar'da mevsimli işçi göçünü engellemek amacıyla halkın kullanımı için tarlalar ve kent merkezinde de kent bahçeleri oluşturulduğunu kaydetti. 


'Örgütlüyoruz, komünleştiriyoruz'

Yapılan faaliyetlerin ekonominin yeniden örgütlenmesinin bir ayağı olduğunu belirten Pirinççioğlu, şöyle devam etti: "Kent bahçeleri ile kadınlar, binaların arasında domates, biber, salatalık yetiştiriyor. Dün göçe giden kadınlar, kent bahçelerinde üretime dahil oluyor. Kentin de bu tarz mekanlara dahil olduğunu bizim öğretmemiz lazım. Belediyelere bu anlamda ciddi bir rol düşüyor. Halkın talep ettiği, önceden de yürüttüğü çalışmalara destek oluyoruz. Örgütlüyoruz, komünleştiriyoruz, kurdukları örgütlere destek veriyoruz. Böylelikle yerelden yürütüyoruz."


DİCLE MÜFTÜOÐLU/ ÖZGÜR PAKSOY/ DİHA/AMED